• TÜRKİYE'NİN KARŞI KARŞIYA KALDIĞI MESELELER

      Türkiye, Birinci Cihan Harbi’nden bu yana bu kadar problemi aynı anda yaşamamıştır. Bir asırdır karşı karşıya kaldığımız her bir problemin birkaç katı kadar problemlerle yüz yüzedir ülkemiz. Bu durum; Türkiye’nin yanlışları yüzünden mi olmuş,...

DUYURULAR

KÜÇÜK ALEMDEKİ MEDENİYET

İnsanın hikâyesi Allah’ın (cc) bir gün meleklere yeryüzünde halife yaratacağını söylemesi ile başlar. Yeryüzünde Allah’ın halifesi olarak yaratılan insan, bütün bir hayatı Rabbine adayacak, tüm işlerinde O’nun tesis edilmesini istediği adaleti kuracaktır. Bu adaleti kurabilmesi için Allah ona bir akıl vermiş ve bu aklı kendisi ile kullanacağı isimleri/ilmi de öğretmiştir. İsimleri/ilmi doğrudan Allah’tan (cc) alan ilk insan, şeytanla ilk sınanmasından sonra Allah’a adanmış bir hayatı ilmek ilmek dokumak üzere yeryüzüne gönderilmiştir.

HATALARIMIZI DUYMAYA OLAN İHTİYACIMIZ

İnsanların hayatlarında maksat ve gayeler hemen her zaman önemli bir yer tutar. Her sabah uyanıyor, gün boyu çalışıyor, akşamları da ertesi gün tekrar çalışmak için dinleniyor olmamızın bizde bir anlamı vardır. Hayatın akışı içerisinde kimi istek ve arzularımızı aslî gaye; kimilerini de bizi bu gayelere ulaştıracak ara gayeler haline getiririz. En sıradan olanından en ulvî olanına kadar gayeler hayatımıza yön verir, yaptığımız ve yapmaktan imtina ettiğimiz eylemleri tayin ederler.

BİR DARBE KALKIŞMASININ ARDINDAN

1- Müslümanlar gerek kendi dindaşları olsun, gerekse herhangi bir inancın müntesibi olsun, insanların ait oldukları hukukun net olarak bilinmesini ve onların o hukuka sadık kalmalarını ister. Hangi hukuk olursa olsun, bir inanç ve hukuk bütünlüğüne aidiyet belirtildikten sonra, o hukukun dışında bir şekilde hukuksuzluğa ve anarşiye yol açan tutum ve davranışlara ise müsamaha göstermezler. 15 Temmuz akşamı yaşanan darbe kalkışmasının ne İslam hukukunda ne de beşerî hukukta meşru bir yeri vardır. Bu yönüyle yönetim ya da iktidarı ele geçirme yolları içinde en zalimane ve en cahilane olanıdır.

AKLIN ANLAMI

Canlıların yaşamında “hayatta kalma” ve “neslini devam ettirme” olmak üzere iki temel meselenin bulunduğu görülür. Her bir canlı kendi hayatiyetini devam ettirmek için yemek, barınak vb ihtiyaçlarını arar. Diğer taraftan da kendi neslini devam ettirir. Hayvanların kendi ihtiyaçlarını temin ederken kullandıkları bilginin içgüdüsel olduğu ifade edilir. Biz buna canlılığının getirdiği iç yönelimler olması ve ‘nefs’in ‘can’ anlamı taşıması sebebi ile nefsî bilgi de diyebiliriz.

ÇAĞIN GÖÇMENLERİ

Her insan belli bir zaman ve mekânın içine doğar. Bir mekânda büyür, alışkanlıklarını, davranışlarını, duygu ve düşüncelerini bu mekânda kazanır. Mekânın insana sunduğu tabii ve beşerî şartlar, insanın kendi kendisini inşâ ederken kullandığı malzemelerdir. Söz gelimi kutuplarda dünyaya gelmiş birisi, ekvator kuşağında giyilen bir giysiyi giyinmediğinden o giysiye karşı zevk de geliştiremez.

KİŞİNİN MEDENÎLİĞİNDEN ÜMMETİN MEDENİYETİNE

İslam Medeniyeti üzerine yapılan konuşma ve araştırmalarda kaçınılmaz olarak ‘medeniyet’in ne olduğu sorusu gündeme gelmekte, birçok mütefekkir tarafından ‘medeniyet’e farklı yaklaşımlarda bulunulduğu görülmektedir. ‘Medeniyet’in ne olduğuna farklı tanımlar getirilebiliyor olsa da, Medeniyet’in “bir inanış ve yaşam biçiminin zaman-mekân kesitinde tezahür etmesi” olduğu yine hemen her mütefekkirin işaret ettiği bir hakikattir.

DEĞİŞ(TİR)MENİN İMKÂNI

İnsanlar şuur sahibi olmaya başladıkları andan itibaren hayatlarına belirli inançlar ve arzularla devam ederler. İnsanların sahip olduğu bu inanç ve arzular, kendilerinin gerçekleştirilebilmesine ilişkin bir arayışı da tetikleyecek güce sahiptirler. Böylesi bir arayış şu veya bu şekilde gerçek olması istenen şey için bir “ideal” konumundadır. “İdeallerimiz” veya “olması gerekenlerimiz” çevremizdeki şartlara müdahalede bulunuşumuzun manevi güç birikimidirler.

KAVRAM BURÇLARININ FETHİ

“Fetih” ve “işgal” bir beldenin ya da bir mekânın ele geçirilmesi manasına gelmeleri bakımından birbirleri ile benzeşseler de, ele geçirenin ele geçirmesinden sonra tahakküm kurduğu mekândaki tutum ve davranışı yönüyle birbirinden ayrılırlar. Ele geçirilen mekânın yeni hâkimi şayet orayı ötekileştirmez, kendi ülkesinin bir parçası sayar ve kendi ülkesinde kurduğu düzeni orada da devam ettirirse, bu bölge artık o hâkimin ülkesine açılan, o hâkimin ülkesi için kazanılmış bir diyar olur. Ve tarih bu ‘açışı’ bir ‘fetih’ olarak yâd eder.

ZAMAN HIZLI MI AKIYOR?

Yılların göz açıp kapayana kadar geçtiği söylenir… Öyle hızlıdır ki zaman; takip etmek de yakalamak da birbirinden zordur anlatılanlara göre… Ve söylendiğine göre bütün bir hayat bir günden farksızdır... Peki gerçekten öyle midir? Gerçekten zaman hızla mı akmaktadır? Sanırım zamana biraz daha farklı bakmayı deneyebiliriz.

medeniyet bulten logo

ömer hoca ile röportajlar

tefsir 2017 2018 1

Yazanlarımız