I Toplumsal ve küresel kargaşa, kaos, savaş, sömürü, adaletsizlik, ekonomik ve sosyal dengesizlikler, baskılar, zulümler... Dünyamızı sarmış durumda. Bunların müsebbipleri ve mağdurları, bozguncu başı Trump ve onun yavrusu Netanyahu başta olmak...

İhvan Hakkındaki Yeni İdam Kararları ve Darbeci Sisi’nin Açıklamaları Ankara da Müslümanlarla Dayanışma Platformu (MÜSDAP) tarafından Mısır elçiliği önünde basın açıklaması ile protesto edildi. Ankara da Müslümanlarla Dayanışma Platformu (Akabe AKEV-Genç Birikim-İLKAV-Vahdet) Mısır da 683 İhvan mensubuna verilen idam kararlarını
ve Sisi ‘nin ihvanı bitireceğiz şeklindeki ifadelerini protesto etmek ve Mısırlı Müslümanlara destek amacı ile elçilik önünde bir araya geldi.
Ankaralı Müslümanlar zalimce ve haksız yere verilen idam kararlarını kınarlarken, ”İhvana Selam, Direnişe Devam”, ”Müslüman Uyuma Kardeşine Sahip Çık”, ”İhvan Üzülme, Ümmet Seninle”, "İslami Hareket Engellenemez”, gibi Tevhid ve tekbirler eşliğinde sloganlar attılar. Dakikalar içinde yüzlerce kişiye verilen idam kararları ve Darbeci Sisi'nin cumhurbaşkanı seçilirsem ihvan diye bir şey kalmayacak ifadeleri basın açıklamasında kınandı.
Basın açıklaması Genç Birikim Dergisi yazarı Ali Kaçar’ın açılış konuşması ile başladı. Kaçar konuşmasında özetle şu hususlara değindi:
"İhvan mensupları gerek Hasan el-Benna döneminde ve gerekse sonraki dönemlerde insanlık dışı muamelelere tabi tutulmuş, en tabii, en makul talepleri bile zorbalıkla ve vahşi yöntemlerle bastırılmıştır; idam edilmeler, tecavüzler ve katliamlar hiç eksik olmamıştır. 1949’da Hasan el-Benna şehid edilmiş, 1954’de Abdülkadir Udeh ve arkadaşları idam edilmiş ve Seyyid Kutub’un da aralarında bulunduğu binlerce İhvan mensubu ise zindanlara atılmıştır. Zindanlara atılan Müslümanlar akıl almaz insanlık dışı işkencelere tabi tutulmuş, bu işkencelerde çok sayıda Müslüman kadın ve erkek katledilmiştir. Bu kadarla da yetinmeyen dönemin Firavunu Cemal Abd’u-Nasır yıllarca zindanda tuttuğu Seyyid Kutub’u ve arkadaşlarını 1966’da idam ederek yeni bir vahşete imza atmıştır. Firavun Nasır’ın asıl amacı İhvan’ı bütünüyle bitirmekti.
"Ama İhvan bit(irile)medi, tersine gelişti ve sınırları aşarak evrensel bir İslami hareket haline dönüşmüş oldu. Suriye’de, Irak’ta, Ürdün’de, Libya’da, Sudan’da, Tunus’ta ve daha birçok yerde İhvan’ın şubeleri açıldı. Türkiyeli Müslümanlar da, İhvan ve liderleriyle 1960’lı yıllardan itibaren tercüme edilen İhvan önderlerinin eserleriyle tanıştı ve tevhidi bilinçlenme de o dönemlerden itibaren başlamış oldu. Dolayısıyla İhvan-ı Müslimin Hareketi’nin, Türkiyeli Müslümanlar üzerinde unutulmayacak derecede hakkı ve emeği bulunmaktadır. Bugün, onların yanında durarak, onlara destek vererek, onların üzüntü ve sevinçlerini paylaşarak, az da olsa bir katkıda bulunmak onlara olan borcumuzu ödemeye çalışmanın yanında Müslüman olarak ahde vefanın da vazgeçilmez bir gereğidir. Bugün Mısır’da idam kararı verilen bayan ve erkek kardeşlerimiz mahkemenin bu kararını gülerek, hiçe sayarak ve umursamayarak karşılamışlardır. Bu Müslümanların tavrı tıpkı, Firavun’un sihirbazlara ben sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kesip ibret-i âlem için şu hurmalığa asacağım dediği zaman, henüz Müslüman olmuş bu sihirbazlar, ‘senin bize vereceğin ceza sadece bu dünyada geçerlidir, ya Rabbimizin bize vereceği ceza’ şeklinde gösterdikleri tavra ne kadar da benzemektedir."
Açılış konuşmasından sonra basın açıklamasını İLKAV yönetiminden Emrullah Ayan yaptı. Ayan konuşmasında, "Dakika başına 76 idam düşen bu idam kararları, yargısız, hukuksuz ve hatta kanunsuz bir zorbalıkla verilmiş, korku ve sindirme amaçlı tam bir hukuk cinayeti hükmündedir. Bu alçakça cinayetleri gerçekleştirmeye yönelen vahşi Mısır darbecilerini protesto ediyor, Allah'ın, meleklerin ve bütün lanet edicilerin laneti üzerlerine olsun diyoruz. Tüm dünyanın sergilenen bu sahte yargılama şovuna sessiz kalmasını, güya darbe karşıtı olan, ancak akan kan Müslüman kanı olunca susan ikiyüzlü demokrat batıyı da aynı derecede lanetliyor ve kınıyoruz. Bunun yanında halkı Müslüman olan ülkelerin batının merhametine bel bağlayan, şaşkın, çaresiz ve sinmiş işbirlikçi yönetimlerini de protesto ediyor ve kınıyoruz" ifadelerini kullandıktan sonra şu hususlara değindi.
"Hak davanın amacı, insanlığı bu batıl sapkın rejimlerin sömürü ve adaletsizliğinden ve batılın temsilcilerinin her türlü zulmünden kurtarmaktır. Bundan dolayı Hak dava olan İslam, ilahlık ve hakimiyet hakkını gasp eden tağutları uzaklaştırıp yeryüzüne tek ilah olan Allah’ın hükmüyle hükmeden adalet sistemini yerleştirmekle insanın onurunu koruma altına almayı, fıtratı koruyup geliştirmeyi, herkes için adaleti ikame etmeyi hedeflemektedir. Bu sebeple bu Hak davanın müntesipleri, şirk sistemlerinin kuşatması altında, sistem içi demokratik zeminlerde hükümet arayışına asla girmemeli, daima ve her şartta mutlaka sistemi değiştirmeye ve bu amaçla İslami davet, eğitim ve şahidlik sorumluluklarını yerine getirerek toplumu vahiyle dönüştürüp İslami toplumu inşa etmeye kilitlenmeli, bu hedefe yönelik Kur'ani bir inkılaba yoğunlaşmalı ve Allah'ın vaadettiği yardıma müstahak olma halini kazanmalıdırlar. Bizlere yakışan, bu izzetli, ilkeli duruşumuzu, Resulün (s) önderliğindeki ilk Kur'an neslinin Mekke-Medine sürecinde yaşanmış güzel örnekliğinde ortaya konmuş yoldaki işaretleri esas alarak sürdürmeye ve bu hak yoldaki insani ve İslami sorumluluklarımızı yerine getirmeye ısrarla ve temel ilkelerimizden taviz vermeden devam etmektir.
"Sonuç olarak, dünyanın gözü önünde cereyan eden ve insanlık adına utanç verici olan, insan onurunu ve haklarını ayaklar altına alan, bu hukuksuz, zorba ve vahşi uygulamaları kınıyor, her türlü desteğimiz ve dualarımızla Mısır halkının ve mazlumlarının yanında olduğumuzu bildiriyoruz. Mısırlı kardeşlerimizin tevhidi ilkeleri koruyan ve sistem içi hükümet arayışları yerine Kur'ani inkılabı hedefleyecek İslami direniş ve mücadeleleriyle dayanışma içinde olacağımızı ilan ediyoruz."
Basın açıklaması Vahdet Vakfı'ndan Muhittin Özdemir hocanın duası ile son buldu.


