I Toplumsal ve küresel kargaşa, kaos, savaş, sömürü, adaletsizlik, ekonomik ve sosyal dengesizlikler, baskılar, zulümler... Dünyamızı sarmış durumda. Bunların müsebbipleri ve mağdurları, bozguncu başı Trump ve onun yavrusu Netanyahu başta olmak...

Allah'ın mescidlerinde O'nun adının anılmasına engel olan ve onların harap olmasına çalışandan daha zalim kim vardır! Aslında bunların oralara ancak korkarak girmeleri gerekir. Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük azap vardır. (Bakara Suresi, 114. Ayet)

Bir yıl önce bugün, 15 Temmuz günü, ülkemiz küresel güçlerin piyonu FETÖ’nün hain darbe girişimine sahne olmuştur. Bu darbe girişiminin temelinde Türkiye’nin kendi değerlerine dönme hamleleri, halkı ve bölge halkları ile yakın ilişki kurma çabaları, bağımsız dış politika girişimleri yer almıştır.

Çok yorulduk. Yılardır yapboz tahtası gibi okul yolundaki değişimlerden başımız döndü. Çok geniş bir şimdide yaşadık adeta. Kredili sistem, ders geçme, sınıf tekrarları hakkındaki değişimler, şefkatsiz sekiz yıllık kesintisiz uygulaması katsayı uygulaması en fazla hatırımızda kalanlar. Kim suçlu peki?

Bismillahirrahmanirrahim
Değerli kardeşlerim, şimdiye kadar yaptığım konuşmalarımda genellikle ümmetin içinde bulunduğu ahval ile ilgili olarak birtakım duygularımı, dilek ve temennilerimi dile getirdim. Bugün ise farklı birkaç nokta üzerinde durmak istiyorum.

Yaşadığımız yüzyılın fenomenleri arasında yer alan en önemli unsurlardan birisidir şehir. İnsan nüfusunun %60’ından fazlasını barındıran, yaşamımızın neredeyse tamamını geçirdiğimiz bir hayat alanıdır. Bin bir çeşit inancın bin bir yüzünü yansıtan medeniyetler aynası olan şehirler, bu özelliği dolayısıyla sadece bir mekân olmaktan

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 15 Haziran’da Ankara Güvenpark’tan başlattığı Adalet Yürüyüşü’nün 25’inci(9 Temmuz 2017) gününde Maltepe Sahil Alanında gerçekleşen Adalet Mitingi’nde yaptığı konuşmanın değerlendirilmesi özetle şöyle:

Şehrin, Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan tarihi camisinde müminler cuma namazı için toplanmışlardı. Müezzin efendi, onu görünce çok saygın bir meslek üstadını görmenin heyecanıyla, iç ezan okumak üzere davet etti. Dinleyenleri uhrevi bir âleme taşıyan Davudi bir sesle okunan Ezan-ı Muhammedi,

Yaşadığımız çağa baktığımız zaman her şey haz odaklı olmuş adeta… Öylesine haz odaklı ki etrafımıza baktığımızda sağımız solumuz reklamlarla dolu… Kılık kıyafet, yiyecek içecek her şeyin reklamı var artık… Hem de öyle ilgi çekici reklamlar ki direkt insanın bilinçaltını ele geçirip “Al beni al, harca harca!..” mesajları iletiyor.

"Şuurdu Sedat, samimiyet idi, imandı. Anlamıştı ki Babil Kulesi'ne dönen bu ülkenin ana davası, dürüst insanlar arasında bir dil meydana getirmektir. Keşmekeş önce kelimeler dünyasında yok edilmelidir. Sedat, konuşmasını unutan zavallı çağdaşlarına dillerini öğretmeye çalıştı. Dillerini, yani mukaddeslerini, haysiyetlerini