• ATALETİMİZİN SEBEPLERİ

      Atalet ile âtıl olmak kelimesi aynı kökten gelmekte ve kısaca çalışmamak, hiçbir şey yapmamak, tatil yapmak anlamını taşımaktadır.Atalet bir manada doğru ve sağlıklı bir dinamizmin zıddıdır. Atalet,kişinin yapması gereken bir işi yapma imkânı...

DUYURULAR

MUHASEBE ZAMANI

muhasebe zamani

Son zamanlarda yaşanan birtakım olaylar, biz Müslümanları bazı hususlarda muhasebe yapmak zorunda bıraktı. IŞİD, FETÖ başta olmak üzere, ortak özellikleri hıyanet, emperyalistlerle iş birliği, Müslümanlara kastetmek, gizemlilik, yalan vs. olan yapıların yaşattığı travma, meydana getirdiği itibar katlini telafi etmek için bazı tespitleri yapmak zorunlu hâle gelmiştir.

 

Birçoğumuz, sıradan insanların “cemaat”lere bakışlarındaki tepkiselliği, güvensizliği hissetmektedir. Meşruiyeti sağlam zannedilen, yaygın teşkilatlara sahip, yasal bir vakfa dahi şu an bir yardım maksadıyla yapılan talepler, eskisinden farklı bir muamele görmektedir.

Toplumun cemaatlere bu tepkisel bakışı, farklı şekillerde kendini hissettirmektedir.

• Maddi yardımlarını keserek

• Faaliyetlerine gitmeyerek

• Çocuklarını göndermeyerek

• Sürekli eleştirerek

• Bu tür çalışmalardan ümidini keserek

• Bireysel yaşamanın mazeretlerini üreterek vs.

Toplumun bu bakışının sebepleri irdelenmeden sadece sitayişte bulunup toplumu suçlamak kulak üzere yatmaktır. Bunun yerine cemaatlerin yukarıdaki iki yapıdaki kadar olmasa da kendilerinde var olan sıkıntılar masaya yatırılmalı, bu hususlarda toplum anlaşılmaya çalışılmalı, yeni bir güven tesisi için kollar sıvanmalıdır.

Şüphesiz ki cemaatlerin büyük çoğunluğu bu sıkıntılardan beridir. Bunun yanında yaptığı hizmetler sebebi ile toplum, bu cemaatlere borçludur. Fakat ne oluyor da bu iyi niyetli amaçlar yanlış mecralara akıyor. Sağlıklı bir analiz yapmak için belki de cemaatlerin hayırlı olanlarının faaliyetleri ile sıkıntılı olanların özelliklerini sıralamamız lazım. Dikkat ederseniz sıkıntılı olanların faaliyeti değil özellikleri dedim. Çünkü bir kısmında iyi görünen faaliyetler var fakat hastalıklı yapı, bu faaliyetleri sıkıntılı bir akıbete sürüklüyor.

Bizler; cemaat lazımdır, geçmişimiz de bunun ispatıdır, diyeceğiz ve bunun ispatı olarak şu faaliyetlerimizi sunacağız:

• Kendi paramızla veya topladığımız paralarla cami yaptık.

• Kendi paramızla veya topladığımız paralarla yurt yaptık.

• Kur’ân-ı Kerim'in ne dediğini ve nasıl yaşanacağını öğrendik, öğrettik.

• Milleti savunmayı, sevmeyi ve sahiplenmeyi öğrettik.

• Yardım kuruluşları kurduk, dünyanın yüz küsur ülkesine (her türlü) yardımı götürdük.

• Kurduğumuz insan hakları örgütleri aracılığıyla haksızlıkların azaltılması için gayret ettik.

• Konferanslar, seminerler, paneller düzenledik.

• Düzenlediğimiz yaz okullarında, çocuklara ahlâklı, erdemli olmayı, ebeveynlerine ve komşularına nasıl davranmaları gerektiğini anlattık.

•Düzenlediğimiz yaz kamplarıyla üniversiteli gençleri; alkol, uyuşturucu gibi kötü alışkanlıklardan ve her türlü sapkınlıktan uzak tutmaya çalıştık.

• Yaptığımız eylem ve gösterilerle Türkiye'de ve dünyada mazlumların sesi olduk.

• Vaktimizi harcadık, gençliğimizi harcadık, malımızı harcadık.

• Devletin malına el sürmedik. İltimasa tevessül etmedik.

• Ailelerin arasını bulduk, küsleri barıştırdık, hastaları ziyarete gittik, hapistekilerin düşüncesine bakmadan gücümüz nispetinde yardımcı olmaya çalıştık.

• Kadınların dövülmemesi gerektiğini, insanların ehillerine, çoluk çocuklarına hayırlı olmaları gerektiğini anlattık.

• Dünya ve ahiretin bir denge içinde yaşanması gerektiğini anlattık.

• Alışverişte müsamahalı olmayı, borcun en güzel şekilde ödenmesi gerektiğini, ahitlerde durmanın ve emin olmanın Müslüman'ın en belirgin vasfı olduğunu anlattık.

• Yanındakini rahatsız etmemeyi, ahlâkı en güzel olmayı anlattık.

• İnsanları doyurmayı, selâm verip almayı öğrettik.

• En iyi okumayı, en takvalı olmayı, iyiliği en çok emredip kötülükten en çok alıkoymayı ve akrabasıyla çokça alâkalı olmayı nasihat ettik.

Bu liste daha çok uzar. Bunların bir kısmını buraya yazmamın sebebi, kendimize haksızlık ve zulüm etmemek, bu vesileyle cemaate ihtiyacı hatırlamak ve hatırlatmaktır.

Cemaatler Ne Yapmalı?

İletişimin çok hızlandığı, insani değerlerin alabildiğine azaldığı; bireyselleşmenin, hazcılığın, tüketmenin tavan yaptığı bir zamanda, ailelerin çocuklarına erdemi, ahlâkı ve insanlığı anlatması gitgide zorlaşmaktadır. Bu, ancak yaşıt çocukların ve gençlerin aynı ortamları beraber teneffüs ederek nitelikli birilerinin örnekliğinde olabilir. Bu husus, bir cemaatin topluma faydalarından sadece bir tanesidir.

Peki, bunca yıldır yaptığı hayırlı hizmetlere rağmen toplum nezdinde yıpranan, meşruiyetini tadil etmek için cemaatler ne yapmalı?

• Mümkün mertebe şeffaf olmalı.

• İşlerini istişare ile yapmalı.

• Kişi merkezli olmamalı.

• İslâm ümmetini yıpratan, içe dönük münakaşa ve tenkitlerden uzak durmalı. Toplumun cemaatlere olan bakışındaki zayıflamada sürekli bir iç tartışma, birilerinin birilerini tenkit etmesinin ciddi bir tesiri var. Buna bir de coğrafyamızdaki kırılmalar, fay hatları, tahammülsüzlükler ve çatışmalar eklenince ümitsizlikler hat safhaya çıkmaktadır.

• İslâm dünyasında, hangi ülke olursa olsun, Müslümanların çoğunlukta olduğu devletlere karşı yapılan kalkışma ve silahlı mücadele sadece ABD, İSRAİL ve RUSYA başta olmak üzere istikbarın işine gelmektedir.

• Bir Müslüman'ın ötekisi, herhangi bir Müslüman olduğu sürece İsrail rahat eder.

• Bizden başka doğru yoktur, ifadesi ötekileştirmenin en bariz göstergesidir.

• Din, asıl kaynağından koparılıp birilerinin doktrini hâline getirilmemelidir.

• İslâm, olduğundan farklı gösterilerek anlatılmaya ihtiyacı olmayan bir dindir.

• Hiçbir cemaat, başka bir ülke ile irtibatta olmamalı.

Bunun Pakistan'da (Tahiru'l-Kadri), Türkiye'de (FETÖ), Irak'ta (Kesnezani, DAİŞ), Hindistan'da (Sir Ahmet Han) vs. örgütlerinin ABD, İngiltere gibi ülkelerle irtibatı iyi incelenmelidir.

• Olduğundan farklı görünmemeli. “Bizi aldatan bizden değidir.” “Onlar isterler ki biraz sen yağcılık yapasın, biraz da onlar. Hayır onlara asla itaat etme.”

• Bir yapıda yalan bir kere başladı mı, her türlü gayr-ı meşruluğun kapısı açıldı demektir.

• Ümmeti bölen hiçbir yapı, cemaat olamaz. Ancak bir fırka olabilir.

• En büyük cemaat ümmettir. Hiçbir cemaatin menfaat ve maslahatları, ümmetinkinin üzerine çıkamaz, önüne geçemez.

• Bir cemaat, dine ve ümmete hizmet etmek ve mektep olmakla fırka olmanın farkını iyi tespit etmeli.

• Cemaatler kendi aralarında iletişim, istişare, yardımlaşma ve müspet manada tenkide açık olmalıdır.

“Boyun eğilen bir ihtiras/cimrilik, peşine düşülen nefsi arzular ve kişinin sadece kendi görüşünü beğenip onunla kalması..” menfiliklerinden uzak, insanların kendilerinden hep hayır umduğu ve şerlerinden emin olduğu bir kişi/bir cemaat.

İbrahim Hakkı Toprak

tefsir dersleri

Yazanlarımız



muvafakat besir

ömer hoca ile röportajlar