I Toplumsal ve küresel kargaşa, kaos, savaş, sömürü, adaletsizlik, ekonomik ve sosyal dengesizlikler, baskılar, zulümler... Dünyamızı sarmış durumda. Bunların müsebbipleri ve mağdurları, bozguncu başı Trump ve onun yavrusu Netanyahu başta olmak...

Zaman dediğin şey iki günden ibarettir. Bir gün senin lehinedir, bir gün de aleyhine. Ümmetler için de durum böyledir. Bir gün lehimizedir, bir gün aleyhimize. Şu anda devran Muhammed ümmetinin aleyhinedir.
Fakat yine bugünün şartları içerisinde olaylara basiretle bakmasını bilenler ifade yerindeyse tekerleğin tersine dönmeye başladığını görebilirler. Elli sene öncesini düşünün. Müslümanlar değil zulme karşı seslerini yükseltmek enselerinde pişirilen bozanın farkında bile değillerdi. Artık Müslümanlar şu ya da bu şekilde olayın farkındadır. Bunlar yeterli değildir ama bu Allah’ın izniyle sadık bir fecirdir. Bir doğuştur, lehimize olacak günlerin başlangıcıdır. Ben kendi adıma en azından böyle düşünüyorum. Onun için gelecek adına çok ümitli olalım. Mevcut vakıanın olumsuzlukları sakın bizi olumsuzluğa sürüklemesin. Gelecek adına beslediğimiz o ümidin aşkı ve şevki ile hayatımıza ve davamıza dört elle sarılmasını bilelim. Hiç kimse her şey bitti deyip ellerini yana düşürüp kendi köşesine çekilmesin. Herkesin kendine göre atılacağı ve bugün için bir şeyler yapacağı meydanı var. Ve herkes tuttuğu yeri adam gibi doldurursa Allah’ın izniyle bu ümmetin yüzünün gerçek manada güleceği günler çok yakındır.
Mekke hep Ashab-ı Kiramı ve Rasulullah’ı kovalayacak değildir, Mekke bir gün gelecek ve feth edilecektir. Bu böyle kalmayacak ama nasıl olacak? Bizim bu günlerin geçici olduğuna kalıcı olmadığına imanımız bu işin esasını teşkil eder. Esasen, gelecek adına ümitli olmayan bir Müslüman da Müslüman değildir. Ümmetin geleceğinden ve bu ümmetten ümidini kesen bir insan imanını tazelesin, yeniden gözden geçirsin. Çünkü Allah bu ümmete “Allah nurunu tamamlayacaktır” diye vaatte bulunmuştur. “Kafirler hoş görmese bile müşrikler hoşlanmasa bile”
M. Beşir Eryarsoy