I Toplumsal ve küresel kargaşa, kaos, savaş, sömürü, adaletsizlik, ekonomik ve sosyal dengesizlikler, baskılar, zulümler... Dünyamızı sarmış durumda. Bunların müsebbipleri ve mağdurları, bozguncu başı Trump ve onun yavrusu Netanyahu başta olmak...

Hicri takvimin birinci ayı olan Muharrem, “haram” kökündentüremiş Arapça bir kelimedir. Anlamı ise “haram olan”, “yasaklanan” demektir. Muharrem ayının 10. günü tarihte çok önemli olaylar vuku bulmuştur. Başta Rasulullah aleyhisselamın torunu Hz. Hüseyin bin Ali bin Ebi Talip ve beraberindeki 72 kişi hicri 61'de Muharrem'in onuncu gününde (10 Ekim 680) Kerbelâ'daYezid bin Muaviye ordusunca şehit edilmiştir.
Bunun yanında çeşitli hadis kitaplarında ve sair kaynaklarda da rivayet edilen bilgilere göre şu hadiselerin de bu ayın onuncu günü yani Aşure günü gerçekleştiği belirtilir:
Aşure Günü'nde Gerçekleşen Hadiseler
Tarihi sırasına göre bu hadiseleri şu şekilde belirtmek mümkündür:
1. Hz. Âdem'in tövbesinin kabul edilmesi
2. Hz. İdris'in diri olarak göğe yükseltilmesi
3. Hz. Nuh'un gemisinin tufandan kurtulması
4. Hz. İbrahim'in ateşten kurtulması
5. Hz. Yakup'un oğlu Yusuf'a kavuşması
6. Hz. Eyüp’ün şifa bulması
7. Hz. Musa’nın İsrailoğullarını Firavun'dan kurtarması
8. Hz. Yunus’un balığın karnından çıkması
9. Hz. İsa'nın doğumu ve ölümden kurtarılıp göğe yükseltilmesi
Aşure Nedir?
Aşure günü, sadece İslam açısından değil, Yahudilik ve cahiliye dönemi dinleri açısında da önemli bir gündür. Bugün olduğu gibi eskiden de bu dinlerde Aşure günü oruç tutulur ve dualar edilirdi. Aşure günü cahiliye döneminde Mekkeli müşriklerce de kutsal kabul edilmiş ve oruç tutulmuştur. Bu gün, bütün Sami dillerinde hemen hemen aynı anlama gelmektedir. Kelimenin İbranice “aşur”dan geldiği rivayet edilir.
(Buhârî, Savm, 1; Umdetü`l-Kârî fi Şerhi Sahîhi`l-Buhârî, V, 351)
Bu kelime Yahudilerde de “büyük kefaret” günü için kullanılmıştır. (Tevrat, Levililer, 16, 29 vd.).
Hz. Peygamber Medine`ye geldiği zaman Yahudilerin Aşure günü oruç tuttuklarını görünce bunun ne orucu olduğunu sordu. Cevap olarak şöyle dediler: "Bugün, iyi bir gündür. Allah, İsrailoğullarınıFiravun`un zulmünden bugün kurtarmıştır. Musa (a.s.) Allah`a şükür için bugünde oruç tutmuştur. Biz de tutarız, dediler. Hz. Peygamber ‘Biz Musa`nın sünnetine sizden daha yakınız.’ dedi ve o gün oruç tuttu ve ashabına da tutmalarını emir buyurdu." (Buhârî, Savm, 69; Tecrîd-i Sarih, VI, 308, 309).
Hz. Âişe`den nakledilen şu hadis-i şerifte, Allah Rasul’ünün Mekke döneminde de Aşure orucu tuttuğu anlaşılmaktadır. "Cahiliye devrinde Kureyş, Aşure gününde oruç tutardı. Hicretten önce Hz. Peygamber de aşure orucu tutardı. Medine`ye hicret ettikten sonra bu oruca devam etti. Ashabına da tutmalarını emretti. Ertesi yıl, Ramazan orucu farz kılınıncaAşure günü orucunu bıraktı, isteyen bu orucu tuttu, dileyen de bıraktı." (Buhârî, Savm, 69; Tecrîd-i Sarîh, VI, 307, 308).
Aşure Günü Nasıl İdrak Edilmelidir?
Aşure ayının kıymeti hadis-i şeriflerde ve Efendimizin sünnet-i seniyelerinde ortaya konulmaktadır. Bu kıymet, bir ölçüdür; ona bir şey ilave edilemez, ondan bir şey de çıkartılamaz. Ona daha farklı anlamlar yüklemek, onu yas günü ilan etmek ve çeşitli bidat ve hurafelere bulaşmış ibadetler zinciri tertip etmek sünnet-i seniye ile çelişir.
Hz. Hüseyin Efendimizin şehadeti elbette ki büyük bir hadisedir fakat bunu dini bir ritüel haline getirmek aşırılıktır. Hüzünlenir, dersler çıkarır, dualar eder, niyazlarda bulunuruz ama zincirlerle vücuda zarar verici davranışlardan, sağımızı solumuzu yaralamaktan uzak dururuz. İslam’da böyle bir anma biçimi yoktur.
Aşure günü gelenek haline gelen aşure tatlısı yapmak da usulünce ifa edilmelidir. İslami tefekkürden yoksun, idrakten uzak, ihlas ve naslardan beri bir anlayışla israf ölçülerini aşarcasına aşure tatlıları yapmak da çok doğru olmasa gerektir. Bu geleneği yerli yerinde ifa etmek icap eder. Muharrem’in ve Aşure’nin muhtevası boşaltılmamalıdır. İslam’dan kopuk bir anma biçimi idraklere ve toplumlara fayda vermez, onları daha da seküler hale getirir. Bundan kaçınmak gerekir. Müslümanlar bu ayın belirli günlerini sünnet-i seniyeye riayete ederek oruçlu geçirirler ve bol bol dua ederler. Bu ayda ve bugünde yapılacak şeyler yine değişmez yasalarla belirlenmiştir. Bu ölçülere dikkat etmek her Müslüman’ın imani ve İslami vazifesidir.
Ahmet YOLCU