I Toplumsal ve küresel kargaşa, kaos, savaş, sömürü, adaletsizlik, ekonomik ve sosyal dengesizlikler, baskılar, zulümler... Dünyamızı sarmış durumda. Bunların müsebbipleri ve mağdurları, bozguncu başı Trump ve onun yavrusu Netanyahu başta olmak...

Kıymetli Okuyucular, Sizlerden ayrı kaldığımız nisan ayından bu yana Türkiye’de ve dünyada birbirinden önemli çok büyük hadiseler meydana geldi. 16 Nisan Referandumu günlerinde dünyada meydana gelen hadiseler, gittikçe derinleşen Suriye krizi, Batı ülkelerinde birbiri ardınca patlayan bombalar,
ABD’nin PYD/YPG’ye açıktan silah sevkiyatı, Erdoğan-Trump görüşmesi, Trump’ın şaşaalı Suudi Arabistan ziyareti, sonrasında yapılan 280 milyar dolarlık dudak uçuklatan gönüllü haraç anlaşması, siyonizme, küresel zulme ve zulüm babalarına ses çıkaramayan Arap liderlerinin Batılı ağabeylerin güdümünde başlattıkları Katar ablukası, ABD-Katar arasında imzalanan 12 milyar dolarlık savaş uçağı satış anlaşması, Müslüman Kardeşler’in ve Dünya Âlimler Birliği Başkanı Yusuf el-Karadavi’nin terör listesine alınması, Darbeci General Sisi’nin Katar ablukasının Türkiye’ye de uygulanması teklifi, birkaç gün sonrasında ise Kemal Kılıçdaroğlu’nun akıllara ziyan- Erdoğan’ın RABİA işaretini terk etmesi gerektiği çıkışı, Almanya krizi, Rakka operasyonu, MİT Tırları görüntülerinin yayınlanması davasında eski Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni ve CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun 25 yıl hapis cezasına çarptırılması, bunun üzerine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ADALET yürüyüşü… Hiç zorlanmadan, şöyle bir çırpıda sayabileceğimiz bu olaylar zincirinin sadece birkaç halkası.
Zaman hızla akıyor. Olaylar birbiri ardınca sıralanıyor. Bir problemin olduğu kesin. Dünyada pek çok şeyin doğru gitmediği aşikâr. Hiçbir hadisenin diğerinden bütünüyle bağımsız olmadığı da ayan beyan ortada. Gariptir, bu kaos ortamında herkes adalet arayışında; herkes iyi, güzel ve doğrunun peşinde. Kaosu meydana getirenler de adalet telkininde bulunuyor, kaosta boğulanlar da. Zalim de adaletten bahsediyor, mazlum da. Batı da adalet diyor, Doğu da. Şaşırtıcı bir durum.
Adalet, huzurlu ve mutlu bir hayatın nirengi noktası. En yalın ifadesiyle doğruluğu, hak ve hukuka uygunluğu, hak ve hukuku gözetme ve yerine getirmeyi ifade eden temel bir kavram. Adaletin olmadığı yerde sadece kan, gözyaşı, haksızlık ve zulüm vardır. Adalet aynı zamanda insaniliğin de bir göstergesidir.
Adaletin tevhit, ahlâk, şahitlik ve hikmetle de çok sıkı bir bağı vardır. Bunlar asla birbirinden bağımsız düşünülemez. Çünkü adaletin, iyiliğin, doğruluğun ve güzelliğin kaynağı, tek “adil-i mutlak” olan Âlemlerin Rabbi’dir. Âlemlerin Rabbi’nden ve onun insanlığa göndermiş olduğu vahiyden uzak yaşayan hiçbir kişi, kurum veya sistem adil olamaz, adaletten dem vuramaz. Bizatihi İslâm adalettir, İslâm’ın olmadığı yerde cehalet vardır, cehalet de zulmün bir başka adıdır. Çağımızda vuku bulan hadiselere bu zaviyeden baktığımızda çok önemli sonuçlara varılacağı muhakkaktır.
Biz de bu yüzden böylesine mühim ve günümüz sosyal-siyasi hadiselerine güçlü bir ışık tutabilecek temel bir kavramı dosya konusu olarak belirlemeyi uygun gördük. Takdir edersiniz ki oldukça geniş ve çok katmanlı bir konuyu mahdut birkaç sayfayla “efradını cami, ağyarını mani” kemalatıyla anlatabilmemiz mümkün değildir; bu sebeple sadece konunun ana hatlarını çizmek ve biraz da ona kısmî açılımlar sağlamak durumunda kaldık.
Bu sayıda çok değerli yazılarıyla bizlere katkı sunan Medeniyet Vakfı Başkanı M. Beşir Eryarsoy Hoca’mıza, Medeniyet Vakfı Başkan Yardımcısı Kâzım Sağlam’a, İsa Arı’ya, Yılmaz Albayrak’a, Hayriye Bican Hanımefendi’ye, İdris Gökalp’e, A. Servet Yılmaz’a, Bekir Sağlam Hoca’mıza, Vahdettin Kayğan’a, Emre Yıldırım’a, Asım Öz’e, İsmail Ekrem’e, Mahmut Kaçarlar’a, Şükür Muhacir’e, Ümmet Erkan’a, M. Salih İzgöer’e, H. Taşkın Önel’e, Rahmi Oral’a, Bekir Karaboncuk’a teşekkür ederiz.
Sizler bu satırları okurken bizler yeni bir sayının tatlı telaşı içinde olacağız. Nice yeni sayılarda görüşmek dileğiyle…
