• HANİ KAMPLAŞMA OLMAYACAKTI!

      Bilim-din ilişkisi her zaman farklı yorumlanmıştır. Bilimin alanı ile dinin alanı nerede başlar nerede biter veya din ile bilim yekdiğerine zıt mıdır? Deneysel ve teknik bilimlerde, ölçülemeyen şeylere çok itibar edilmez. Doğa bilimciler,...

DUYURULAR

6 SORUDA AİLE - SİBEL ERASLAN

6 Soruda Aile Kurumu   Sibel Eraslan

1) Kadim medeniyet anlayışımızda aile, dört duvar arasında sıkışıp kalmış ve birkaç bireyden müteşekkil topluluk demek midir? Yoksa aile çok daha büyük ve derin anlamlar mı içermektedir? Nedir ailenin yeri ve önemi?

2) Köklü medeniyetlerin köklü aile kurumları vardır. Asr-ı Saadet'ten Endülüs'e, Selçuklu'dan Osmanlı'ya vs. bu hep böyle olagelmiştir. Ne var ki bugün bu kurum çatırdamakta ve sarsıntılar geçirmektedir. Sebep ve sonuçları hakkında neler söylenebilir?

3) Türkiye'nin, Batılılaşma serüveni ile ülkeye Batı kültür ve medeniyetinin değerlerini kabul ettirmede aileye bir rol mü biçilmiştir? Nasıl?

4) Ailede yaşanan krizleri esasında bir medeniyet krizi olarak mı görmek gerekir?

5) Kadın erkek eşitliği, feminizm, toplumsal cinsiyet eşitliği, sekülarizm, laiklik, demokrasi gibi kavram ve anlayışlar ile dizi, film, sinema, sosyal medya, internet, televizyon gibi teknolojik ürün ve aletlerin aile kurumuna etkisi nedir? Bunları tehlike olarak görüyor musunuz? Neden?

6) Modern egemen dünyanın yozlaştırıcı, tahrif ve tahrip edici her türlü tehdit, saldırı ve uygulamalarına karşı aileyi korumak, onu yeniden ihya ve inşa etmek için neler yapılmalıdır? Fert ve devlete düşen görevler nelerdir?

Sibel Eraslan:

1) Aile hem İslâm medeniyetinin hem de Türk töresinin toplumsal teklifidir, yapıtaşıdır. Son yüzyıl içinde ciddi bir atomizasyon süreci yaşayan aile kavramı evet, çekirdek aileye küçülmüş daralmışsa da akrabalık kavramı fiiliyatta güçlü işlerliğini sürdürmektedir. Türkiye toplumu hâlen aile bağları güçlü sosyolojisiyle dünyada örnek bir yerdedir.

2) Aile konusunda ciddi sarsıntılar yaşansa da dünya çapında bir mukayese yaparsak her ne kadar ağır darbeler alıyorsak da aile değerlerimizi yitirdiğimizi sanmıyorum.

Batılılaşma sadece Cumhuriyet Dönemi'nde etkin bir hedef değildi. Tanzimat'ın ilanıyla birlikte (1839) çok süratli bir Batılılaşma mikserine girmiştik zaten. Kuşkusuz bu, Cumhuriyet Dönemi'nde daha kesin ulusal bir ödevdi, “muasırlaşmak”tı ismi... Ama aile asıl darbeyi 1990'lardan itibaren artan ve şimdilerde artık hepimizi esir alan küreselleşme dalgasıyla almıştır.

3) Bütün dünyayı hızla birbirine benzeştiren ve modüler bir tekrar sarmalına mahkûm eden küreselleşme, mahremiyet tanımıyor. Sınırsız, hızlı ve yıkıcı bir şekilde hürmeti ve sevgiyi dayanışma ve merhameti kaldırıyor. Hız ve haz dışındaki her şey anlamsızlaşıyor.

4) Ailenin yaşadığı kriz evet, totalde medeniyetin yaşadığı krizdir. Çünkü aile medenî haritamızın yapıtaşıdır. Aile mikro evrendir. Siz aileyi bozarsanız nükleer bir bozulma başlatmış olursunuz, yani zincirleme olarak her şey zarar görür.

5) Dünyanın değişik sınavları var. Biz tüm bu imtihanlara karşı güçlü ve sabırlı bir duruş sergilemeliyiz. Özellikle televizyon dizileri, aile ilişkilerini imha etmeye yönelik kurgulanıyor. Maalesef bu konuda ne TV yönetimleri ne sivil toplum grupları etkin değil, üzerlerine düşen görevi tapmıyorlar.

6) Kanunî düzenlemelerde ciddi paradokslar var. Kadını korumaya yönelik olduğu iddia edilen yasaların çoğu aileye güveni imha edici bir örf kuruyor. Cinsler arası sevgi saygı ve himaye değil de rekabet çıkar ve kavga esasmış gibi bir bakış açısı hâkim maalesef. Mevcut yasal alt yapı ve TV'siyle sosyal medyasıyla fiilî yayıncılık aile karşıtıdır, evlilik karşıtıdır. Bunun acı sonuçlarını önümüzdeki 20 yılda daha net göreceğiz. “İnsan, insanın kurdudur.” sözüne doğru bir evriliş var. Oysa “Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirinin velisidirler.” düsturuyla kurulmuş güçlü bir medeniyetin çocuğuyuz.

tefsir dersi 2020

ilka kayit 2020 sinav

Yazanlarımız