I Toplumsal ve küresel kargaşa, kaos, savaş, sömürü, adaletsizlik, ekonomik ve sosyal dengesizlikler, baskılar, zulümler... Dünyamızı sarmış durumda. Bunların müsebbipleri ve mağdurları, bozguncu başı Trump ve onun yavrusu Netanyahu başta olmak...

Türkiye’nin dört bir yanında bulunan Müslüman kuruluşların ortak bir çalışması olan Medeniyet Vakfı kurumsallaşma çalışmalarına devam ediyor. Adıyaman Medeniyet Derneği, Rabbimizin emrine uymak, özelliklerini tarif ettiği topluluklardan olmak ve ümmet birliğine katkıda bulunmak gayesiyle çalışmalarına başlamıştır. İslam medeniyetinin ihyasında ve inşasında üzerine düşen sorumluluğun bilincinde olan Adıyaman Medeniyet Derneği; bir hayat nizamı olan İslam’ın yeniden yeryüzünde hakim olması amacı doğrultusunda faaliyetlerini yürütmektedir.

Ben sizin ilk kıblenizim, ben Yüce Peygamberinizin şereflendirdiği en büyük hatıralarım olan Isra ve Mirac'da yaşadığım şevki, aşkı, vecdi, heyecanı hâlâ unutmadım. En canlı, en diri, en müstesna özellik ve nitelikleriyle hâlâ iliklerime kadar yaşıyorum o demleri. Mescid-i Haram'dan bana geldi önce, Cibrîl-i Emîn’in eşliğinde, şimşek hızıyla, Burak üzerinde. Ne görkemli bir gelişti o... Ne görkemli karşılamıştı onu fevc fevc melekler ve semalardan inen enbiya ruhları...

Gazze’de devam eden İsrail zulmünü kamuoyuna duyurmak amacıyla Medeniyet Vakfı tarafından fotoğraf sergisi düzenlendi. “Zulme engel olamıyorsanız en azından onu herkese duyurun” temasıyla gerçekleştirilen sergi Fatih Saraçhane Parkı’nda iki gün devam etti. Fotoğraf sergisi hakkında konuşan Medeniyet Vakfı Yönetim Kurulu üyelerinden Bekir Atalay şunları ifade etti: “Türkiye’de gündemin sürekli değişmesine rağmen biz Filistin’i devamlı gündemimizde tutmak durumundayız.

Dünya sistemi makas değiştirmeye başlamasından sonra Türkiye kendine yeni bir rota çizmek zorunda kaldı. AKP’nin iktidara gelmesiyle başlayan bu yeni yol haritası çokça tartışmalara vesile oldu, makul bir değerlendirmede bulunabilmek maksadıyla bazı konulara temas ettik umarız hayırlara vesile olur.

Doğu Türkistan gerçeği, dünyanın ve Türkiye’nin görmezden geldiği, görmezden gelinmese de siyasi çıkarlar uğruna feda edilen bir gerçek. Dinî, millî ve kültürel köklerinden kopartılmak istenen ve gözlerini açtığı andan itibaren “Sincanlı” olduğuna inandırılmaya çalışılan bir tutsaklar ülkesi Doğu Türkistan. Doğu Türkistanlılar şimdi Kur’ân okuduklarında dayak yiyor, Kur’ân öğrenmek istediklerinde hapse giriyorlar.

Ramazan orucu gibi zorlu bir ibadeti tamamlamış olmak, Rablerinin emrine gönülden bağlı mü’minlerde farklı duygular oluşturur. Kendilerine farz kılınmış bir ibadeti; üstelik son derece yorucu bir ibadeti tamamlayabilmiş olmak hem bir sevinçtir hem de böylesine güzel vakitlerden on bir ay daha ayrı kalma zamanı geldiği için bir hüzündür. Kendisine candan bağlanan mü’minlerini onlardan daha çok düşünen ve seven Âlemlerin Rabbi, kullarının bu hüznünü teselli etmek için olsa gerek,

Selahaddin doğduğunda Kudüs Haçlı işgali altındaydı. Haçlılarla savaşan bir babanın (Necmiddîn Eyyûb) oğlu olarak 1138 yılında Tikrit’te dünyaya geldi. O dönem müslümanların arasındaki dağınıklık, kargaşa ve Haçlılarla işbirliği yapan Fatımi fitnesi, Selahaddin’in iyi bir eğitim almasını ve geleceğe hazırlanmasına mani olmadı. Babası Dımeşk valisi olduğu için iyi bir şehzade olarak yetiştirilen Selahaddin genç yaşlarda Haçlılara karşı yapılan seferlere katılarak büyüdü.

İsrail'in Gazze'ye yönelik başlattığı kara saldırısı sonrası tepkiler devam ediyor. İstanbul’da bir çok sivil toplum kuruluşunun verdiği destekle Cuma namazı sonrası Fatih Camii’nde Saraçhane Parkı’na protesto yürüyüşü gerçekleştirildi. Yürüyüş esnasında “Filistin Kan Ağlıyor”, “Filistine Dua, İsraile Beddua”, “Müslüman Zulme Boyun Eğmez”, “Hamasa Selam Direnişe Devam”, “Çocuklar Uyurken Susulur, Ölürken Değil”