• ÇOCUK EĞİTİMİNDE İSLAMİ AİLE MODELİ

      Modern(!) zamanlardayız. İnatla vahye ve ilâhî değerlere sırt çeviren modern zamanlar. Seküler ve laik değerlerin(!) fütursuzca körpecik dimağlara empoze edildiği, ahlâk ve insanlıktan uzak, çıkarcı, egoist ve postmodern zalimler üreten bir çağda...

DUYURULAR

MEDRESE-İLAHİYAT TARTIŞMALARI

Medrese-ilahiyat tartışması...başını aldı gidiyor. Halbuki her iki kesimin de mağduriyetleri de meziyetleri de eksikleri de söz konusu.

Medreseler Cumhuriyet, Tevhid-i Tedrisat ve Medrese, tekke ve zaviyelerle ilgili yasa ve bunlara bağlı ceşitli hüküm ve uygulamalarla mahkûm edildi, yasaklandı, yasa dışı ilan edilerek, illegalleştirildi.

Yani bir önceki dönemin ve yaklaşık 1200 yıllık bir tarihin en itibarlı kurumu/kurumları kaşla göz arasında itibarsızlaştırılıverildi, hatta yok edilmekle karşı kaşıya bırakıldı.

Arkasından gelen haince ve gaddarca türlü uygulamalara rağmen ismi bilinen ve bilinmeyen yüzlerce-binlerce kahraman, en zor ve en ağır şartlarda en üst düzeyde sorumluluk bilinci ile emanet belledikleri ilmî birikimlerini var güçleriyle her şeye rağmen aktarmaya çalıştılar.

Bunların fevkalade emek ve gayretlerini görmezlikten gelmek, takdir etmemek insaf ehli kimsenin yapabileceği bir iş değildir.

Bu yönüyle İmam-hatip ve İlâhiyat neslinin en azından belli bir seviyede olanlarının o ağır ve zor şartlarda medrese tahsilini sürdüren o her türlü takdirin üstünde gördüğüm faaliyetlerine fevkalade şükran borçlu olduğunu kabul etmeyecek tek bir İlahiyatçı olduğunu da düşünemiyorum.

Medreselerin, Cumhuriyetin arafesinde, kuruluş ve yükseliş dönemindeki ilmî kimliklerinin çok gerisinde kalmış oldukları gerçeği başta olmak üzere, kurum olarak eleştirilecek ve ıslahı, geliştirilmesi gerekli bir çok açığı ve gediği vardı, bunda şüphe yok. Fakat bunun karşılığı "vur abalıya" misali bir tututum olmamalı.

İmam-Hatip ve İlâhiyat nesli ise ortaya çıktığı andan itibaren bazı kardeşlerimizin haklı temennilerinde olduğu gibi büyük edebiyatçıları, Nobel ödülü alanları çıkmamıştır belki, fakat, -ister benimsediğimiz bir eğilim ve akım-yol (ne denirse densin) olsun, ister benimsemediğimiz olsun, ama bir şekilde İslâm adına, din adına ortada olan ne kadar hareket varsa hepsinin de belkemiği, ana omurgası bu İmam-Hatip ve İlahiyat nesli değil mi?

Hatta benimsemediğimiz bazı cırtlak sesler, ya medrese kökenli, ye İmam-Hatip/İlâhiyat kökenlidir, ya da her ikisinden beslenmişlerdir.

O HALDE Medrese ve İlahiyat kökenliler aynı elmanın iki yarısı olarak görülmelidir. Birbirlerinin eksiklerini tamamlaması gereken iki önemli yetişmiş kadrodur bunlar. Birbirlerinin rakibi ve farklı amaçlarla yarışanları değildirler.

Kanaatimce YAPILMASI GEREKENLER ARASINDA "kendi kalemize gol atarcasına" tezler üretmek yada bir tarafta yer almak yoktur. Mevcut şartları bu ümmete mal olmuş, son derece önemli her iki kurumdan yetişen neslin ve değerlerin kafa kafaya vererek, eksiklerini nasıl tamalayabilecekleri doğrularını ve güzelliklerini nasıl mükemmeleştirecekleri üzerinde kafa yormak ve bu alanda emek sarf etmek olmalıdır.
DİDİŞMELERİ VE KISIR TARTIŞMALARLA SALVO ATIŞLAR YAPMALARI DEĞİL.

M. Beşir Eryarsoy

tefsir dersleri

Yazanlarımız



muvafakat besir

ömer hoca ile röportajlar