• TOPLUMSAL VE KÜRESEL KARGAŞA VE ÇÖZÜM YOLLARI

      I Toplumsal ve küresel kargaşa, kaos, savaş, sömürü, adaletsizlik, ekonomik ve sosyal dengesizlikler, baskılar, zulümler... Dünyamızı sarmış durumda. Bunların müsebbipleri ve mağdurları, bozguncu başı Trump ve onun yavrusu Netanyahu başta olmak...

DUYURULAR

GIYBET

Gıybet, bir kimsenin arkasından hoşuna gitmeyecek şeyleri söylemek, başka bir deyimle, kendimize söylendiği zaman hoşlanmayacağımız bir şeyi, din kardeşimiz hakkında arkasından konuşmamız anlamına gelir.

Halk arasında dedikodu, gıybet ile aynı anlamda kullanılır.

Sözlükte uzaklaşmak, gözden kaybolmak, gizli kalmak gibi anlamlara gelen “gayb” kökünden türeyen gıybet, dinî bir kavram olarak, bir kimseden, gıyabında hoşlanmadığı sözlerle bahsetmek demektir. Kur’an’da gıybet yasaklanmış ve gıybet yapmak “ölmüş bir din kardeşinin etini yemeye” benzetilerek bu davranıştan sakındırılmıştır.

Gıybet (Dedikodu) Çeşitleri Nelerdir?

Gıybet değişik şekillerde gerçekleşebilir:

a- İnsanın Bedeni İle İlgili Kusurlarını Söylemek:

Bir kişi hakkında kördür, topaldır, keldir, şaşıdır, kısa boyludur, uzun boyludur ve çirkindir gibi kişinin “duyduğunda hoşlanmayacağı kusurlarını söylemek gıybettir. Mesela, iki kişi evlendiklerinde damat tarafı; damat güzeldir, gelin çok çirkindir veya gelin tarafı; damat kısa boyludur veya geline layık değildir gibi sözler sarf etmektedirler. Bu tür sözler gıybettir.

Bir rivayete göre,

Resul-i Ekrem (s.a.v)’in yanma kısa boylu bir kadın geldi.
Kadın çıkıp gittikten sonra, Hz. Aişe (r.a) şöyle dedi:
“Boyu da ne kadar kısa!
Bunu işiten Resul-i Ekrem (s.a.v) şöyle buyurdu:
“Kadının gıybetini ettin, ya Aişe!”
Hz. Aişe (r.a) dedi ki:
“Onda olan hali anlattım. Başka bir şey demedim ki.”
Bunun üzerine Resul-i Ekrem (s.a.v) şöyle buyurdu:
“Ama, onun bahsedilmesinden hiç hoşlanmayacağı bir yanını anlattın.”
| Ahmed b. Hanbel, 6/136

Diğer bir rivayete göre,
Hz. Aişe (r.a) diyor ki: Ben Resul-i Ekrem’e:
“Size Safiyye’nin boyunun kısalığı gibi kusurları sana yetmiyor mu?” dedim.
Bunun üzerine Resul-i Ekrem (s.a.v) şöyle buyurdu:
“Öyle bir söz söyledin ki, denize karışsa onu kirletir, rengini bozar ve onu kokuturdu.”
Hz. Aişe ilaveten der ki:
“Ben Resulullah (sav)’a bir insanın (tahkir maksadıyla) taklidini yapmıştım.
Bana hemen şunu söyledi: “Ben bir başkasını (kusuru sebebiyle söz ve fiille) taklid etmem. Hatta (buna mukabil) bana, şu şu kadar (pek çok dünyalık) verilse bile.”
| Ebu Davud, Edeb 40, (4875); Tirmizi, Sıatu’l-Kıyame 52, (2503, 2504)

Hz. Ebu Hureyre (ra) rivayet ediyor;
Resulullah’ın (asm) yanında idik. Adamın biri kalktı gitti.
Diğerleri (arkasından);
“Ya Rasulallah, falan ne kadar aciz kimsedir” dediklerinde,
Resulullah (asm);
“Arkadaşınızı çekiştirdiniz ve etini yediniz.” buyurdu.
| Ebu Ya’la, Taberani

b- İnsanın Elbisesiyle İlgili Kusurlarını Söylemek:

Bir kimse hakkında pantolonu kısadır, eteği uzundur, elbisesi eskidir veya ceketi kirlidir gibi kişinin duyduğunda hoşlanmayacağı ayıplarını söylemek gıybettir.

Nitekim Hz. Aişe (r.a) diyor ki:
Resul-i Ekrem (s.a.v)’in yanında bulunduğum bir sırada bir kadın geldi ve gitti.
Ben:
“Bu kadın ne uzun etekli! “dedim.
Resul-i Ekrem(s.a.v):
“Ağzındakini tükür! “buyurdu, ben de bir et parçası tükürdüm, dedi.
| İbn-i Ebi Dünya

Bir kardeşimizin giyiminde bariz bir bozukluk gördük diyelim. Yapacağımız şey, kimsenin yanında rencide etmeden, yumuşak bir dille bunu kardeşimize söylemektir. Bundan sonra da, o kardeşimizin (giyimindeki) kusurunu başkasına anlatıp gıybet yapmamız çok anlamsızdır.

c- Dünya İşleri İle İlgili Kusurlarını Söylemek:

Bir kimse hakkında terbiyesizdir, çok yer, çok uyur, ailesi çok gezer, evi temiz değildir gibi kişinin duyduğunda rahatsız olacağı sözleri söylemek gıybettir.

Bir rivayete göre;
Resul-i Ekrem (s.a.v) bir sefere çıktığında iki zengin kişiye dünyalığı olmayan birini arkadaş ediyordu. Böylece, onların yediklerinden yesin, konağa varmadan önce gidip yerlerini hazırlasın ve sofralarını kursun.
Böyle bir seferde Resul-i Ekrem (s.a.v), Selman-ı Farisi’yi iki kişiye vermişti. Bir gün, bir yere gittiler. Selman onlara iyi bir şey hazırlamamıştı.
Ona şöyle dediler:
“Resul-i Ekrem (s.a.v)’e git; fazla katık varsa, bizim için iste.”
Selman gidince arkasından şöyle dediler:
“Selman su kuyusuna gitse, suyu kurutur.”
Selman Resul-i Ekrem (s.a.v)’e gitti. Onların dediğini anlatınca,
Resul-i Ekrem (s.a.v) şöyle buyurdu:
“Git onlara söyle: katığı yediniz.”
Selman gelip durumu onlara bildirdi.
Bunun üzerine ikisi de, Resul-i Ekrem (s.a.v)’in yanına gittiler;
Dediler ki:
“Biz daha bir şey yemedik ki,”
Resul-i Ekrem (s.a.v) şöyle buyurdu:
“Ama ben ağzınızda et kızıllığı görüyorum.”
Onlar şöyle dediler:
“Bizde bir şey yok ki; biz bugün hiç et yemedik ki.”
Bunun üzerine Resul-i Ekrem (s.a.v) şöyle buyurdu:
“Siz, kardeşinizin gıybetini ettiniz.”
Sonra onlara sordu:
“Ölü eti yemeği sever misiniz?”
” Hayır, sevmeyiz.” dediler.
Resul-i Ekrem (s.a.v); şöyle buyurdu:
” Ölü etinin yemeği nasıl kötü görüyorsanız, kardeşinizin gıybetini de etmeyiniz. Kardeşinin gıybetini eden kimse, kardeşinin etini yemiş olur.”
İşte, bunun üzerine şu ayet nazil oldu:
” …Biriniz diğerinizin gıybetini etmesin. Hanginiz ölmüş kardeşinin etini yemeği sever? Bundan tiksindiniz değil mi? Öyleyse Allah’tan korkun!…”
| Kur’an-ı Kerim, Hücurat:12

d- Ahlakı İle İlgili Kusurlarını Söylemek:

Bir kişi hakkında kötü huyludur, acizdir, zayıftır, korkaktır, cimridir, öfkelidir gibi kişiyi rencide edici şeyleri söylemek gıybettir.

Ebu Hureyre(r.a), diyor ki:
Resul-i Ekrem(s.a.v)’in yanında oturuyorduk, bir adam kalktı gitti.
Orada bulunanlar:
“Ya Resulullah, filan adam çok zayıf ve çok aciz bir kimsedir” dediler.
Bunun üzerine Resul-i Ekrem(s.a.v) şöyle buyurdu:
“Arkadaşınızı gıybet ettiniz ve etini yediniz.”
| Et-Tergib ve’t-Terhib,3/506

e- Asaleti/Nesebi İle İlgili Kusurlarını Söylemek:

Annesi hizmetçidir, babası çöpçüdür, kapıcıdır, çiftçidir veya ayakkabı boyacısıdir gibi kişiyi küçük düşürücü sözleri söylemek gıybettir.

Hz. Aişe (r.a) diyor ki:
Safiyye’nin devesi hastalanmıştı. Zeyneb’de yedek bir deve bulunuyordu.
Resul-i Ekrem(s.a.v) Zeyneb’e:
“Yanındaki yedek deveyi ona ver.” buyurdu.
Zeyneb:
“O yahudiye deveyi vereyim mi?” dedi.
| Et-Tergib ve’t-Terhib, 3/505

(Zeyneb, bu sözü ile daha önce Yahudi olan ve hicretin yedinci yılında Müslüman olup Peygamberimiz (s.a.v) ile evlenen Safiyye’yi geçmişteki asaletinden dolayı küçük düşürmek istemişti.) Buna son derece üzülen Resul-i Ekrem(s.a.v), uzun bir süre Zeyneb’in yanına uğramadı.

f- Dini İşleri İle İlgili Kusurlarını Söylemek:

Bir kimse hakkında fasıktır, yalancıdır, anne ve babasına itaat etmez, zalimdir, namaza tembeldir, daha Fatiha’yı bile düzgün okuyamıyor, üçkâğıtçıdır, helal ve harama aldırmaz gibi duyduğunda kişiyi rahatsız edici kusurlarını söylemek gıybettir.

Resûl-i Ekrem’in zamanında biri, insanların toplandığı bir meclise uğradı ve selâm vererek oradan geçip gitti. Gittikten sonra, orada bulunanlardan biri:
Ben bu adama Allah için buğz ederim ve bunu sevmem, dedi.
Oradakiler:
– Ayıp ettin, niçin böyle konuştun? Yemin olsun ki, bu söylediklerini biz adama söyleyeceğiz, dediler.
İçlerinden birini adama gönderdiler. Giden adam, arkasından konuşulan şahsı durumdan haberdar etti. Bunu dinleyen adam, doğruca Resûl-i Ekrem’e giderek, aleyhindeki konuşmadan şikâyet etti.
Peygamberimiz adamı çağırttı ve:
– Böyle konuştun mu? diye sordu.
Adam:
– Evet konuştum yâ Resûlallah, dedi ve inkâr etmedi.
Peygamber Efendimiz de:
– Niçin buna buğzediyorsun, söyle bakalım? deyince,
Adam:
– Ben bunun hizmetçisi idim ve bütün hallerine vakıftım. Bu adamın, farz olan namazlardan başka bir namaz kıldığını görmedim, dedi.
Öteki adam:
-Yâ Resûlallah, kendisine sorun bakalım, kıldığım namazın abdestinde, vaktinde, rükû ve secdesinde bir eksiklik yaptım mı? dedi.
Resûl-i Ekrem sordu, adam:
– Hayır, kusur etmedi. Fakat Ramazan ayından başka da bir gün oruç tutmadı, dedi.
Yine öteki adam:
– Ya Resûlallah, sorun bakalım, Ramazan orucundan hiçbir şeyi eksilttim mi? dedi.
Resûl-i Ekrem sordu, adam:
– Hayır, Ramazan orucunda bir kusur etmedi, dedi. Ancak farz olan zekât borcundan başka bir kuruş vermedi, dedi.
Öteki adam:
– Yâ Resûlallah sorun bakalım, zekât borcumda bir kusur ettim mi? dedi.
Resûl-i Ekrem adama sordu, adam:
– Hayır, zekât borcunda kusur etmedi deyince,
Resûl-i Ekrem:
– Kalk, belki bu adam senden hayırlıdır, buyurdu. (Ahmed)

Geriye başka bir husus kaldı. Rivayetlerden anlaşıldığı gibi Müslümanların sırlarını ifşa etmek de haramdır. Yani ister ahlaki, ister yaratışsal, isterse ameli olsun Müslümanların saklı kalmış, açığa çıkmamış kusurlarının açıklanıp ifşa edilmesi haramdır.

Gıybet (Dedikodu) Yapmanın Zararları Nelerdir?

Kur'an'da Yasak Olduğu İçin

Allah (c.c) gıybetin ne kötü bir davranış olduğunu bize örnek vererek anlatmıştır.
Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.
| Kur’an-ı Kerim – Hucurat/12

İmansız Ahirete Gitmeye Sebep Olduğu İçin

Öncelikle günahlann imansız gitmeye sürüklediğine değinmek istiyorum. Evet, işlenilen masiyyetler kişiyi her ne kadar doğrudan küfre sokmasa da, kişi, günahı işleye işleye iman ile küfrün arasını ayırt edemeyecek duruma gelir.

İbadetimize Zarar Verdiği İçin

İşlediğimiz günahlar ibadet hayatımızı olumsuz yönde etkilemektedir. Çünkü günahlar sonucunda ya ibadete ağırlık gelir, ya ibadetten zevk alınamaz ya da ibadet nimeti elden gider.
Hasan-ı Basri (rh), “Vallahi bir kişi günah işler, onun için gece namazından gündüz orucundan mahrum bırakılır!” buyurmuştur.

İçki içmiyoruz, kumar oynamıyoruz, zina yapmıyoruz, ama gıybeti bolca yapıyoruz. Acaba ibadetteki muvaffakiyetsizliğimizin sebebi gıybetten olabilir mi, ne dersiniz?!

Süfyan-ı Sevri (rh),
“İşlediğim bir günahtan dolayı beş ay gece namazından mahrum bırakıldım!” dedi.
“O nedir?” dediler.
“Ağlayan birisini gördüm, ‘Bu adam riyakâr!’ dedim.

Toplum Hayatını İfsat (Bozduğu) Ettiği İçin

Müminler olarak, aynı toplumda yaşadığımız diğer müminlerin haklarına saygılı olup, onların haklarına tecavüz etmemeliyiz. Mümin kardeşlerimizi ayırt etmeden sevmenin bir vazife olduğunu bilmeliyiz. Din kardeşlerimize karşı kin beslememeli, onlara dostça davranmalı, iyi geçinmeli ve sıkıntı vermemeliyiz. Bu noktada toplumsal kargaşaya, bozgunculuğa yol açacak sözleri dinlememeye ve taşımamaya gayret göstermeliyiz.

Kazandığımız Sevapları Heder Edip, Günahları Yüklediği İçin

Ebü Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Rasülullah sallallahu aleyhi ve sellem:
“Müflis kimdir, biliyor musunuz?” diye sordu. Ashab:
– Bizim aramızda müflis, parası ve malı olmayan kimsedir, dediler. Rasülullah sallallahu aleyhi ve sellem:
“Şüphesiz ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekat sevabıyla gelip, fakat şuna sövüp, buna zina isnad ve iftirası yapıp, şunun malını yiyip, bunun kanını döküp, şunu dövüp, bu sebeple iyiliklerinin sevabı şuna buna verilen ve üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları kendisine yükletilip sonra da cehenneme atılan kimsedir” buyurdular.
| Müslim, Birr 59. Ayrıca bk. Tirmizî, Kıyamet 2
Kıyamet günü, bir kimsenin sevap defteri açılır. Yâ Rabbî! Dünyada iken, şu ibâdetleri yapmıştım. Sahifede bunlar yazılı değil, der. Onlar, defterinden silindi, gıybet ettiklerinin defterlerine yazıldı, denir.
| Et-Tegrîb Ve’t-Terhîb

Cehennem Azabına Sebep Olduğu İçin

Allah (cc), iman edip salih amel işleyenleri cennetle müjdelerken, emir ve yasaklarım çiğneyenlerin de cehennemde azap göreceğini bildirmiştir. Bu dünya, ahiretin bir tarlasıdır. hasenatın tohumlan “cennet bahçeleri” olarak karşımıza çıkacağı gibi, yine ektiğimiz seyyiatın tohumları “Cehennem zindanlan” olarak karşımıza Gerçek şu cennet ve cehennem, Allah’ın (cc) adaletinin bir gereğidir.
Resulullah (s.a.v) buyurdular ki:
“Kim bir müslüman’ı (gıybet ve şerefini payimal etmek) sebebiyle tek lokma dahi yese, Allah ona mutlaka onun mislini cehennemden tattıracaktır. Kime de müslüman bir kimse(ye yaptığı iftira, gıybet gibi bir) sebeple (mükafaat olarak) bir elbise giydirilse, Allah Teala Hazretleri mutlaka, onun bir mislini cehennemden ona giydirecektir. Kim de (malı, makamı olan büyüklerden) bir adam sebeiyle bir makam elde eder (orada salah ve takva sahibi bilinerek para ve makama konmak için riyakarlıklara girerse) Allah Teala Hazretleri Kıyamet günü onu mürdiler makamına oturtarak (rezil eder ve mürdilere münasib azabla azablandırır.)”
| Hadis No: 4324, Ravi: Müstevred


Kabir Azabına Sebep Olduğu İçin

Öldükten sonra kabir âlemi başlayacak. Kabir ya bu dünyadan daha güzel bir yer ya da bu dünyadan daha kötü bir yer olacaktır.
Nitekim Hz. Peygamber bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:
“Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçe yahut cehennem çukurlarından bir çukurdur.”
| el-Akidetu’t-Tahaviye,1/169; Ahmed b. Hanbel, el-Akide, s.64-76; el-lalekâî, İtikadu ehli’s-sünne, 1/156, 158, 166-şamile
Kabir azabı hakkında ise:
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- iki kabre uğradı ve şöyle buyurdu:
Şüphesiz ki o ikisi azap çekiyorlar. Çektikleri azap da büyük bir şey değildir (kolay olan, fakat ondan korunmaları nefislerine zor gelen bir şey idi.) Oysa o şey, büyük günah idi. Onlardan birisi,idrar sebebiyle azap çekiyor.Diğeri ise gıybet sebebiyle azap çekiyor.
| İmam Ahmed rivâyet etmiş, Elbânî de ‘Sahîhu’t-Terğîb ve’t-Terhîb’, cilt: 1, sayfa: 66’da hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.

Kişiye İtibar Kaybettirdiği İçin

Gıybet yapan kimse, yaptığı gıybete her ne kadar din gayreti ve rengi verse de, dinleyen kimseler gıybet yapan kimseye iyi gözle bakmayacaklardır.
Sadi Şirazî (k.s) şöyle buyurmaktadır:
“Gıybet yaptığında, gıybeti yapılan kişiyi düşünürsün ama kendini de güvensiz edersin.”

Dualarımızın Kabulu İçin

Peygamberimiz ise bir hadis-i şerifte:
“Başkalarının ardından konuşmaktan sakının. Çünkü başkalarının ardından konuşan kimseleri şu üç felaket beklemektedir: Ettiği dualar kabul olmaz, İşlediği iyilikler tesirsiz kalır, Kötülük ve günahları artar.”buyurmuştur.
| Zübdetül Vaizin Adlı Kitap; Dürretül Vaizin. 2.C. S.954,955


Gıybet (Dedikodu) Yapmaktan Kurtulmanın Yolları Nelerdir?

1. Az ve Lüzumlu Konuşmak
2. Zamanı Hayırlı İşlerde Sarf Etmek
3. Arkadaş Seçimine Dikkat Etmek
4. İki Kişinin Sohbetinde Üçüncü Bir Kişiden Söz Etmemek
5. Merhamet Duygularımızı Öne Çıkarmak
6. Gıybeti Yapılanı Savunmak
7. Kişiler Arasında Söz Getirip Götürenlere İtibar Etmemek
8. Maddi Rekabetlerden Uzak Durmak
9. Kimsenin Makamına Göz Dikmemek
10. Uzlete (yalnızlık) Çekilmek
11. Konuşmalarımızda Niyetimiz Haram Konuşmak Olmamalı
12. Kusurları Araştırmamak
13. Bizi Gıybete Sürükleyen Davranışlardan Kaçınmak
14. Maddi İmkânları Oluşturup, İnsanlara Muhtaç Olmamak (Gıybeti toplumdan çıkartmak istiyorsak, maddi imkanlarımızı oluşturmanın meşru yollarına bakıp kanaatkarlığı seçmenin ve Allah (c.c)’dan yardım istemenin lüzumu ortaya çıkar. İşte o zaman bu şekilde kendimizi muhtaçlıktan Allah’ın (c.c) izniyle kurtarırsak, ne kimsenin malını mülkünü dilimize dolarız; ne de kendi hakkımızda insanların bu şekilde konuşmalarına fırsat tanımış oluruz.)
15. Gıybete Sebep Olan Hastalıklardan Arınmak
16. Su-i Zandan Uzak Durmak
17. Hayâlı Hareket Etmek

Gıybet Konusunda İnsanları Bilgilendirmeliyiz

Maalesef gıybet konusunda çok bilgi sahibi değiliz; çünkü daha önce de bahsettiğimiz gibi, birçok insan gıybet yaptığının bile farkında değildir. Gıybetin sınırlan toplum fertleri içinde iyice belirlenemediğinden, hocalara ve vaizlere çok iş düşmektedir. Toplum önderleri olan hocaların, gıybetin caiz olma şartlarını iyi anlatmaları gerekmektedir; çünkü avam tabakasındaki insanlar, gıybetini caiz gördüğü birini rastgele gıybet etmekte, bu da doğal olarak gıybetin yaygınlaşmasına sebebiyet vermektedir. Hasılı, gıybet konusunda insanları yeterince bilgilendirebilirsek, toplumda bilgisizlikten kaynaklanan gıybetlere karşı set çekmiş oluruz.

 

Derleyen: Hasan Yahyaoğlu

tefsir dersi 2020

whatsapp takip edin

Yazanlarımız