I Toplumsal ve küresel kargaşa, kaos, savaş, sömürü, adaletsizlik, ekonomik ve sosyal dengesizlikler, baskılar, zulümler... Dünyamızı sarmış durumda. Bunların müsebbipleri ve mağdurları, bozguncu başı Trump ve onun yavrusu Netanyahu başta olmak...

Adalet kavramı hem bireysel hem de toplumsal boyutları olan bir kavramdır. Bu çerçevede adalet; toplumsal davranışlarda adalet, karar ve hükümlerde adalet, iktisatta adalet gibi çeşitli görünümlerde karşımıza çıkar. Günümüze değin adaleti ele alan görüşler, onu genel olarak ideal bir kavram biçiminde düşünmüşlerdir.

(Ömer Küçükağa Hoca’mız ile sohbetimize kaldığımız yerden devam ediyoruz.)
Viranşehir'den peynirleri kamyona yüklüyoruz, dile kolay tam 12 ton peynir. Babam götürüp bunları Ankara'da satacak. Satacak ama pazarlıkta anlaşamıyor. Kimse istediği fiyatı vermiyor çünkü.

Genel ve kısa tarifi ile adalet; bir şeyi yerli yerine koymak ve bir şeye hakkını tam ve eksiksiz olarak vermektir. Bu tanımı ile adalet, yalnızca hukukî meseleleri ilgilendiren bir ilke ve değer olarak değil, hayatın bütün yönleriyle alâkalı bir ilke ve değer olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bakımdan bizler burada adaletin sadece hakkın şahitliği ile alâkasını kısa da olsa ele almaya gayret edeceğiz.

Medeniyet, kelime anlamı olarak şehirleşmek, şehir hayatını benimsemek demektir. Medeniyet, bir topluluğun hayat tarzı, bilgi seviyesi, sanat gücü, maddi ve manevi varlığı ile ilgili vasıfların bütünüdür. İbn Haldun’la birlikte sosyoloji literatürüne giren umran kavramı, Batı dillerindeki ‘civilisation’ (1757)’un karşılığı olarak

Medeniyet: Hocam, müsaade buyurursanız eğer, sohbetimize başlamadan evvel sizlere teşekkürlerimizi arz etmek isteriz. Zira bunca sağlık sorunlarınıza ve meşguliyetinize rağmen bizlere zaman ayırdınız, nezaket gösterip bizleri evinize kadar kabul ettiniz. Gerçekten çok memnun olduk. Umarız sizlere çok ağırlık etmemişizdir...

İsrail’in Mescid-i Aksa işgaline karşı Filistinli kardeşlerimize destek için geçtiğimiz hafta Beyazıt Meydanında düzenlenen eylem, 90’lı yıllarda “Türkiye Müslümanları” imzasıyla yapılan eylemleri hatırlattı. Seksenlerin sonu, doksanların başında kıyamın, direnişin, umudun diğer adıydı Beyazıt Meydanı. Burada haksız hukuksuz

İslâmcılık tabiri/kavramı; herkes tarafından aynı anlamda çok bariz anlaşılabilen bir mahiyete sahip değildir. Şu tarihte veya şu olayla başlamış, deme şansımız da pek yoktur. Tarifine göre tarihi de belirlenir. Hangi düşünürü, yazarı, devlet adamını, ıslah hareketini… merkeze koyarsak İslâmcılığı da ona göre tarif eder ve tarihi de belirleriz.

Türkiye İslâmcılığını dünyadan, bilhassa İslâm dünyasından kopararak ülke sınırlarına hapsetmek, yerele çakılmak anlamına gelir. Osmanlı’nın devamı olan bu toplumu İslâm dünyasından koparmak için İslâm coğrafyasında gelişen kültürel, sosyal, siyasal, teknik gelişmelere kendini kapatıp sadece batı değer yargılarına mahkûm

2017 yılı kurban satış ve kesim için kayıtlarımız başlamıştır.
Kurban ibadetinizi İslami usullere göre, sağlıklı ve hijyenik koşullarda yerine getirme kolaylığını sizlere sunuyoruz.