• TÜRKİYE'NİN KARŞI KARŞIYA KALDIĞI MESELELER

      Türkiye, Birinci Cihan Harbi’nden bu yana bu kadar problemi aynı anda yaşamamıştır. Bir asırdır karşı karşıya kaldığımız her bir problemin birkaç katı kadar problemlerle yüz yüzedir ülkemiz. Bu durum; Türkiye’nin yanlışları yüzünden mi olmuş,...

DUYURULAR

HALEP’TE İNSANLIK YOK EDİLİYOR!

Sizler bu satırları okurken muhtemelen yanı başınızdaki Halep’te bir bebek daha katlediliyor olacak. Yüzü gözü kanlar içinde bir yavru, canhıraş çığlıklarla viraneler arasında anne babasını arayacak. Belki bir baba, çaresizlik içinde kucağındaki ölü çocuğunun melek sima yüzüne bakıp gözyaşı dökerken ABD, Rusya ve İran haçlı şer ittifakının zehirli kurşunlarıyla bir kez daha vurulacak yüreğinden. Belki bir mücahit daha düşecek şehadet şerbetini içerek mümbit Bilâd-ı Şam topraklarına. Belki bir çocuk daha yetim kalacak, belki yüzlerce belki binlerce çocuk, kadın, yaşlı daha aç susuz, ser sefil Hakk’a yürüyecek…

EĞİTİM TEVHİD EKSENLİ OLMALIDIR

Eğitim; insan ve toplumları değiştirip dönüştüren, inşa eden bir kurumdur. İdeal nesiller, asırlık devlet ve medeniyetler esasında bu kurumla vücudiyet bulurlar ve kalıcılıklarını artırırlar.  Her eğitim sistemi kendi insan tipini var etmeyi amaçlar. Bütün eğitim sistemleri; zihnen, fikren, fiilen, duruş, bakış, anlayış ve algılayış olarak kendi normlarına, kendi hayat anlayışlarına, kendi istek ve arzularına, hedef ve gayelerine uygun nesiller “yaratmak” ister. Bu da onların pek tabii hakkıdır. 

USÛL BİL, ÜSLÛP BİL, ÂDÂP BİL!

Kelimeler manaya giydirilmiş elbiselerdir. Elbiseyi değerli kılan içindekiler, içindekileri değerli kılan da elbiselerdir. Her ikisini güzel ve anlamlı gösteren ise usûl ve üslûptur. 

Mana kelimenin dışına sızar. Çoğu zaman kelimenin seslerinde ve sesleminde görünür, dile gelir, canlı bir hüviyete bürünür. Güzel bir sözün seslemi usûlüne, üslûbuna uygun değilse mana asıl bağlamından uzaklaşıp başka başka manalara gelebilir.

CAN NEDİR Kİ VERMİYEM CÂNÂNIMA

“Muhakkak ki insanlar için kurulan ilk mabet, Mekke’deki çok mübarek ve bütün âlemlere hidayet kaynağı olan Kâbe’dir. Onda apaçık deliller, İbrahim’in makamı vardır. Oraya giren güvene erer. Oraya gitmeye bir yol bulabilenlerin Beyt’i haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerindeki bir hakkıdır. Kim inkâr ederse şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir.” (Âl-i İmrân Sûresi, 96-97)

BU TOPRAKLAR İSLÂM COĞRAFYASIDIR, HAİNLERE VE KATİLLERE BIRAKILAMAZ

Kırk yıldır bu toprakların maddi manevi değerlerini din ve ahlâk kisvesi altında sömüren Fethullah Gülen ve cemaati, “hizmet”, “himmet”, “rıza-i Bari”, “ihlâs” gibi dini kavramları kullanarak toplumu kandırmış; yalan rüyalar, asılsız kerametler, sahte mehdilikler ile insanları aldatmış ve “şakirt”lerine dünya ve ahiret saadetini vaat etme hokkabazlığını göstermiştir.

KİBİRDE BENLİK İDDİASI VARDIR

“Küçücük bir fare kocaman bir devenin yularını tutmuş kurula kurula gidiyordu. Kendi küçüklüğünü görmeden:

- Meğer ben ne müthiş bir pehlivan ne müthiş bir yiğitmişim diye böbürlendi. Gide gide bir nehrin kenarına geldiler. Nehri gören fare, şaşkınlık içinde donup kaldı.
Deve manidar bir şekilde:

medeniyet bulten logo

ömer hoca ile röportajlar

tefsir 2017 2018 1

Yazanlarımız