
Ey Gazze öğrencileri! Bildiklerinizin bir kısmını öğretin bize. Çünkü unuttuk.
Bize adam olmayı öğretin. Çünkü adamlarımız pelteye döndü.
Öğretin bize! Çocukların elindeki taşların nasıl değerli elmasa döndüğünü.
Çocuk bisikletinin nasıl bir patlayıcı olup ipek kuşağın nasıl tuzağa döndüğünü…
Biberonu hapse attıkları vakit nasıl bıçak olduğunu öğretin bize.
Ey Gazze öğrencileri! Aldırmayın yayınlarımıza, dinlemeyin bizi.
Vurun, vurun bütün gücünüzle. Kararlı olun ve sormayın bize.
Çünkü biz hesap yaparız toplarız çıkarma yaparız. Siz kendi savaşınıza bakın. Aldırmayın bize.
Bizler ordu kaçkınlarıyız. Haydi urganlarınızı getirin ve idam edin bizi!
Bizler cesetsiz ölüleriz. Gözleri olmayan yetimleriz.
Kendi kabuğumuza çekildik ve sizden zehirli yılanlarla savaşmanızı istedik.
Önünüzde bin asır küçüldük. Sizse bir ayda asırlar büyüdünüz.
Ey Gazze öğrencileri! Kitaplarımıza geri dönmeyin. Okumayın bizleri.
Biz sizin babalarınızız ama bize benzemeyin. Sizin putunuzuz, sakın bize ibadet etmeyin.
Biz siyasal uyuşturucuyu, baskıyı kullanıyoruz. Kabristanlar ve hapisler inşa ediyoruz.
Bizdeki korku kompleksinden bizi kurtarın. Özgürleştirin. Kafamızdaki afyonu uzaklaştırın.
Öğretin bize topraklarımıza sarılmayı. Mesihi üzgün bırakmayın.
Sevdiğimiz küçüklerimiz. Selam size! Allah günlerinizi yasemin kılsın.
Yerin çatlaklarından fışkırdınız. Vücudumuzun her tarafında yaralar açtınız.
İşte bu kâğıdın ve mürekkebin devrimidir. Sizler dudaklarımızda nağme olunuz.
Bize kahramanlık ve yücelik yağdırın. Çirkinliğimizi ne olur yıkayın.
Şu Yahudi çağ bir yanılgıdır. Yıkılacaktır. Eğer yakinimiz olsa.
Ey Gazze delileri! Binlerce selam delilere. Bizleri özgürleştirirlerse.
Siyasi akıl çağı çoktan geride kaldı. Bize deliliği öğretin.
Nizar Kabbanî’den: M. Beşir Eryarsoy
