I Toplumsal ve küresel kargaşa, kaos, savaş, sömürü, adaletsizlik, ekonomik ve sosyal dengesizlikler, baskılar, zulümler... Dünyamızı sarmış durumda. Bunların müsebbipleri ve mağdurları, bozguncu başı Trump ve onun yavrusu Netanyahu başta olmak...

Medeniyet Vakfı Adana Şubesi 13 Ağustos 2018 Pazartesi günü şube merkezinde "Kurban Bayramına Hazırlık" toplantısı gerçekleşti. Talha M. AY'ın mukaddimesinin ardından Gökhan AYYILDIZ Kuran-ı Kerim tilavetinde bulundu.

Güneydoğu Asya'nın en verimli toprakları olan Moro'yu ve Morolu Müslümanları, İHH'nın daha çok insani diplomasi alanındaki çalışmalarını yürüten ve aynı zamanda İHH İnsani Yardım Vakfı Mütevelli Heyeti Başkan Vekili olan Sayın Hüseyin Oruç Bey ile konuştuk.

Deizm ve sekülerizm özellikle Aydınlanma sonrası yaygınlık kazanmıştır. Bu iki kavramın özü, Tanrı'nın doğaya ve insan ilişkilerine müdahale etmeyeceği/edemeyeceğidir. Deistler, ateistlerden farklı olarak Tanrı'yı yaratıcı olarak görmekle birlikte, onun evrene müdahil olmasını kabul etmezler.

Filistin topraklarındaki İsrail işgalini protesto etmek için Gazze sınırında başlatılan "Büyük Dönüş Yürüyüşü"nde İsrailli askerlerin açtığı ateşte yaralanıp tedavi için Türkiye'ye getirilen Filistinli Müslümanlar, vakfımızın yönetimi tarafından ziyaret edildi.

Modernleşme sürecinde Osmanlı İmparatorluğu'nda geleneksel medrese sisteminden ayrı biçimd seküler eğitim kurumları ve yabancıların açmış olduğu okullar yaygınlaşmaya başlamıştır. Doğal olarak eğitimde farklı değerlere dayanan ikili bir yapı ortaya çıkmıştır.

Eğitim çalışmalarımızdaki temel ilke ve hedefler neler olmalıdır? Yetiştirmek ve geliştirmek istediğimiz insan modeli hangi değerler üzerinde olmalıdır?
Bismillahirrahmanirahim

(Ömer Küçükağa Hocamızla röportajımız devam ediyor.)
Medeniyet: Vahdet gazetesi sizlere çok büyük tecrübeler kazandırdı. Buradan devam edebilir miyiz?
Küçükağa: Evet, çok büyük tecrübeler kazandım gerçekten. Bu hususla ilgili söyleyeceklerim var.

Cumhuriyet dönemi Türkiye'sinin resmî ve sivil müesseselerinin Osmanlı'dan bağımsız düşünülmesi ve değerlendirilmesi doğru bir yaklaşım olmaz. Modern Türkiye'nin ayağa kaldırarak inşa ve ihya ettiği devlet kurumlarının temelinde, geçmişten devralınan mirasın katkısı büyüktür.

İyilik ve kötülük gibi değerler sadece insana özgüdür. Canlı ya da cansız olsun diğer varlıkları bu ve benzeri olgularla nitelendiremeyiz. Her birimiz iyilik lafzını duyduğumuzda hafızalarımızda ona dair birçok şey canlanır.