• HANİ KAMPLAŞMA OLMAYACAKTI!

      Bilim-din ilişkisi her zaman farklı yorumlanmıştır. Bilimin alanı ile dinin alanı nerede başlar nerede biter veya din ile bilim yekdiğerine zıt mıdır? Deneysel ve teknik bilimlerde, ölçülemeyen şeylere çok itibar edilmez. Doğa bilimciler,...

DUYURULAR

MEDENİYET BÜLTENİ 51. SAYISI ÇIKTI

medeniyet bulteni 51.sayı

Koronavirüsün sebep olduğu küresel salgın dünya çapında hayatın birçok alanında faaliyetlerin yavaşlamasına, hatta bazı alanlarda durmasına neden oldu. Okullar tatil edildi, toplu mekanlar kapatıldı, toplantılar iptal edildi, camiler cemaate kapandı.

Ancak şartler ne olursa olsun Müslüman olarak davamızı ve davetimizi her türlü şartta, zaman ve mekanda yayma gayretimiz neticesinde Medeniyet Düşünce ve Kültür Bülteni'ni sizlerle buluşturmaya devam ediyoruz. Dergimizi bu süreçte matbu olarak yayınlama imkanına sahip olamadık ancak bu sizlerle buluşmamıza engel değildi. Elektronik ortamda dergimizi indirebilir, okuyabilir, sevdiklerinizle paylaşabilirsiniz.

Kıymetli Okuyucular,

Ülke ve coğrafya olarak kritik dönemlerden geçtiğimiz hepinizce malum. Üst üste gelen sarsıcı olaylar, sosyal‑siyasi krizler, şiddetlenerek devam eden kanlı Suriye savaşı, jeopolitik önemi haiz İdlip'te Putin liderliğindeki Rus mezaliminin Esed kamuflajıyla otuz dört vatan evlâdını hunharca katletmesi, Türkiye'nin sınır kapılarını açmasıyla başlayan insanlık göçleri ve bu göçlerin yarattığı derin travma ve dramlar, önce Çin'in Wuhan kentinde başlayıp Avrupa'yı kasıp kavuran, sonra da Türkiye başta olmak üzere dünyanın bütün ülkelerine sıçrayan küresel koronavirüs salgını şu son üç dört ay içinde yaşadığımız olağanüstü hadiselerden bazıları.

Son asrın en büyük musibetlerinden biri olan koronavirüs, etki ve sonuçları itibarıyla daha çok konuşulacak gibidir. Tarihin kırılma dönemlerinden birini yaşadığımız şüphe götürmez bir gerçektir. Bu pandemi ve yaşanan derin krizler artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının açık bir kanıtıdır. Öyle görünüyor ki pek çok kurum, kuruluş, anlayış ve yaklaşım temelden sarsılacak; siyaset, politika, ticaret, uluslar arası ve devletlerarası ilişkiler, Avrupa Birliği ve çok uluslu birliktelikler yeni baştan dizayn edilecektir.

Şüphesiz bu olağanüstü hadisenin fert ve toplum olarak kendimize bakan tarafları da çok fazladır. Biz, başımıza gelen bütün kötülüklerin nefsimizden, iyiliklerin ise Allah'tan olduğuna inanırız. Elbette bu hastalık bütün insanlık için çok ciddi bir imtihandır. Müslümanlar olarak sabır, tedbir, tefekkür ve tevekkül göstermekse teslimiyetimizin bir gereğidir. Şimdi topyekûn murakabe vaktidir, evlerimizde ailelerimizle dirilme, silkinme, ihya ve inşa seferberliği başlatmanın tam zamanıdır.

Kıymetli Okuyucular,

Türkiye'nin geçtiğimiz aylarda tarihî ve dinî bağlarımızın çok güçlü olduğu Libya'ya asker göndermesi de yukarıda bahsettiğimiz olağanüstü olaylardan biridir. Muhalefetin; küresel siyasi jakobenlerin korosunda yer alıp tek ses ve tek yürek “Türkiye'nin Libya'da ne işi var?” diye tezviratta bulunması, buna karşılık Suriye, Libya ve Orta Doğu'da kirli emperyalist emeller peşinde koşturan küresel güçlere hiç ses çıkarmaması sosyal medyada ve yazılı‑görsel basında çokça konuşuldu.

Yazarımız Ahmet Zeki İzgöer'in bu hususta ele aldığı yazı oldukça büyük önem arz ediyor. Trablusgarp mücahitlerinden Şeyh Seyyid Şerif Ahmed Senusi'nin 18 Şubat 1921'de Sivas'ta irat ettiği hutbeyi Sebilurreşad mecmuasından tespit ederek gözler önüne seren İzgöer'in, kardeş iki ülke halkının birbirlerine yardımcı olmasından daha doğal ne var, dedikten sonra yaptığı şu eleştiri gayet yerindedir: “Türkiye'nin Libya'da ne işi var, diyenlerin bir kere de ‘Amerika'nın, Rusya'nın, Fransa'nın, İngiltere'nin vs. devletlerin Asya ve Afrika kıtalarındaki birçok Müslüman ülkede ne işleri var?’ dediklerini hiç duymadık.” Şeyh Seyyid Senusi'nin bu dikkat çekici hutbesi, esasında akla ve vicdana sığmayan kötü niyetli eleştirilere de bir cevap niteliğindedir.

Üç sayıdır kaleme aldığı seri yazıda, halifeliğin kaldırılmasından dört yıl sonra İhvan‑ı Müslimin'in kurulmasını çok manidar bulan M. Beşir Eryarsoy, bunun bir uyanış, diriliş ve kendine geliş emaresi olduğunu belirtmektedir. Eryarsoy'a göre Batı'nın ve diğer batıl medeniyetlerin insanlığa verecek bir şeyleri kalmamıştır, ümit sadece İslâm'da ve Müslümanlardadır. Öyleyse İslâm davası güden herkesin ihya ve inşa vazifesini bu bilinçle ifa etmesi gerekir.

Kâzım Sağlam da gündeme dair kaleme aldığı yazısında Batı'nın gözlüğünü takarak İslâm coğrafyasına bakmayı ve buralara onların dilini kullanarak Orta Doğu, bataklık vs. demeyi doğru bulmamaktadır. Sağlam, söz konusu yazısında Türkiye'nin imkânları kadar risklerinin de bulunduğunu ve bunun için Türkiye'nin tarihî tecrübesini devreye sokması gerektiğini vurguluyor.

Kıymetli Okuyucular,

Medeniyet'in, 51. sayısında Vahdettin Işık, Bekir Sağlam, Şakir Diclehan, Muhammed Salih İzgöer, Ramazan Tuğ, Özkan Topçu, İsa Arı, Hayriye Bican, Mustafa Özçelik, Hasan Yıldız, Yılmaz Albayrak, Ayfer Toprak, Ümmet Erkan, Vahdettin Kayğan, İsmail Demirbaş, Mehmet Ali Erdem, Ahmet Güney, Ahmet Gülesin ve Ahmet Selim Deniz de bulunuyor. Hepsi de birbirinden güzel yazılarla aramızdalar. Kendilerine teşekkür ediyoruz.

Gölgesi üstümüze düşen Ramazan-ı Şerif ve Kadir Gecesi'nin Samanyolu'nda ziyafete dönüşmesini ve en yakın zamanda ümmetin kurtuluşuna vesile olmasını diliyoruz.

Ülkemizin ve bütün alem‑i İslâm'ın her türlü fitne, fesat, hastalık, salgın, belâ ve musibetlerden muhafaza olması temennisiyle sizleri Allah'a emanet ediyoruz.

Medeniyet Düşünce ve Kültür Bültenini indirmek için tıklayınız.

medeniyet bulteni 51.sayii

tefsir dersleri

ilka kiz akademisi

Yazanlarımız