I Toplumsal ve küresel kargaşa, kaos, savaş, sömürü, adaletsizlik, ekonomik ve sosyal dengesizlikler, baskılar, zulümler... Dünyamızı sarmış durumda. Bunların müsebbipleri ve mağdurları, bozguncu başı Trump ve onun yavrusu Netanyahu başta olmak...

Deizm ve sekülerizm özellikle Aydınlanma sonrası yaygınlık kazanmıştır. Bu iki kavramın özü, Tanrı'nın doğaya ve insan ilişkilerine müdahale etmeyeceği/edemeyeceğidir. Deistler, ateistlerden farklı olarak Tanrı'yı yaratıcı olarak görmekle birlikte, onun evrene müdahil olmasını kabul etmezler.

Modernleşme sürecinde Osmanlı İmparatorluğu'nda geleneksel medrese sisteminden ayrı biçimd seküler eğitim kurumları ve yabancıların açmış olduğu okullar yaygınlaşmaya başlamıştır. Doğal olarak eğitimde farklı değerlere dayanan ikili bir yapı ortaya çıkmıştır.

“Müslüman Akıl” Ne Demek?
“Müslüman akıl”dan maksadımızın ne olduğunun çerçevesini çizmeden önce, neden “İslâm aklı” terkibini seçmediğimizi kısaca açıklamamız gerekmektedir.

(Ömer Küçükağa Hocamızla röportajımız devam ediyor.)
Medeniyet: Vahdet gazetesi sizlere çok büyük tecrübeler kazandırdı. Buradan devam edebilir miyiz?
Küçükağa: Evet, çok büyük tecrübeler kazandım gerçekten. Bu hususla ilgili söyleyeceklerim var.

Medeniyet Vakfı İstanbul Şubesi'nin organize ettiği yaz okulu etkinlikleri Samandıra Kültür Merkezi'nde devam ediyor. İlk ve ortaöğretim çağındaki çocuklarımıza başta yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim'i okuma, siyer, temel dini bilgiler, hadis, temel ahlaki bilgiler dersleri verilmektedir.

İyilik ve kötülük gibi değerler sadece insana özgüdür. Canlı ya da cansız olsun diğer varlıkları bu ve benzeri olgularla nitelendiremeyiz. Her birimiz iyilik lafzını duyduğumuzda hafızalarımızda ona dair birçok şey canlanır.

Cam kırıkları gibidir bazen kelimeler, ağzına dolar insanın. Sussan acıtır, konuşsan kanatır. Acıtan ve kanatan o kadar çok yaramız var ki millet ve medeniyet olarak… Bazen bir kelime asırlık dertleri ifade eder, onu anlamak ve derk etmek dertleri çözmek demektir.

Aramızdaki her ayrılık, her bölünme, gücümüzü zayıflatan her çekişme, düşmana verilen üstü örtülü bir destektir. Başta toplulukları peşinden sürükleyen veya sözü dinlenenler -parti, cemaat, tarikat ve kanaat önderleri- olmak üzere bilerek veya bilmeyerek tefrikaya, Müslümanların enerjilerini ve zamanlarını birbirlerine karşı harcamalarına sebep olanlar büyük bir vebal altındadır.

Medeniyet Vakfı’nın 6-8 Ekim 2017 tarihlerinde Kütahya’da tertip ettiği “Eğitim Seminerleri”nde sunulan tebliğler bir kitapta toplanarak yayınlandı. Dr. Ahmet Zeki İzgöer’in editörlüğünde yayına hazırlanan kitap, Medeniyet Vakfı’nın değerli hocalarından M. Beşir Eryarsoy’un sunuş yazısı ile okuyucuya takdim ediliyor.