I Toplumsal ve küresel kargaşa, kaos, savaş, sömürü, adaletsizlik, ekonomik ve sosyal dengesizlikler, baskılar, zulümler... Dünyamızı sarmış durumda. Bunların müsebbipleri ve mağdurları, bozguncu başı Trump ve onun yavrusu Netanyahu başta olmak...

Tüm dünyanın hemen hemen en önemli ve en çok konuşulan gündem konularının başında olan Suriye, sosyal medya ve internet ağında günlük milyonlarca habere, neredeyse her gün büyük haber kanallarının konu başlıklarına, milyonlarca Youtube videoları izlenmelerine rağmen ülkenin ve dolayısıyla Suriye halkının çektiği acı ve eziyet haberlerdeki rakamlardan daha öteye geçebilmiş durumda değil.
2011 Mart ayında başlayan Suriye’deki savaştan dolayı şimdiye kadar 11 milyona yakın Suriyeli evlerini terk etmek zorunda kaldı. 13,5 milyona yakın insan acil insani yardıma muhtaç şekilde yaşamaya çalışmakta.
Ülkedeki iç durumdan dolayı topraklarını terk eden 4,8 milyon Suriyelilerin çoğunluğu Türkiye başta olmak üzere Lübnan, Ürdün, Mısır ve Irak bölgelerinde yerleşmiş durumda. 6,6 milyon ise Suriye içerisinde evlerini terkederek başka bölgelere yerleşmişlerdir.
Mülteci olmak sözlük anlamına göre ülkesini savaş, tehdit, açlık gibi nedenlerden dolayı terketmek zorunda kalanlara verilen isim. Bir mültecinin gözünde ise evinin, toprağının, yakınlarının özlemini ve hasretini çeken ama umutları başkalarının heva hevesleri uğruna yıkıma uğrayan yaşlı göz, kırık kalp demek.
Suriye’deki savaşın en karanlık yüzü on binlerce çocuğun yüreğinde ve gözlerinde yer etti. Cinsiyet ve yaş ayrımı yapmadan toplu kıyımlara ve işkencelere maruz kalanlar arasında maalesef çocuklar da oldu. Bir anda büyümek mecburiyetinde bırakılarak anne, baba ve kardeşlerinin kimi zaman tamamını kaybetmenin acısına katlanmak zorunda olan küçücük bedenler. Bir acıdan ötekine geçişi öğrenmeden yaşamanın resmidir bu. Tüm dünyanın duymasını istedikleri mesajı doğdukları eve topraklara geri dönebilmek. Her köşesinde ciğerlerine işleyen sızıya rağmen kopmak istemedikleri ve vatan dedikleri ülkelerinde yeniden yaşayabilmek. Tarih boyunca acıları yüreğinde gittikleri yerlere götürenlerin canlı anlatımlarından öğrendiğimiz şey o insanların ilerleyen yaşları, göğüslerinde taşıdıklarından daha büyük değil.
Suriye’yi o çocukların kendi gözlerinden ve küçük dünyalarından anlamak ve hissetmek gerek. Yaşadıklarını tasavvur etmemiz mümkün olmasa bile Suriye’nin anlatılandan daha dehşet kokan bir savaş meydanına dönüştüğünü görmemizi sağlayacaktır.
Aşağıda anlatılanlar Suriyeli çocukların canlı anlatımlarından derlenerek hazırlanmıştır.
Hasan (14 Yaşında)
Bir cenazeye katılmıştım. Önce bir roket sesi işittim, yüzlerce kişi o patlamada öldü. Amcamı ve kuzenimi de o patlamada kaybettim. Her yerde ölen kişilerin patlamış bedenleri vardı. Kiminin üzerinde başkasının kolu bacağı vardı. Camiye koştum orada da durum aynıydı. Yaralı olanları oradan çıkarmak için herkes sağa sola koşturuyordu. Bu katliamdan iki gün sonra köpeklerin cesetleri yediklerini gördüm. Caminin içi ve dışı tamamiyle ölmüş bedenlerle kaplıydı. Korkmuştum, hem de çok korkmuştum.
Tek kalan amcam ve kuzenimi de kaybedince hayatımdan ve kendimden nefret etmeye başladım. Kuzenimle kardeşten öte gibiydik. Her şeyimiz birdi. Her şeyi birlikte yapardık ve şimdi onu kaybettim.
Evimiz isabet eden bombadan dolayı alevler içerisindeydi. Oraya girmek ve annemi babamı kurtarmak istediysem de alevlerin şiddetinden yaklaşamadım. Etrafta bakanlardan da kimse yardım edemedi. Evimiz kül hâlini aldığında çevrede duranlardan hiç kimse acı ve çaresizlikten dolayı ne bana ne de yanlarındakilere bakamıyordu.
Suriyeli çocukların yardımınıza ihtiyacı var hem de çok. Küçük bedenlerine yapılan işkenceleri tarif etmek imkânsız. İşkence yapanlar tüm çocukları alıp bu çocuklardan önlerine etten siper yapıyorlardı. O çocukları o şekilde görenlerin ateş etmeyeceklerini bildikleri için böyle yapıyorlar. Bunları kendi gözlerimle gördüm. Suriye’deki çocukların oradan kurtulmasını istiyorum. Kaçamazlarsa orada öleceklerini biliyorum.
Suriye ile ilgili ne hatırlıyorum? Bomba ve ateş başladığında sığınağa doğru kaçıştığımızı ve oradaki tüm çocukların korku dolu çığlıklarını hatırlıyorum. Suriye’deki bu halden dolayı biz çocuklar artık oyun oynamıyoruz. Evimi, ailemi, komşularımı çok özledim. Evime ne zaman dönerim?
Amani (13 Yaşında)
Savaş ilk başladığında o kadar büyük değildi. Katlanabiliriz diye düşündük ta ki çocuklara işkence edilene kadar.
Köyümüz bombalandığında bodrumda 10 gün kaldık. Rabbime şükürleri olsun ki işkence ve katliama bizzat maruz kalmadım ama işkence altında inlemeleri çok duydum. Diğer çocukların işkence sonrası hâllerini ise hiç unutamıyorum. Kardeşim Haman’da gördüm. 7 ay önce amcamın evine girdiler ve kardeşimi sopalarla dövmeye başladılar. Sırtına ayaklarındaki botlarla vurdular. O kadar kötü dövdüler ki Haman artık yürüyemiyor. Onu alacak ve tedavi edecek bir hastane yoktu. İlaç bulmak imkânsız. Amcam da çaresiz onu evimize getirdi. İşte ilk o zaman kardeşimi işkence sonrası gördüm. Çok bitkindi ve yürüyemiyordu. Öleceğini sandım. Beni ordan götürdüklerinde onu orada o haliyle bıraktılar. Ordan alıp Suriye dışına kaçırdıklarında yanıma hiçbirşey almaya bile vakit yoktu. Kardeşimi bana hatırlatacak hiçbir şeyim yok. Bir arkadaşımın gözünün önünde annesine işkence yapıp öldürmüşlerdi. O yaşında aklını yitirdi. Sığınma evinde iken uyumaya çok korkuyordum.
Her an gelecekler ve bizi götürüp işkence edecekler diye uyuyamıyordum. Kardeşimi bıraktığım günden beri doğru dürüst bir şey yemiyorum, yemek istemiyorum. Neler olduğu aklıma geldiğinde gözyaşlarıma hâkim olamıyorum. Bundan dolayı devamlı ağlıyorum. Bu halden kurtulmak için ne kadar zaman geçecek bilmiyorum. Belki de hiç geçmeyecek.
Muhammed (17 Yaşında)
Suriye'de çok sayıda çocuk öldürüldü. Benim köyümde vurulup öldürülen iki yaşındaki bir kız vardı. Yürüyordu, yürümekten başka hiç bir şey yapmıyordu ve onu öldürdüler. Bedenini gözlerimle gördüm, amcası onu taşıyordu. Mermi kalbinin yanındaydı, vurulduğu an öldü. Onu kurtarmak için hiçbir şansları yoktu. İki yaşındaki bir kız!
Köyümde bir süre önce bir gösteri vardı. Gösteride bazı çocuklar vardı, fakat sayıları çok değildi. Silahlı insanlar okula girdiler. Ceza olarak sınıflardan 1. sınıftan 7. sınıfa kadar rastgele 50 çocuğu seçtiler. Onları okuldan çıkarıp herkesin gözü önünde tırnaklarını çektiler.
Bu çocukların çoğu altı yaşındaydı. Altı yaşındaki çocukların tırnaklarını parçaladılar. Çocukları alıp götürdüler. Köydeki insanlar çocuklarını geri almak için her şeyi denediler ama silahımız yoktu, bu yüzden hiçbir şey yapamadılar. Şimdi nerede olduklarını bilmiyorum.
Bu hadiseden hemen sonra köyden ayrıldım. Suriye'deki insanlar ölüyor, tutuklanıyor, işkence altında inliyorlar. Evleri harabeye çevrilmiş ve artık güvenli değil, çok fazla bombardıman var. Köyümde hava saldırısı, bombalar, tanklar tarafından yok edilen bir sürü ev var. Evler yok ediliyor, insanlar öldürülüyor, işkence ediliyor ya da hapse atılıyor. Dokunmadıkları tek ev dahi yok.
Suriyede en küçüğünden en büyüğüne kadar herkes korku içinde yaşıyor. Bir gün evleri tahrip olabilir; başka bir gün bir aile üyesi öldürülmüş olabilir. Bunun ne zaman olacağı ise bilinmez.
Sokakta yürüyorduk ve birden ateş altında kaldık. Hepimiz yaralandık. Anneme ve iki kardeşime kurşunlar isabet etti. Onlar kurtulabildi ama amcam o ateş altında yediği kurşunlardan kurtulamadı. Sokaktaki silahlı adamlar birini yakaladıkları zaman "Bu adamı öldürecek miyiz?" ya da "Peki bu kadını kim öldürmek ister?" diye bağrışırlardı.
Bir ev ateş altında kaldığında, yardım etmek için ailemle birlikte giderdim. Gördüğüm bir ev üç katlı bir evdi, barınak bodrumdaydı. Bombalar bodrum da dâhil olmak üzere her şeyi yok etmişti. O gece 13 kişi öldü, dördü çocuktu. Orada koşup yardım ettim. Toz kaplı cesetleri bulduk. Barınaklar bombalara karşı sığınak sağlamıyor. Her türlü şeyi kullanıyorlar; bombalar, mayınlar, silahlar, tanklar…
Yakındaki başka bir köyde evden eve girip sağ kalan var mı diye bakıyorlardı. 50 çocuğun bulunduğu bir barınak bulduklarını duydum. Hepsini öldürdüler. Kimini başlarına kurşun sıkarak kimini ise bıçakla öldürmüşler. Çocukları öldürmek için kullanmadıkları yol yok. Masum çocuklara bunu nasıl yapabildiklerini anlayamıyorum.
Suriye’de olup biteni bütün dünyaya bildirmek için elimden gelen her yolu deneyeceğim. Bu vahşet gerçek, bu kıyım ve katliamlar gerçek. Bütün dünyanın bilmesini istiyorum, tüm dünyanın dinlemesini istiyorum.
Suriye'deki ailemin yarına çıkacaklarını veya işkenceye maruz kalmayacaklarını asla bilemiyorum. Bombalar yüzünden dehşete düşen çocuklar her zaman ağlıyor. Bombalamalar yüzünden dehşete düştü.
***
Hiç şüphe yok ki Suriye’deki savaş en acı şekilde çocukları vurdu. Beşar Esad ve akabinde DAEŞ terör örgütü tarafından sistematik olarak korku, açlık, işkence ve tecavuz gibi uygulamalara maruz kaldılar. Birleşmiş Milletlerin raporuna göre savaşın ilk 2 yılında çocukların çoğu Esad ordusu tarafından öldürüldü. Suriyeli mültecilerin %20’sini 5 yaş altı çocuklar oluşturuyor. Uluslararası camia bu sessizliğine devam ettiği müddetçe ve Orta Doğu’da bölünmüş parçalanmış ülkecikler oluşturma gayeleri canlı olduğu müddetçe bunun acısını yine en çok çocuklar çekeceklerdir.
İbrahim Özer