• TOPLUMSAL VE KÜRESEL KARGAŞA VE ÇÖZÜM YOLLARI

      I Toplumsal ve küresel kargaşa, kaos, savaş, sömürü, adaletsizlik, ekonomik ve sosyal dengesizlikler, baskılar, zulümler... Dünyamızı sarmış durumda. Bunların müsebbipleri ve mağdurları, bozguncu başı Trump ve onun yavrusu Netanyahu başta olmak...

DUYURULAR

HZ. İBRAHİM'İN HAYATI BİZE NE ANLATIYOR?

hz. ibrahimin hayati

Hz. İbrahim aleyhisselamı konuşmak, yalnızca tarihte yaşamış büyük bir peygamberi anmak değildir. Bu konuşma, hakikatin izini sürmek, teslimiyetin ne olduğunu yeniden anlamak, tevhidin neyi zorunlu kıldığını kavramak ve insanın hangi istikamette dirilebileceğini idrak etmek için bir tefekkür davetidir.

BİR GÜZEL DOSTUN ARDINDAN DİLE GELENLER

alparslan durmazın aziz hatırasına

Bazı insanlar hayattan çekilip gittiklerinde geride sadece bir isim değil, bir iklim bırakırlar. Onlarla geçirilen günler, yapılan sohbetler, paylaşılan hatıralar birdenbire daha kıymetli görünmeye başlar. Alparslan Durmaz kardeşimizin vefat haberi geldiğinde içimizde beliren duygu da işte böyle bir eksilişin sessiz fark edilişiydi.

İnsan bazen bir ölüm haberiyle yalnızca bir dostunu değil, hayatındaki zenginlikleri ve mutlulukları da kaybettiğini hisseder. İşte Alparslan Durmaz dostumuzun vefatı içimizde böyle bir boşluk bıraktı. Bazı insanların yokluğu, gündelik hayatın akışı içinde fark edilmeyen eksiklikleri birden görünür hâle getirir. Onun gidişi de böyle bir hüzün bıraktı geride.

Cenaze günü İnegöl Hacı Yusuf Şahin Camii’nin avlusu çok kalabalıktı. Uzaktan yakından gelen insanlar, sessiz bir veda ve vefa halkası oluşturmuştu. Öğrenciler, öğretmenler, İnegöl Millî Eğitim camiası, konu komşu, mahalle sakinleri… Herkes oradaydı. Cami lebalep doluydu; avlu insan kaynıyordu. Kabristana uzanan yol da aynı kalabalığın ağır sessizliğiyle dolup taşmıştı. Mezar başı da mahzun, elemli, yanık yürekli nice insanla çevrilmişti. Sanki şehir, öğretmeniyle birlikte güzelliğini, varlığını, güven duygusunu da uğurluyordu.

Omuz verdik tabuta, ağır değildi fakat asıl ağırlık, o tabutla birlikte toprağa emanet edilen hatıraların yüküydü sanki. Böyle kalabalık cenazeler, insanın dünyada biriktirdiği sevginin ve saygının görünür hâlidir. İnsan biraz da ardında bıraktığı vefa kadar yaşamış sayılır.
Cenazede ayrıca unutulmayacak bir an vardı. Emekli imam hatip olan kayınbabasının namazın ardından yaptığı duygulu kısa konuşma ve ardından oğulları Seyfullah, Muhammed, Alperen ve Hamza’nın “Babamızdan hakkı olan varsa biz buna kefiliz ve gereğini yerine getirmeye hazırız Allah’ın izniyle.” şeklindeki sözleri, orada bulunan herkesi hem duygulandırdı hem de gururlandırdı. Bu tavır, sadece bir veda olarak değerlendirilemez; bir ahlakın, bir sorumluluk bilincinin devam ettiğinin de göstergesiydi. Babadan oğullara sirayet eden bir ahlak ve özgüven… Anlaşılan odur ki geride bırakılan miras, sadece maddi değil, aynı zamanda güçlü bir vicdan ve güven duygusudur.

Üniversite arkadaşı İbrahim Özer aramıştı defin sonrası. Biz o sırada araçla Dr. Kenan, Köksal ve Başar hocalarla İstanbul’a dönüyorduk. Telefondaki ses oldukça durgun ve hüzünlüydü. İçe çöken acı ve elem, kelimelerinden çok, durgunluğunda hissediliyordu. Aynı yolun içinde, aynı sükûtun içinde bir kaybı taşımak gibiydi bu hâl.

Vefatından bir gün sonraki gece, merhumun kadim dostlarından Ahmet Güney aramıştı. Telefonda uzunca konuşup dertleştik. Cenazeye iştirak edemeyişinin üzüntüsünü paylaştı evvela. Yurt dışı seyahatindeymiş resmî görev icabı… Sesi acıyla doluydu. Sohbetin bir yerinde şu cümleyi kurmuştu kadim dost: “Alparslan kardeşimiz hakkında kötü konuşacak birini bilmiyorum.” Bu söz, aslında onun hayatının kısa ve öz bir özeti gibiydi. Bir insan hakkında böyle bir kanaatin oluşması, yıllar boyunca biriktirilmiş bir ahlâkın ve güvenin sonucudur.

Kendisiyle otuz yıla yaklaşan bir dostluğumuz vardı merhumun. Onu üniversite yıllarından beri tanırdık. Kıtalarımız, üniversitelerimiz, bölümlerimiz ayrı olmasına rağmen öğrencilik yıllarında bazı haftalarda ve belli programlarda merhumla çok sık olmasa da görüşüyorduk. Bu görüşmeler bazen yılların yükünü hafifleten kısa buluşmalar olur, yine de dostluk bağını diri tutmaya yeterdi.

O yıllardan bugüne değişmeyen bazı özellikleri vardı: dürüstlüğü, samimiyeti, içi dışı bir oluşu ve ahlâkî duruşu. Koca yürekliydi, insanlara karşı merhametliydi, dost canlısıydı. Yanında bulunan herkes onun sıcaklığını ve samimiyetini hissederdi.

Öğrencilik yılları sona erince herkes bir yerlere gitti. Giden de oldu, kalan da; dökülen de oldu, toparlanan da… Zaman akıp geçti; herkes kendi yoluna, kendi görev yerine gitti. Kimimiz öğretmen, kimimiz mühendis, kimimiz doktor, kimimiz hâkim ya da iş adamı veya idareci oldu. Hayat bizi farklı şehirlere ve farklı meşgalelere sürdü. Merhum da en son Bursa İnegöl’de karar kıldı.

Yıllar ve mekânlar buluşmalarımızı seyrekleştirdi. Artık yılda en fazla bir iki defa, genellikle ortak programlar vesilesiyle bir araya gelebiliyorduk. Bazen İstanbul’da, Konya’da, Kütahya’da; bazen Antep’te, Rize’de, Afyon’da ya da daha başka yerlerde buluşur; geçmiş günleri elekten geçirir, hatıraları tazelerdik. Bu yıl da sözde Çanakkale’de buluşacaktık. Fakat merhum altı yedi aydır hastaydı ve yatağından hiç kalkamıyordu. Gelebilir miydi ki? Ne mümkün! Zaten kaderin takdiri başka oldu…

Alparslan Hoca, inancını hayatının merkezinde taşıyan biriydi. Tam inanmış bir Müslüman’dı. İlimle uğraşmayı, araştırmalar yapmayı, kitap okumayı, özellikle de Kur’an okumayı çok severdi. Bildiğim kadarıyla temelden bir Kur’an eğitimi, mektepten bir kıraat dersi almamıştı ancak meşhur Kur’an karilerini çok dinler ve taklit ederdi. Sesinden yükselen ayetlerde hem bir sükûnet hem de içten gelen bir teslimiyet hissedilirdi. Şahit olabildiğimiz kadarıyla Kur’an tilaveti, onun için ruhunu dinlendiren hakiki bir sığınaktı. Kendi imkânlarıyla hadis üzerine okumalar da yapardı. Hadislere oryantalist bakış açısıyla yaklaşanlara kızar, onların yolunu yanlış bulurdu; hadis okur ve hadis usulü üzerine mütevazı okumalar da yapardı.

Merhum iri yarı, dağ gibi bedeniyle hemen dikkat çekerdi fakat kalbi merhamet ve nezaket doluydu. Konuşmalarında kendine has bir üslup vardı. Hitap şekli, esprileri, sohbetleri ve insanlara yaklaşımı çevresinde bulunanlar için tanıdık ve sıcak bir hatıraya dönüşmüştü.

O gidince hatıralar daha çok yakıyor yüreği. Kütahya’daki bir öğretmenler buluşmasından dönerken davet etmişti evine de icabet edememiştik bu sıcak ve samimi davete. Mangal hazır, yol üstü uğrayıp yemeğimizi yer, çayımızı içerseniz çok memnun oluruz hocam, demişti. Adres, güzergâhımızdaydı hâlbuki… Ne var ki sonra inşallah, deyip ertelemiştik gidişimizi. Ah bu erteleyişler!.. Keşke… demenin ne kıymeti var şimdi? Bazen bazı şeyleri ertelemek yürekte onulmaz acılara, telafisi mümkün olmayan pişmanlıklara sebep oluyor.

Öğretmenlik bazen sınıfın duvarlarını aşan bir meslektir. Gerçek öğretmenler yalnızca ders anlatmaz; hayatın içinde bir duruş öğretir, bir karakter örneği bırakırlar. Alparslan kardeşimiz de böyleydi. Öğrencilerinin ve dostlarının kalbinde yaşayan bir iz bırakarak aramızdan ayrıldı.

Şimdi kabristanın sessizliğinde bir mezar taşı duruyor. Fakat insanın gerçek varlığı çoğu zaman toprağın altında değil, hatıraların içinde yaşamaya devam eder. Bir dost meclisinde adı anıldığında, bir öğrencinin hafızasında eski bir ders hatırlandığında, bir Kur’an tilavetinin sükûneti gönüllere değdiğinde onun hatırası yeniden aramızda dolaşacak.

Zaman geçtikçe insan başka bir gerçeği daha fark ediyor: Dostlar olarak yaprak yaprak dökülüyor, azalıyor, eksiliyoruz. Hayatın sessiz kanunu bu. Hayatın, yani Hay ve Kayyum olan Zat’ın kâinata yerleştirdiği ilahî kanunların… Dün yan yana yürüdüğümüz, kol kola gezdiğimiz insanlar birer birer hatıralara çekiliyor. Ve insan, hayattayken birbirinin kıymetini bilmenin ne kadar geç bir idrak olduğunu ancak o zaman anlıyor.

Bir telefon görüşmemizde mahdumu Seyfullah söylemişti babasının kendilerine hep güzel ahlakı aşılamak için gayret gösterdiğini ve dilinden “Bitmeyen servet, itibardır.” sözünü hiç düşürmediğini. Herkes sevdiğiyle beraberdir. İnsan neyi seviyor ve önemsiyorsa bir vakit sonra ona benzer, onunla aynileşir. Merhum da öyle oldu. Allah için “itibar” dedi, itibara kavuştu. İnşallah dünyada olduğu gibi ahirette de itibara kavuşur güzel kardeşimiz. Rabbim onun mekânını cennet eylesin, kabrini nurla doldursun. Bizleri de burada olduğu gibi Firdevslerde de buluştursun.

Zaman ilerledikçe insan bir şeyi daha iyi anlıyor: Dostluklar aslında yaşanan günlerin değil, hatırlanan hatıraların içinde devam ediyor. Bir yerde bir sohbet açıldığında, bir Kur’an tilaveti kulaklara değdiğinde, bir öğretmenin adı hayırla anıldığında insan yeniden aramıza dönüyor sanki. Alparslan Hoca’mız da böyle yaşayacak; dost meclislerinde, öğretmen ve aile buluşmalarında, okulunda, öğrencilerinin hatıralarında ve gönüllerimizde bıraktığı o sıcak izlerde…

Rabbim rahmetini bol eylesin. Mekânı cennet, makamı âli olsun.

Onu rahmetle ve vefayla anıyoruz. Özleyeceğiz seni ey koca yürekli adam!

Mustafa Gülali

ZOR ZAMANLARDA BAYRAM RUHU

zor zamanlarda bayram ruhu musa özdemir

Medeniyet Vakfı Başkanı Musa Özdemir Hoca, Ramazan Bayramı vesilesiyle yayımladığı mesajında, İslam dünyasının içinden geçtiği zorlu süreci değerlendirerek zor zamanlarda bayram ruhunu muhafaza etmenin gerekliliğine değindi. Küresel çatışmaların ve bölgesel gerilimlerin gölgesinde geçen Ramazan ayının ardından Hocamız, "Hayat devam ediyor, mücadeleyi bırakmamalıyız" mesajını vurguladı.

Bayram mesajının ilk bölümünde uluslararası arenada yaşanan sıcak gelişmelere dikkat çeken Hocamız; Ramazan ayında Siyonist İsrail’in İran ve Lübnan hattındaki çatışmaları tırmandırmasını, Müslümanların ibadet iklimini bozmaya yönelik stratejik bir hamle olarak nitelendirdi.

Yaşananların Siyonist genişleme politikalarının bir sonucu olduğunu belirten Hocamız, Türkiye ve diğer İslam coğrafyalarının bu ateş çemberinden uzak tutulması için dua ve temennilerini paylaşarak şunları ifade etti:

"Savaşlar ve sıkıntılar ne boyutta olursa olsun; eğitimden ticarete, aile saadetinden ilim talebeliğine kadar hiçbir alanımızı aksatmamalıyız. Normal hayat seyrini sürdürmek, Hakk'ın yanında durarak görevlerimizi ihmal etmemek en büyük sorumluluğumuzdur."

"Bu atmosferde bayram olur mu?" sorusuna da açıklık getiren Hocamız, bayram kutlamanın bir tercih değil, Allah'ın bir emri olduğunu hatırlattı. Gazze’de ve Suriye’de en ağır şartlar altında yaşayan kardeşlerimizin dahi bayramın izzetini koruduğunu belirterek, şu çağrıda bulundu:

  • Sevinçlerinizi ailenizle, sevdiklerinizle ve kardeşlerinizle paylaşmaktan geri durmayın.
  • Bayramı sağlık, afiyet ve ümmet bilinciyle idrak ederek ibadetlerimizi taçlandıralım.
  • Hayatın bir mücadele olduğunu unutmadan, basiret ve inançla hareket etmeye devam edin.

Bu vesileyle tüm İslam aleminin Ramazan Bayramı'nı tebrik eder, yapılan duaların ve ibadetlerin kabul olmasını Yüce Allah’tan niyaz ederiz.

GENEL DURUM VEYA YENİ AHVAL

genel durum yeni ahval kazim saglam

"Eski hâl muhal; ya yeni hâl veya izmihlâl..." - Said Nursi

Mütefekkirimiz bununla neyi kastetmiş olursa olsun elan dünyamızın ahvaline uygun bir tesbit.

Üzerinde idame-i hayat ettiğimiz yerküre, üzerimize tavan olan gök kubbe, gezegenler, galaksiler. Bizi ihata eden ne varsa hepsi bir değişim ve dönüşüm içinde.

MODERN DÜNYANIN KARGAŞASINDAN RAMAZAN'A SIĞINMAK

kazım saglam ramazana sığınmak

Ramazan ayının Müslümanlar için taşıdığı anlamı, bireysel ve toplumsal hayattaki yerini, geçmişten günümüze değişen algıları ve bu mübarek ayda yapılması gerekenleri Vakfımızın Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Kâzım Sağlam Hocamızla konuştuk. Hocamızın, kendi çocukluk anılarıyla bugünkü Ramazan algısını karşılaştırarak bu ayın kutsiyetini ve bizlere düşen sorumlulukları hatırlattı.

Ramazan'ın Hicri takvime göre hareketli olması, 33 yılda bir tüm mevsimleri dolaşarak İslam'ın dinamizmini ve canlılığını gösterdiğini ifade eden Hocamız, Bu döngü, farklı mevsimlerde oruç deneyimleri yaşama imkanı sunduğunu dile getirdi. Müslümanların modern dünyanın telaşından sıyrılıp kendilerine çekidüzen vermeleri ve nefis muhasebesi yapmaları için şeytanların bağlandığı, Rahmani etkilerin arttığı bu ayın büyük bir fırsat olduğunu ifade ederek şunları dile getirdi:

“Bu modern dünyanın getirdiği kargaşa içerisinde aslında senede bir ay Ramazan-ı Şerif'te Müslümanlar olarak biz biraz böyle hayattan, hayatın taşkalasından, hareketliğinden biraz geri çekilip kendimize biraz çeki düzen verirsek bu Ramazan bizim için daha hayırlı olur. Bu Ramazan'da yapmamız gerekenler var. Kur'an okuruz, sadaka veririz, teravih kılarız. Bu bütün şeyleri inşallah yapmaya devam edelim. Ama Ramazan'ı birinci dereceyle Ramazan kılan Kur'an-ı Kerim bu ayda indirilmiş olmasıdır. Bu yönüyle de bol bol Kur'an okuyarak Kur'an'ın ahkamını, ahlakını hayatımıza geçirmeye çalışırsak Ramazan bereketinden faydalanmış oluruz. Bu Ramazan-ı Şerif'te aslında Yüce Allah'ın rahmeti, bereketi yukarıdan aşağı bize sağnak halinde yağıyor. Ramazan'a yeteri kadar değer verirsek bizi alıp yukarılara çıkarır. Ramazan Yüce Allah'tan gelen bir yücelikle yeryüzünü bereketlendiriyor. O bereketten Müslümanlar yettirince faydalanırlarsa bizi alıp yukarı doğru çıkarır.”

Geçmişte misafir ağırlamanın ve paylaşmanın yaygın olduğunu, günümüzde ise bu geleneğin derneklere, vakıflara havale edilerek Ramazan coşkusunun azaldığını dile getiren Hocamız tekrar aileye dönüp aile içinde, ev ortamında Ramazan coşkusunu muhafaza etmenin önemine vurgu yaptı.

Ramazan ayının sadece bir oruç ayı olmadığını, aynı zamanda bir arınma, yükselme, muhasebe ve toplumsal dayanışma ayı olduğunu vurgulayan Hocamız, bu mübarek dönemin bizlere kazandırdığı değerleri tüm yıla yayılması gerektiğini hatırlattı.

KAHRAMANMARAŞ ŞEHİTLERİ İÇİN TAZİYE

taziye başsağlığı

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan, okullarda öğrencilerin yine öğrencileri hedef aldığı saldırılar hepimizi derinden üzmüştür.

Masum öğretmenlerimizin ve çocuklarımızın hayatını kaybetmesi ve yaralanması, sadece bir güvenlik meselesi değil; toplum olarak içine sürüklendiğimiz tehlikeli gidişatın açık bir göstergesidir.

Çocuklarımızın; şiddeti normalleştiren bilgisayar oyunları, televizyon dizileri, filmler ve kontrolsüz sosyal medya içerikleriyle kuşatıldığı bir ortamda; merhametin, saygının ve insan hayatının değeri giderek zayıflamaktadır. Bu tabloyu görmezden gelmek, geleceğimizi göz göre göre kaybetmektir.

Çocuklarımızı bu hale getiren her türlü zararlı içerik ve anlayışa karşı açık bir duruş sergiliyor, kamu kurumlarımızı ve yetkilileri acilen sorumluluk almaya davet ediyoruz. Şiddeti besleyen değil, insanı yaşatan bir kültürün yeniden inşası artık ertelenemez bir zorunluluktur.

Hayatını kaybeden yavrularımıza Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.

Medeniyet Vakfı

taziye kahramanmaraş

MUSA ÖZDEMİR HOCA'DAN RAMAZAN AYI MESAJI

musa özdemir ramazan

Şaban ayının son günlerinde, tüm İslam âleminin heyecanla beklediği Kur’an ayı Ramazan-ı Şerif öncesinde bir açıklama yapan Vakıf Başkanımız Musa Özdemir Hoca, Müslümanlara önemli tavsiyelerde bulundu. Ramazan’ı hayatın merkezine yerleşen "temel bir ibadet mevsimi" olarak tanımlayan Hocamız, bu ayın sadece bir takvim olayı değil, manevi bir inşa süreci olduğunu vurguladı.

Konuşmasında Ramazan’ı değerli bir misafire benzeten Musa Özdemir, hazırlık sürecinin önce kalpten başlaması gerektiğini belirtti:

"Evimize herhangi bir misafir kabul edeceğimiz zaman az da olsa bir hazırlık yaparız. Evimizde bir dağınıklık varsa onları toparlamaya çalışırız. İkramlarımızı sunar, cömertliğimizi gösterecek bir hazırlığa gireriz. İşte misafirlerin piri sayılacak olan Ramazan-ı Şerif'i ağırlamak üzereyiz. Hem kalplerimizde dağınık olan gönüllerimizi toplayacak hem de kalbimizde olmaması gereken yerleri boşuna işgal etmiş olan dünyalıklarımızı ve bize fayda sağlaması imkan dahilinde olmayan şeylerimizi kalbimizden çıkaracağız ve yerine yepyeni işimize yarayacak, dünyamıza yarayacak, ahiretime katkı sağlayacak olan şeyleri yerlerine koymaya çalışacağız. Demek ki aslında Ramazan-ı Şerif bizim gönül dünyamızı tertip etmek, düzenlemek ve bize katkı sağlayacak olan ne varsa onunla beraber gelecek çok değerli bir misafiri ağırlayacağız manasına geliyor."

Konuşmasında Hocamız, Ramazan ayı boyunca Müslümanların çalışma disiplininin nasıl olması gerektiğini şu maddelerle sıraladı:

• Kur’an ile Hemhal Olmak: Mushaf okumaları artırılmalı, Kur’an’ın mesajı hayata taşınmalı.

• İbadet ve Zikir: Namazlar, dualar ve zikirlerle manevi tempo yükseltilmeli.

• Cömertlikte Yarışmak: İftar sofraları paylaşmanın ve ümmetin dertleriyle dertlenmenin merkezi haline getirilmeli.

İslam dünyasının kanayan yarası Gazze’ye özel bir parantez açan Hocamız, bu yılki Ramazan’ın Gazze hassasiyetiyle geçirilmesi gerektiğini ifade etti: "Bu fedakâr ümmet, sofrasında ve zihninde Gazzeli kardeşlerini asla unutmamalıdır. Dualarımızın yanı sıra boykota kararlılıkla devam etmeli, İsrail’e karşı net tutumumuzu sürdürmeli ve maddi desteklerimizi artırmalıyız. Her iftarda sanki bir Gazzeli kardeşimizi ağırlıyormuşuz gibi bir bilinçle hareket etmeliyiz."

Konuşmasını iyi dileklerle sonlandıran Hocamız tüm İslam âleminin Ramazan-ı Şerif’ini tebrik ederek; sağlıklı, afiyet dolu ve neticesinde bayrama ulaşılmış bir ibadet ayı temennisinde bulundu: "Rabbim bu muazzam atmosferi ailelerimizle beraber yaşamayı ve ümmetin mağdur coğrafyalarındaki kardeşlerimizin kurtuluşuna vesile kılmayı nasip etsin." diyerek sözlerini noktaladı.

GENEL MERKEZ BİNA AÇILIŞIMIZ GERÇEKLEŞTİ

genel merkez bina açılışı 2026

Medeniyet İlim Kültür Eğitim ve Dayanışma Vakfı ile Medeniyet Uluslararası İnsani Yardım Derneği olarak; ilim, kültür ve insani yardım yolunsa yürüttüğümüz çalışmaları daha ileriye taşıyabilmek adına yeni genel merkez binamızın açılışını gerçekleştirdik. İstanbul Fatih’te yer alan genel merkez binamızın açılışına; Türkiye’nin dört bir yanından gelen vakıf gönüllüleri, çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi, akademisyenler ve davetliler katıldı.

Muhammed İsa Atıcı’nın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda, İslam dünyasının mevcut durumu, gençliğin eğitimi ve insani yardımın önemi dair mesajlar verildi.

Programın açılış konuşmasını yapan Vakıf Başkanı Musa Özdemir, yeni merkezin sadece bir bina değil, bir dava merkezi olduğunu vurguladı. Özdemir, "Bu mekan, İslam davasının konuşulacağı, İslam erlerinin yetişeceği ve sadaka-i cariye hükmünde olan bir hizmet alanıdır. Bizim misyonumuz Hz. Peygamber’in (sav) rehberliğinde yürümektir. Bugün konfor değil, mücadeleyi ve birliği öne çıkarma günüdür," diyerek destek veren tüm hayırseverlere teşekkür etti.

M. Beşir Eryarsoy Hocamız bu açılışın yarım asırlık bir emeğin meyvesi olduğunu belirterek, Kur’anî bir ahlak olan "öncekilere dua ve vefa" vurgusu yaptı. Eryarsoy, “Vakıf olarak, sabit kadem kalmaya karar verdiğimiz yolumuzun ehemmiyetini, kıymetini, değerini çok iyi bilmemiz lazım. Çünkü Cenab-ı Allah bu ümmeti vasat bir ümmet kılmıştır. Ve vasat olması itibariyle bu ümmeti özellikle övmüştür. Vasat ümmet olmanın da ayrıca bir sorumluluğu olduğunu belirtmiştir.” şeklinde konuştu.

M. Beşir Eryarsoy Hocanın konuşmasının ardından söz alan Ömer Küçükağa Hocamız gençlere özel bir parantez açarak disiplin, sanat ve sporla ilgilenmelerini tavsiye etti. Küçükağa, "Dünyanın vicdanı ve ahlakı kaybolmuş durumda. Yer küreye lazım olan o merhameti ancak Müslümanlar getirebilir" ifadelerini kullandı.

Daha sonra konuşmalarını gerçekleştiren M. Rüştü İzgöer Hocamız tarihi tecrübelerden ders çıkarılması gerektiğini belirterek, Endülüs örneği üzerinden tefrika ve birliğin önemine dikkat çekti. Hocamız toplumun ıslahı için "Tevhid, ahlak ve adaletin" merkeze alınması gerektiğini hatırlattı.

Medeniyet Uluslararası İnsani Yardım Derneği Başkanı Mehmet Ali Ustabaş ise derneğin kısa sürede katettiği mesafeyi aktardı. 2022 yılından bu yana aktif olduklarını belirten Ustabaş; 6 Şubat depremlerindeki çalışmalarının yanı sıra Togo’da medrese, Afganistan’da yetimhane ve Gazze’de düzenlenen iftar programları gibi kalıcı eserlere ve acil yardımlara odaklandıklarını ifade etti.

Açılış programı, Abdullah Bayraktar Hoca’nın yaptığı dua ile sona erdi. Duada, yeni binanın vatan, millet ve tüm insanlık için hayırlara vesile olması, ilmi çalışmaların bereketlenmesi temennisinde bulunuldu. Tören, katılımcıların toplu fotoğraf çekimiyle nihayete erdi.

merkez açılış 1 isa atıcı

merkez açılış 2 musa özdemir

merkez açılış 3 genel fotoğraf

merkez açılış 4 beşir eryarsoy

merkez açılış 5 ömer küçükağa

merkez açılış 6 rüştü izgöer

merkez açılış 7 nizameddin küçükkayış

merkez açılış 8 mehmet ali ustabaş

merkez açılış 9 genel fotoğraf

merkez açılış 10 istikamet vakfı

merkez açılış 11 ramazan kayan

merkez açılış 12 dua

merkez açılış 13 kazım sağlam

merkez açılış 14 ibrahim hakkı toprak

merkez açılış 15 karşılama

merkez açılış 16 musa özdemir karşılama

merkez açılış 17 beşir eryarsoy kaya kartal

merkez açılış 18 kaya kartal kazım sağlam

merkez açılış 19 kazım sağlam beşir eryarsoy abdulvahab ekinci

 

TOGO'DA DAVET OKULUMUZ AÇILDI

togo davetci okulu 0

 

İslami davet ve eğitim çalışmaları kapsamında Togo’nun Blitta şehrinde inşa ettiğimiz "Davetçi Okulu"nun açılışını gerçekleştirdik. Modern imkanlarla donatılan merkez, bölge halkı için hem bir ibadet alanı hem de bir eğitim yuvası olacak.

Togo’nun Blitta şehrinde yapımı tamamlanan Medeniyet Vakfı Davetçi Okulu, Kur’an-ı Kerim tilaveti ve dualar eşliğinde düzenlenen törenle hizmete açıldı.

Açılış töreninde konuşan Vakıf Başkanımız Musa Özdemir, projenin önemine dikkat çekerek, öğrencilerin hem İslami ilimleri hem de çağın gerektirdiği fenni ilimleri bir arada öğrenebilecekleri bir merkezin açılışını yapmaktan büyük mutluluk duyduklarını ifade etti:

"Bu Davetçi Okulu, sadece bir bina değil; sınırlar ötesi bir kardeşliğin, fedakârlığın ve dayanışmanın bir meyvesidir. Gençlerimiz burada doğru bilgiyle donanarak hem kendilerine hem de toplumlarına ışık tutacaklar."

Törene katılan Blitta Valisi Batossa Boukari, hükümet adına vakıf yetkililerine ve hayırseverlere teşekkürlerini iletti. Merkezin çok yönlü yapısına vurgu yapan Vali Boukari, "Burası sadece bir ibadethane değil, aynı zamanda çocuklarımızın modern eğitim alacağı bir bilim yuvasıdır. Bölge halkı için büyük bir kazanımdır" şeklinde konuştu.

Davetçi Okulumuz bir külliye şeklinde olup; bir cami, 5 tam donanımlı derslik, yatılı öğrenciler için yatakhaneler, su kuyusu, mutfak, yemekhane ve idari ofislerden oluşmaktadır.

Açılışta söz alan öğrenci velileri, merkezin bölgedeki büyük bir boşluğu doldurduğunu ifade etti. Bir öğrenci velisi duygularını şu sözlerle dile getirdi: "Eskiden çocuklarımız eğitim için kilometrelerce yol yürümek zorunda kalıyordu ya da imkansızlıklar içinde derme çatma yerlerde okuyorlardı. Bugün bu sınıfları görünce gurur duyduk. Bu büyük bir rahatlık ve büyük bir nimet."

Medeniyet Vakfı olarak projenin tamamlanmasına maddi manevi katkı sunan hayırsever kardeşlerimize teşekkür ediyor, eğitim yuvamızın başta bölge halkı olmak üzere tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyoruz.

 

 

togo davetci okulu 1

togo davetci okulu 2

togo davetci okulu 3

togo davetci okulu 4

togo davetci okulu 5

togo davetci okulu 6

tefsir dersi 2020

whatsapp takip edin

Yazanlarımız