• TÜRKİYE'NİN KARŞI KARŞIYA KALDIĞI MESELELER

      Türkiye, Birinci Cihan Harbi’nden bu yana bu kadar problemi aynı anda yaşamamıştır. Bir asırdır karşı karşıya kaldığımız her bir problemin birkaç katı kadar problemlerle yüz yüzedir ülkemiz. Bu durum; Türkiye’nin yanlışları yüzünden mi olmuş,...

DUYURULAR

ZAMAN HIZLI MI AKIYOR?

Yılların göz açıp kapayana kadar geçtiği söylenir… Öyle hızlıdır ki zaman; takip etmek de yakalamak da birbirinden zordur anlatılanlara göre… Ve söylendiğine göre bütün bir hayat bir günden farksızdır... Peki gerçekten öyle midir? Gerçekten zaman hızla mı akmaktadır? Sanırım zamana biraz daha farklı bakmayı deneyebiliriz.

 

Kabul etmek gerekir ki bazen geçen yıllardan hiçbir şey anlamaz insan. O yılları yaşadığına dair en ufak bir hatıra kalmaz zihninde. Ama bazı anlar vardır ki, bütün ömrünüzün sadece o kısacık andan ibaret olmasını isteyebilirsiniz. Dünyadaki bütün yıllarınızı o birkaç saniyeye değişebilirsiniz... Ve bazı mekânlar vardır, bütün evreni ayağınıza getirseler bir yere ayrılmak istemezsiniz. Çünkü insanın anlamlandırılması son derece güç olan his dünyasında, zaman içinde zaman, mekân içinde mekân vardır. Öyle bir yerde öyle bir an yaşarsınız ki, bütün bir ömrünüzün o kısacık anın kaçta kaçına denk geldiğini hesap etmekte zorlanırsınız...

Öyle olmasaydı, hiç sonsuz bir hayatı şu “kısacık” diye kabul edilen yaşamda kazanmamız istenir miydi? Adillerin en güzeli olanın adaletine yakışır mıydı böyle bir şey? Hayır, gerçekte zaman ve hayat sanıldığı kadar kısa değil… Hem adil olan, hem merhametli olan imtihanımız için hiç de kısa bir vakit vermiş değil bize. Hangimiz “Ya Rabbi! Bu kısacık ömürde imtihanını yetiştiremedik” diye bir mazeret sunabilir ki? Üstelik hesabını vereceğimizin matematik hesabına göre “1 ömür” değil de, “yüzbinlerce saniye” olduğunu düşünürsek…? Her bir saniyede en az bir kere atan kalbimizde, Rasulullah’ın ifadesi ile iki kere şükretmek üzerimize vacip oluyorsa…? Biri rahat nefes aldığımız, diğeri de rahat verdiğimiz için… Ve diğer organlarımızın şükrü...?

Mütefekkir âlimlerimiz eşyanın her an yeniden yaratıldığını ifade ederler. Bu ifadeye göre Allah bir nesneye “ol” der ve o nesne oluverir. Ama sadece o an vardır. Bir sonraki an kendi varlığını devam ettirebilecek güçten yoksundur. Varlığının diğer anlarda da devam etmesi Allah’ın ona “ol” hitabının her an tekrarlanmasına bağlıdır. Ve âlem baştanbaşa her an yeniden yaratılır. Bir saniyede yaratılan ve hesabını hiç yapamayacağımız kadar çok olan bu anların her birinde Rabbimizin üzerimizdeki nimetlerini düşünürsek hayata nasıl kısa diyebiliriz?

Ve şayet bir derdimiz varsa…? Yana yakıla, gözlerimizden yaşlar boşanırcasına istediğimiz bir idealimiz ve beklentimiz varsa…? Ve her “an” o derdin ızdırabını duyumsayabiliyorsak, bir saniye nasıl geçebilir bizim için…? Yaşam bir göz açıp kapamasına nasıl sığar…?

Hayatı kısa yapan dertlenemeyişimiz olsa gerek. Her bir anda tecelli eden Allah’ın sonsuz hikmetini göremeyişimiz, anlamlandıramayışımız… Ve en önemlisi unutkanlığımız… Bize verilen her bir anı ve o an içinde verilen nimeti bir sonraki an unutuyor oluşumuz… Ve yaşamın sonunda bize, sanki hiçbir şey yaşamamışçasına “dünya göz açıp kapama süresi kadar” dedirttiren unutkanlığımız…

Hayat hiç kısa değil... Ve her bir “an”ı hissederek, farkına vararak yaşayabilenler için hiç de hızlı ilerlemiyor. Geçen her bir saniyenin, her bir saniyede sonsuz kere yaratılan her bir anın büyük bir hesabı var. Ve bizler her geçen sene o hesaba doğru biraz daha yaklaşıyoruz... Her bir an yeni sorumluluklarla hayatımıza giriyor…

medeniyet bulten logo

ömer hoca ile röportajlar

tefsir 2017 2018 1

Yazanlarımız