I Toplumsal ve küresel kargaşa, kaos, savaş, sömürü, adaletsizlik, ekonomik ve sosyal dengesizlikler, baskılar, zulümler... Dünyamızı sarmış durumda. Bunların müsebbipleri ve mağdurları, bozguncu başı Trump ve onun yavrusu Netanyahu başta olmak...

Bilimsel Gelişme-Geliştirme Tarzındaki Kopukluk
Teknik ve sosyal gelişmelerin, ilerlemelerin kendi kanunları vardır, ama hepsinin üstünde, onları yönlendiren ve yöneten bir akıl vardır. Merkeze neyi koyarsanız gelişme o istikamette yürür. En bağımsız ve tarafsız olan veya görünen bilimler bile -mesela matematik- nerede ve ne için kullanıldığı çok mühimdir ve bu niyet belirleyicidir.

Medeniyet Vakfı Başkanı Mehmet Beşir Eryarsoy, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası artan Kemalizm, laiklik ve demokrasi söylemlerini değerlendirdi. "Cenab-ı Allah 15 Temmuz gibi veya ondan daha şerli olabilecek hadiselerle bizleri tekrar karşı karşıya getirmesin." duasıyla konuşmasına başlayan Eryarsoy, 15 Temmuz hadisesinin bütün dinamikleri ortaya çıkartılarak anlaşılmasının önemini vurguladı ve laiklik, demokrasi ve kemalizmin

1- Müslümanlar gerek kendi dindaşları olsun, gerekse herhangi bir inancın müntesibi olsun, insanların ait oldukları hukukun net olarak bilinmesini ve onların o hukuka sadık kalmalarını ister. Hangi hukuk olursa olsun, bir inanç ve hukuk bütünlüğüne aidiyet belirtildikten sonra, o hukukun dışında bir şekilde hukuksuzluğa ve anarşiye yol açan tutum ve davranışlara ise müsamaha göstermezler.

“Fetih” ve “işgal” bir beldenin ya da bir mekânın ele geçirilmesi manasına gelmeleri bakımından birbirleri ile benzeşseler de, ele geçirenin ele geçirmesinden sonra tahakküm kurduğu mekândaki tutum ve davranışı yönüyle birbirinden ayrılırlar. Ele geçirilen mekânın yeni hâkimi şayet orayı ötekileştirmez, kendi ülkesinin bir parçası sayar

“Her çağda, hakikatin sesine dayanamayıp, sağladıkları durumların sarsılmasından korkan bir takım fayda ortaklıkları, tehdide, kışkırtıcılığa ve hileye başvururlar. Bunlar fitne mimarlardır.” [Sezai Karakoç, Sütun, 155]
15 Temmuz “Darbe Teşebbüsü”, Türkiye için bir dönüm noktası oldu, bulunduğu konum altüst oldu.

Devlet-Millet Kaynaşmasından Kopuş
Cumhuriyet kurulunca, halk ile devlet ricali farklı farklı kulvarlara yöneldi. Halk süregelen düşünüş ve işleyişi bir türlü bırakmak istemedi. Devlet ricali ise; yeni bir medeniyete doğmuş gibi, yeni bir dünya keşfetmiş gibi, sıfırdan bir devlet kuruyormuş gibi bir yapılanmaya yöneldi.

“Darbe Teşebbüsü”nün ana mihveri, FETÖ terör çetesi olarak vitrine konuldu. Bu çete, devletin tüm kurum ve kuruluşlarına, kritik yerlerin en mühim noktalarına yerleştirilmiştir. Uzun bir zaman beklemiş/ bekletilmiş, zamanı geldiğinde de tüm hücreler harekete geçirilmiştir. O zamana kadar da hiç renk vermemişlerdir.

Kırk yıldır bu toprakların maddi manevi değerlerini din ve ahlâk kisvesi altında sömüren Fethullah Gülen ve cemaati, “hizmet”, “himmet”, “rıza-i Bari”, “ihlâs” gibi dini kavramları kullanarak toplumu kandırmış; yalan rüyalar, asılsız kerametler, sahte mehdilikler ile insanları aldatmış ve “şakirt”lerine dünya ve ahiret saadetini vaat etme hokkabazlığını göstermiştir.

Zalim Esed ve onun işbirlikçilerine karşı mazlum Suriye halkının yanında cihada giden Selman Gaffaroğlu kardeşimiz İdlib’de şehid olmuştu. Ankara’lı Müslümanlar Şehid Selman Gaffaroğlu için gıyabi cenaze namazında bir araya geldi. Medeniyet Vakfı Genel Başkanı Beşir Eryarsoy’un kıldırdığı cenaze namazı ardından Ankara’lı Müslümanlar Şehidimiz için dua etti.