I Toplumsal ve küresel kargaşa, kaos, savaş, sömürü, adaletsizlik, ekonomik ve sosyal dengesizlikler, baskılar, zulümler... Dünyamızı sarmış durumda. Bunların müsebbipleri ve mağdurları, bozguncu başı Trump ve onun yavrusu Netanyahu başta olmak...

"Müslümanların Modernleşmesi" semineri sosyolog-yazar Abdurrahman Arslan'ın sunumuyla Medeniyet Vakfı Seminer Salonu'nda gerçekleşti. Konuşmasında modernleşmenin temel unsurlarına değinen Arslan, aynı zamanda modernizmin Müslümanların zihninde ve İslamcı düşünce üzerinde bıraktığı etkilere yer verdi. Modernizmin İslam'ın tevhit düşüncesine karşı çıktığını söyleyen Arslan, İslamcı düşünce Batı’da gördüğünün muadilini İslam’da aramaktan artık vazgeçmesi gerktiğini söyleyerek;
"İslamcılık, İslam’ın kendi düşünce geleneği içinde düşünsün, Batı’dan ödünç aldığı kavramları İslamileştirmekten vazgeçsin. Eğer biz İslam’ın bilgisini üretmek istiyorsak, kirlenmiş zihinlerimizi temizlemek istiyorsak, İslam’ın usul geleneğine dönmemiz gerekiyor. Bununla birlikte, başkalarının ürettiği tecrübelerden kendi paradigmamız izin verdiği müddetçe yararlanırız." dedi.
"Müslümanlar olarak, İslami bir kamusallığın imkanı ne olabilir bunun üzerine hiç kafa yormadık ama Batıya karşı olduğumuzu söylememize rağmen alabildiğince Batıyı taklit ettik. İslam’ın kamusal alanında haramlar uzaklaştırılmış helaller yakınlaştırılmıştır. Bu kamusal alanda ise haramlar yaklaştırılmış helaller uzaklaştırılmıştır. Kamusal alan iktidardan bağımsız düşünülemez çünkü o iktidarı temsil eder. Müslümanlar İslam iktidarı üzerinde düşünürken kamusal alanı da hesaba katmak durumundadır. İslam iktidarını kurmak, hükümet kurmakla başlayan ve biten bir iş değildir.
Müslümanlar 20 senedir modernleşiyor, bundan önce modernleşmemişti, sadece modern araçlar gelmişti dünyamıza. Modernleşme esasen zihinseldir ve dinle ilgilidir. Yeni bir dindarlık doğuyor artık. Bu dindarlık bizim 1400 seneden beridir gördüğümüz bir dindarlık değil. Modernlik, tevhide itiraz etmektedir. Çünkü tevhid bir merkezi ifade eder, modern düşüncede merkezi akıl temsil eder. Burada aklın reddi meselesi yoktur, mesele aklın neye göre düşüneceği meselesidir. Aklın düşünebilmesi için onun bir kabule ihtiyacı vardır. İslam akıldan önce oraya tevhidi koyar.
Modern düşünce aynı zamanda bilgini kaynağının değiştirildiği bir düşüncedir. Bir bakıma modernlik, kitap ve imanın yerine aklın ve tabiatın geçirilmesidir. Modernizm; iman ve ahlak bağımsız düşüncedir. Modernizme göre; eğer siz bir dine ve ahlaka sahipseniz özgür düşünemezsiniz ve özgür düşünemediğiniz için saf ve hakikate ait bir bilgi üretemezsiniz. Bugün bir sıkıntı içerisinde isek bunun temelinde bizim Kur’an ve sünneti anlama biçimine ilişkin problem yatmaktadır.
“Merhamet bankacılığı” gibi bir söylem ortaya çıktı. Banka ve merhameti nasıl bir araya getirebilirsiniz. Demokrasiyi, bankacılığı kendimize göre tarif ediyoruz. Peki İslam’a ait bir şey yok mu? İlle de başkalarından alıp kendimize göre tarif mi etmemiz lazım. Neden bankacılık Batı’da ortaya çıktı, hangi ihtiyaç için doğdu, neden sermaye birikimi bu kadar önemlidir. Biriken sermaye insana egemen oluyor mu, olmuyor mu? Bunların üzerinde konuşmamız lazım.
Batı’da gördüğümüzün karşılığını İslam’da aramamak gerekir. Bu din batıda gördüğünüz her şeyin karşılığını size vermek durumunda değil, bu dinin yakasını bırakalım. İslamcı düşünce Batı’da gördüğünün muadilini İslam’da aramaktan artık vazgeçmelidir. Bugün geldiğimiz noktadaki zaaflardan birinin bu olduğunu düşünüyorum. İslam kendi kulvarında yeniden yarışa girmelidir. Modernliğin kulvarında İslam yarışamaz, yarışmamalı. Bu İslam’ın rahmet olarak elden çıkarılması anlamına gelir. Çünkü diğeri ile melez olacaktır. Bugün de yapılmak istenen bu zaten. Müslümanlar, İslam komünizmin de kapitalizmin de üstünde üçüncü bir yol diyorlardı, bugün bu bitti, unutuldu. Bugün liberal İslam var ama unutmayın liberal İslam’ın da artık sonuna geldik.
İslamcılık, İslam’ın kendi düşünce geleneği içinde düşünsün, Batı’dan ödünç aldığı kavramları İslamileştirmekten vazgeçsin. Eğer biz İslam’ın bilgisini üretmek istiyorsak, kirlenmiş zihinlerimizi temizlemek istiyorsak, İslam’ın usul geleneğine dönmemiz gerekiyor. Bununla birlikte, başkalarının ürettiği tecrübelerden kendi paradigmamız izin verdiği müddetçe yararlanırız.
Bizim bu toplumu ve dünyayı değiştirecek en büyük silahımız ahlaktır. Bunun ardından hukuk gelir. İslam’da ahlak ve hukuk ayrıştırılamaz. Adil olun, düşmanınız da olsa adil olduğunuz müddetçe onlar size boyun eğikliği ile gelecektir. Bu insan fıtratının tabii durumudur. Maalesef bizler ahlakın ne olduğunu unuttuk. Bunun bir bedeli olacaktır ama bunun karşılığında öbür dünyada alınacak bedel de vardır."
Sunumunun ardından Abdurrahman Arslan'a, Medeniyet Vakfı Başkanı M. Beşir Eryarsoy tarafından teşekkür plaketi takdim edildi.