• ÇOCUK EĞİTİMİNDE İSLAMİ AİLE MODELİ

      Modern(!) zamanlardayız. İnatla vahye ve ilâhî değerlere sırt çeviren modern zamanlar. Seküler ve laik değerlerin(!) fütursuzca körpecik dimağlara empoze edildiği, ahlâk ve insanlıktan uzak, çıkarcı, egoist ve postmodern zalimler üreten bir çağda...

DUYURULAR

POSTALIN EZİCİ YÜZÜ: DARBELER

postalin ezici yuzu darbeler

“Darbe” Nedir?
Sözlükte “vuruş, çarpış; birini kötü duruma düşüren, sarsan olay; bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak veya demokratik yollardan yararlanarak hükûmeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi devirme işi” olarak tanımlanan “darbe”1 , Türkiye için de önem arz eden bir kavramdır.

Türkiye'de Darbeler

Türkiye Cumhuriyeti'nin bulunduğu coğrafya; tarih boyunca siyasi, sosyal ve ekonomik yönlü hareketlenmelerden uzak kalmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra da bu coğrafya savaş, göç, darbe, muhtıra (nota) gibi olaylarla karşı karşıya kalmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti Dönemi'nde görülen başlıca darbe ve muhtıra girişimleri şu şekilde sıralanabilir:

1. 27 Mayıs 1960 Darbesi

2. 12 Mart 1971 Muhtırası

3. 12 Eylül 1980 Darbesi

4. 28 Şubat 1997 Postmodern Darbesi

5. 27 Nisan 2007 E Muhtırası

6. 15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi (Kalkışması)

27 Mayıs 1960 Darbesi: İlk Askerî Müdahale

Türkiye 1960 öncesi dönemde, Demokrat Parti (DP) iktidarı zamanında, darbenin ön şartlarını hazırladığı kabul edilen sıkıntılı günler yaşamıştır. Sağcı, muhafazakâr eğilimli, Atatürk ilkelerine bağlılıktan giderek uzaklaşır olarak görülen, bazı çevrelerce “gerici” olarak nitelenen güçlerle işbirliği yaptığı ve ayrıca özgürlükleri kısıtladığı iddia edilen DP'nin iktidarına karşı, ilgili birtakım gelişmelerden kaygı duyan çevrelerin de destek vermesiyle, darbenin ayak sesleri gelmeye başlamıştır.2

Türkiye'de 1946 yılında çok partili hayata geçilmesinin ardından 1950 yılında iktidara gelen DP, 10 yıl iktidarda kaldı. DP iktidarının son dönemlerinde ülkede yaşanan gerilim, zaman zaman şiddet olaylarıyla kendisini gösterdi.

Cumhuriyet tarihinin ilk darbesi, 27 Mayıs 1960'ta, “iktidar partisi DP'nin Türkiye'yi baskı rejimine ve kardeş kavgasına götürdüğü” gerekçesiyle, bir grup subayın yönetime el koymasıyla yaşandı.3 27 Mayıs sabahı radyolarda sürekli, üst üste, Alparslan Türkeş'in şu sesleri yankılanıyordu: “NATO'ya bağlıyız ve inanıyoruz. CENTO'ya bağlıyız ve inanıyoruz.”4 27 Mayıs 1960'ta saat 04.36'da Albay Alparslan Türkeş'in Ankara Radyosu'nda okuduğu bildiriyle ordunun yönetime el koyduğu açıklandı. Bildiride “Bugün, demokrasimizin içine düştüğü buhran ve en son müessif hadiseler dolayısıyla ve kardeş kavgasına meydan vermemek maksadıyla Türk Silahlı Kuvvetleri, memleketin idaresini eline almıştır.” denildi.5

Askerlerin oluşturduğu Millî Birlik Komitesi anayasayı ve meclisi feshedip siyasi faaliyetleri de askıya aldı. Yassıada'da, Adnan Menderes'inki de dâhil olmak üzere yargılamalar yapıldı. Sonuçta ise eski Cumhurbaşkanı Celal Bayar, eski Başbakan Adnan Menderes, eski Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile eski Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın idam edilmelerine oy birliğiyle karar verildi. Fakat Celal Bayar hakkındaki karar, yaş haddi nedeniyle müebbet hapis cezasına çevrildi. Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan 16 Eylül 1961'de sabaha karşı, Adnan Menderes ise İmralı Adası'nda 17 Eylül 1961'de saat 13.21'de idam edildi.

Yıllar sonra TBMM tarafından kabul edilen bir kanunla Adnan Menderes ve onunla birlikte idam edilen arkadaşlarının itibarları 11 Nisan 1990'da iade edildi. Aynı kanun uyarınca Menderes, Polatkan ve Zorlu'nun naaşları 17 Eylül 1990'da İmralı'dan alınarak devlet töreniyle İstanbul Vatan Caddesi'nde yaptırılan ve bugün hâlâ mevcut bulunan anıt mezara taşındı.6 

12 Mart 1971 Muhtırası: İkinci Askerî Müdahale

12 Mart Muhtırası farklı (sol, elitist, entellektüel, askerî) çevrelerden destek alan bir hareket olarak bilinir. Muhtıra ile Adalet Partisi (AP) ve doğal olarak Süleyman Demirel iktidardan düşürülmüştür. Müdahalenin bir amacı da zaten buydu. Öne sürülen diğer amaçlar ise ülkede anarşiyi bitirmek, huzuru sağlamak, Atatürkçü düşünceye bağlılığı güçlendirmek, cumhuriyeti korumak ve kollamak idi.7

O dönem AP'nin başında bulunan Süleyman Demirel'e göre; Türkiye'nin kendi komşularıyla ve özellikle Rusya ile yakın ilişkiler kurması ve Türkiye'nin giderek gelişmesi ABD'yi rahatsız etmiş ve bu da 12 Mart'a giden yolda rol oynamıştı.8 Demirel normalde ABD ile yakın ilişkilere sahipti. Buna rağmen, 12 Mart Muhtırası ile hükûmetten düşürülen yine Demirel olmuştur.9

12 Mart Muhtırası'nın 1960 Darbesi'nden farkları arasında ise yönetimin doğrudan askeriyenin eline alınmayıp Nihat Erim başkanlığında teknokrat bir hükûmete bırakılması ve yeni bir anayasanın hazırlanmamış olması sayılabilir. Benzer yönü ise birçok kişinin tutuklanıp cezalandırılması10 ve zaten aksak giden demokrasinin sekteye uğratılmasıdır.

12 Eylül 1980 Darbesi: Üçüncü Askerî Müdahale ve Demokrasiye Balans Ayarı

12 Eylül'e giden yolu hazırlayan sebepler konusunda Türkiye'de, bu darbeyi yapanların eleştirildiği çok olmuştur. Hatta “12 Eylül'ün nedeni 12 Eylülcülerdir.” savı meşhur olmuştur. İhtilal öncesinde oluşan şartlara ordudaki generallerin bile bile müdahale etmedikleri iddiası bazı çevrelerce savunula gelmiştir.11

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin emir komuta zinciri içinde gerçekleştirilen bir askerî darbesi olarak tarihe geçen 12 Eylül 1980 darbesini resmen açıklayan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Evren, darbenin gerekçesini “... kendi kendini kontrol edemeyen demokrasiyi sağlam temeller üzerine oturtmak, kaybolan devlet otoritesini yeniden tesis etmek için yönetime el koymak zorunda kalmıştır.” ifadeleriyle anlatmıştır.

TSK'nin emir komuta zinciri içinde gerçekleştirdiği bu darbenin en önemli gerekçesi “güvenlik” oldu. TBMM'nin 22 Mart 1980'de ilk turunu yaptığı cumhurbaşkanlığı seçimini 114 tur oylama yaptığı hâlde darbe gününe kadar sonuçlandıramamasının da etkili olduğu süreçte birçok cinayet işlendi ve irticanın hortladığına dair söylemler arttı.

Hazırlıklarına 1980 Haziran'ında Genelkurmay Karargâhı'nda başlanan darbe, sonunda 12 Eylül'de yapılmış ve sabaha karşı artık sokaklara palet ve postal sesleri hâkim olmuştu. Emir komuta zinciri içinde gerçekleştirilen bu darbe, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetime üçüncü açık müdahalesi olmuştur.

12 Eylül Darbesi sonucunda; Süleyman Demirel'in başbakanı olduğu hükümet görevden alındı, Süleyman Demirel ile Bülent Ecevit Hamzakoy'a ve Necmettin Erbakan ile Alparslan Türkeş Uzunada'ya sürgüne gönderildi, siyasi yasaklar geldi, TBMM lağvedildi, 1961 Anayasası uygulamadan kaldırıldı, Türkiye siyaseti yeniden tasarlandı. Yeni anayasanın halkça onaylanması ile birlikte Kenan Evren cumhurbaşkanı olarak kabul edildi.

Darbe sürecinde 650 bin kişi gözaltına alındı. Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı. 7 binden fazla kişi için idam cezası istendi. Bunlardan 517 kişi için idam kararı verilirken bu kararların ise 50'si uygulandı. 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı. Yaklaşık 100 bin kişi örgüt üyesi olmak suçundan yargılandı. 30 bin kişi, sakıncalı oldukları iddiasıyla işten çıkarıldı. Çok sayıda işkence ve faili meçhul olayı yaşandı. Bine yakın film, sakıncalı bulunduğu için yasaklandı. 4 bine yakın öğretmen ile çok sayıda üniversite görevlisinin işine son verildi. Yüzlerce gazeteci için binlerce yıla varan hapis cezaları istendi.12

28 Şubat 1997 Darbesi: Postmodern Darbe

24 Aralık 1995'te yapılan seçimlerde Refah Partisi (RP) oyların 21,2'sini alarak Türkiye'nin en büyük partisi olarak seçimlerden çıkmış ve Doğru Yol Partisi (DYP) ile birleşerek REFAHYOL Hükûmeti'ni kurmuştur. Necmettin Erbakan ile Tansu Çiller böylece koalisyon kurarak iktidarı paylaşmışlardır.

Erbakan'ın “İslâm Birliği” siyaseti izlemesi ve D-8 gibi projeleri dikkat çekti. Ayrıca ülke içerisinde derin devlet her tarafa yayılmıştı. 1996'daki Susurluk Kazası bunun açık bir göstergesi oldu.

Askeriye, gelişmelerden ve Erbakan'ın izlediği siyasetten rahatsızdı. Bu arada, Refah Partisi'ni denetlemek ve laikliği korumak gibi amaçlarla oluşturulan Batı Çalışma Grubu (BÇG) bu yolda etkin çalışmalar yapmıştır. Sonuçta, ordunun yüksek komuta kademesinin 28 Şubat 1997'de verdiği muhtıra ile Erbakan istifaya zorlanmıştır. 16 Ocak 1998'de ise Anayasa Mahkemesi (AYM) kararı ile RP kapatılmıştır.13

Birçok İslâmi kimlikli vakıf, dernek, cemaat ve tarikatın faaliyetlerinin engellendiği ve bazı çevrelerce “bin yıl devam edeceği” öngörülen 28 Şubat Süreci kısa sürmüş ve 2002'de Ak Parti'nin (AKP) iktidara gelmesi ile etkisini giderek yitirmiştir.

27 Nisan 2007 E muhtırası: Postmodern Vesayet İhtarı

Abdullah Gül'ün TBMM tarafından cumhurbaşkanı seçilmesi süreci ile ilgili olarak Genelkurmay Başkanlığı'nın 27 Nisan 2007 gecesinde kendi internet sitesi aracılığıyla yayınladığı bildiri olup postmodern bir vesayet örneği olarak “e muhtıra” diye de tarif edilmektedir.

CHP o gün cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili ilk oylamayı Anayasa Mahkemesi'ne taşımıştı. Aynı tarihte gece saat 23.17'de Genelkurmay Başkanlığı, kendi internet sitesinde yayınladığı basın açıklamasında “Türk Silahı Kuvvetlerinin laikliğin savunucusu olduğunu, bu konumunu kararlılıkla sürdüreceğini ve gerektiğinde bu görevini eksiksiz yerine getireceğini” sert bir dille ifade etmiştir.14 Böylece askerî vesayet tekrar hortlatılmıştır. Bu hareketlenme aynı zamanda 28 Şubat ruhunun bir devamı olarak değerlendirilebilir.

15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi: İhanet Gecesi

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyesi bazı Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu subaylar tarafından 15 Temmuz 2016 Cuma günü başlatılan bu hain darbe girişimi; cumhurbaşkanının çağrısı, milletin harekete geçmesi ve iletişim ve ulaşım araçlarının sağladığı imkânların yardımıyla tüm yurtta yaklaşık 21 saatte kontrol altına alınmıştır.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamedeki tespitlerden derlenen verilere göre darbe girişimi, Kara Havacılık Komutanlığı'nda görevli bir subayın MİT'e “FETÖ'cülerin MİT Müsteşarı Fidan'ı almak için kuruma saldırı düzenleyeceği” ihbarının yapıldığı saat olan 16.16'da başlamıştır. Asıl darbenin gece 03.00'te yapılması planlanmışken FETÖ'cü askerler bu vakti erkene çekmek zorunda kalmışlardır.15 Bu durum ise hem şartların eski darbe dönemlerindeki gibi olmadığını ortaya koymuş hem de darbenin amacına ulaşmasının engellenmesini kolaylaştırmıştır.

Saat 21.00'de darbeci eski Tümgeneral Mehmet Dişli Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'a “Komutanım operasyon başlıyor, herkesi alacağız, taburlar, tugaylar yola çıktı, biraz sonra göreceksiniz.” diyerek darbeyi tebliğ etti. Saat 22.00'de Genelkurmay Karargâhı'ndan silah sesleri duyuldu ve bir helikopterden dışarıda bulunanların üzerine ateş açıldı. Aynı saatlerde darbeciler TRT Genel Müdürlüğünü de işgal ettiler. İstanbul'da Boğaz köprüleri 22.28'den itibaren bir grup asker tarafından geçişe kapatıldı.

Başbakan Binali Yıldırım 23.02'de bir televizyon kanalına bağlanarak canlı yayında “Milleti temsil eden hükûmet iş başındadır. Bu kalkışmayı yapanlar, bu çılgınlığı yapanlar, bu kanunsuz eylemin içerisinde olanlar en ağır şekilde bedelini ödeyeceklerdir.” açıklamasını yaptı. Bu dakikalarda darbecilerin “darbe faaliyetinin başına geçmesi” teklifini kesin bir dille reddeden Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, saat 23.02'de darbeci bir grup asker tarafından rehin alınarak Akıncı Üssü'ne götürüldü. Bu arada FETÖ'cülerce silahlı hava saldırıları başlatıldı; ateş açma ve bombardımanlar gerçekleşti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın saat 00.24'te CNN Türk'e bağlanarak halkı meydanlara davet etmesi ise darbe girişiminin kırılma noktası oldu. Erdoğan “Millî iradeye yönelik bu ayaklanma hareketine karşı tabii ki hukuk, yasalarımız, anayasamız neyi gerektiriyorsa bunun bir defa cevabını bu yapı ister Silahlı Kuvvetler içinde olsun, bir grup azınlık da olsa ister başka kurumlarımızın içerisinde olsun, gereken cevabı alacaklardır.” dedi.

Bunun üzerine sokaklara çıkıp darbeye direnen ve tanklara, tüfeklere, FETÖ mensubu teröristlere karşı sokaklarda mücadele veren 250 kişi şehit, 2 bin 193 kişi gazi oldu.16

Sonuç

Demokratik tarzda yönetilen ülkelerde en büyük bir suç ve ayıp olarak kabul edilen “darbe, muhtıra” türü girişimlerin klasik ve modern türlerinin hepsiyle karşı karşıya kalan Türkiye ve Türk halkı, en sonunda bu darbelere buğzederek tepki vermenin yanı sıra bunları aktif şekilde önlemeyi de öğrenmiştir. Eski darbe ve muhtıralar zaman içerisinde halk anlatıları ve aydın yazılarında çeşitli tepkilere maruz kalmışsa da en son darbe girişiminde bu tepki argümanlarının yanı sıra halk direkt faaliyete geçmiştir. Hatta öyle ki darbeye direnen bazı silahlı güçlerimizin canlarını halk kurtarmış, TSK mensubu birtakım er ve erbaşları halk ikna ederek ya da tutup güvenlik güçlerine teslim ederek darbeyi etkisizleştirmeye dönük büyük katkı sağlamıştır.

Öyle anlaşılıyor ki artık halk, uzun yıllar ve gayretler neticesinde elde ettiği manevi ve maddi kazanımların ve kendi seçtiği kişilerin bazı mihraklarca alaşağı edilmesine öyle kolay kolay müsaade etmeyecektir. Ayrıca, kendi seçtiği yöneticiler ve ihanet içerisinde olmayan silahlı kuvvet mensuplarıyla birlikte bu tür faaliyetleri göğüslemeye hazır olduğunu da açıkça ortaya koymuştur. Kendisiyle ilgili konularda yani hak, özgürlük ve yetki hususlarında cuntacılardan defalarca balans ayarı gören halkın uyanması, her ne kadar Türkiye aleyhindeki iç ve dış mihrakların bu türden zararlı emel ve faaliyetlerinden tamamen vazgeçmelerine belki yetmeyecekse de, bu konuda oldukça caydırıcı ve önleyici bir paratoner vazifesi görecektir.


1. Şükrü Halûk Akalın, “Darbe”, Türkçe Sözlük, Türk Dil Kuru mu Yay., Ankara, 2011, s. 595.
2. Çetin Yetkin, Türkiye'de Askeri Darbeler ve Amerika, Kilit Yay., Ankara, 2011, s. 42.
3. https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/turkiye cumhuriyeti nin ilk darbesi 27 mayis/578371
4. İlber Ortaylı, Türkiye'nin Yakın Tarihi, Timaş Yay., İstanbul 2011, s. 111.
5. https://www.ntv.com.tr/galeri/turkiye/turkiye darbe tarihi,SlgfsCz7A0GeE3YX3A1oGg/6l7h8YA9gUqn7qT 4DJG_Ng
6. https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/turkiye cumhuriyeti nin ilk darbesi 27 mayis/578371
7. Kemal Karpat, Kısa Türkiye Tarihi (1800 2012), Timaş Yay., İstanbul 2012, s. 203, 204.
8. Geniş bilgi için bkz. Çetin Yetkin, Türkiye'de Askeri Darbeler ve Amerika, Kilit Yay., Ankara, 2011, s. 111 115.
9. Çetin Yetkin, Türkiye'de Askeri Darbeler ve Amerika, Kilit Yay., Ankara, 2011, s. 110.
10. Kemal Karpat, Kısa Türkiye Tarihi (1800 2012), Timaş Yay., İstanbul 2012, s. 204.
11. Çetin Yetkin, Türkiye'de Askeri Darbeler ve Amerika, Kilit Yay., Ankara, 2011, s. 171
12. https://www.aa.com.tr/tr/gunun basliklari/12 eylul darbesinin 37 yili/906318
13. Kemal Karpat, Kısa Türkiye Tarihi (1800 2012), Timaş Yay., İstanbul 2012, s. 236, 237.
14. http://darbeler.com/2015/05/18/27 nisan e muhtirasi/
15. https://www.ntv.com.tr/turkiye/saat saat 15 temmuzda yasananlar,KQ4ykznyIU6vgW1ecMB6_w
16. https://www.ntv.com.tr/turkiye/saat saat 15 temmuzda yasananlar,KQ4ykznyIU6vgW1ecMB6_w

tefsir dersleri

Yazanlarımız



muvafakat besir

ömer hoca ile röportajlar