
1915 yılında gerçekleşen Ermeni tehciri üzerinden 100 yıl geçmiş, Türkiye’yi sıkıştırmak, hizaya getirmek ve etkisini kırmak isteyenler harekete geçti. Sanki iki-üç yıl önce olmuş gibi bir algı oluşturuluyor. Türkiye’yi suçlayanların çoğunun yakın geçmişi kirli.
Tarih boyunca başka ülkelerin zenginlik kaynaklarını sömürerek refah hayat sürenler,
Kendi devletlerini güçlendirmek için ülke batıranlar,
Yahudileri Avrupa’dan kovarak İslâm coğrafyasına zorla yerleştirenler, bunun için Filistin halkına 60-70 senedir her türlü zulmü reva görenler,
Afganistan, Çeçenistan, Dağıstan, Ukrayna, Bosna, Irak, Suriye, Mısır, Libya, Yemen… gibi ülkelere yapmadık haksızlık, işkence bırakmayanlar,
İçeride de küçük hesaplar yüzünden ellerini ovuşturup oh oldu diye sevinenler.
…
Bunlar hep bir ağızdan Türkiye’ye yükleniyorlar.
Osmanlı yedi düvele karşı yedi cephede savaşmış, bu savaşı kim çıkardı. Osmanlı mı batılılar mı? Gözünü topraklarımıza diken aç köpekler savaş açtılar ve insanlık adına büyük travmalara vesile oldular. Şimdi de bundan sebep bizi suçluyorlar. İttihat ve Terakki’nin Almanya safında savaşması bile isteye bir irade sonucu olmamıştır. Hasta adamı masaya yatırmışlardı ve öldürüp mirasına konulacaktı, sonuç öyle de oldu.
Birinci Cihan Harbi’ni bu ülke yaşamış, Osmanlı İmparatorluğu çökertilmiş, ülkenin büyük kısmı elimizden alınmış, 22 milyon km2’den 780 bin km2’ye düşmüş.
Osmanlı hakimiyetindeki topraklarda şu an 64 ülke var.
65 milyon askerin katıldığı, 16-17 milyon insanın öldüğü, 21-22 milyon insanın yaralandığı bir savaşta bunlar hangi millete ait kim ne kadar ölü vermiş, kaç yaralısı olmuş, ülkelerin harap edilmesi, ekonomik, sosyal düzen nasıl bozulmuş, tüm bunların getirdiği tahribatlar neler olmuş, nasıl bir travma oluşmuş hepsi unutuldu var yok kaç Ermeni öldürüldü, bu kadar Ermeni öldürüldü diye bu bir soykırımdır demek gerekliymiş.
Ermenilere yapılan haksızlıklar olmuştur, ama Ermenilerin yaptıkları niye hiç gündeme gelmiyor. Sadık teba denilen bu halk niye tehcire tabi tutulmuş, bunun sebepleri nelerdir.
Tehcir sırasında hoş olmayan olaylar cereyan etmiştir, bunu kimse inkar etmiyor ya Ermenilerin bir kısmının yaptıkları… kendi ülkelerine karşı düşmanla işbirliği yapması, kendi ülkesinin insanına karşı fiili savaşması, bitap düşen orduyu içerden kuşatması… tarih bunların şahitlikleriyle doludur.
Cihan harbinde Osmanlı’ya karşı savaşan devletler hızını alamamışlar kaldıkları yerden devam ediyorlar. Peki cihan harbinde Osmanlı’yla aynı safta savaşanlara ne demeli, onlar bugün saf değiştirerek Türkiye’den pay mı koparmak istiyorlar.
Arjantin, Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İsveç, İsviçre, İtalya, Kanada, Lübnan, Rusya Federasyonu, Slovakya, Uruguay, Yunanistan ve Polonya gibi ülkeler ve Papa hazretleri(!), ruhani lider de bu kervana katıldı. Burnuma haçlı seferleri hazırlığı gibi bir koku geliyor.
Katolik mezhebinin yönetim merkezi olan küçücük devlet, Hristiyan dünyasının ateşini fitilledi. Halbuki Ortodoks dünyası ile Katolik dünyası birbirinin düşmanı sayılır, acaba Bay Putin hangi saikle ‘soykırım’ deme cüretini gösterdi.
İran İslâm Cumhuriyeti devletinin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hamid Baghaei, yüz yıl önce Osmanlı döneminde Ermenilere karşı soykırım uygulandığını öne sürdü.
Sisi’nin Mısır’ı da kervana katıldı sayılır.
Batı resmi kurumları üzerinden Türkiye’yi sıkıştırmak amacıyla soykırımı kullanıyor. AP aldığı karar da buna örnektir. Dünyada yeni bir soykırım ittifakı var, bu ittifak Türkiye karşıtı ittifaktır. Soykırım iddiasında bulunan ve bunu Türkiye’ye dayatanların Ermenilere katkı sağlama diye bir dertleri yok, sadece Türkiye’yi zarara sokma niyetleri var.
HDP, Mecliste üç partinin ortak bildirisine katılmayarak nerede durduğunu açıkça gösterdi. AKP yetkilileri 24 Nisan’dan sonra bunun üzerinden HDP’ye yüklenebilir. Eğer yüklenmezse belli ki dış dünyada ciddi tehdit var. Yoksa bu ülkenin partisi böyle bir cesaret gösteremez. Kaldı ki Ermenilerin yaşadığı topraklarda komşularının çoğu Kürtlerdi. O zaman HDP kendi atasına da karşı çıkıyor demektir. Said Nursi’den Şeyh Said’e değin önderleri de yok sayıyor demektir.
AKP düşmanlığı Ermeni “soykırım” iddiasını kabul etmeye kadar varmışsa burada düşünmek lazım, AKP’yi siyasetle yenemeyenler acaba bu yeni “Soykırım” ittifakı üzere mi cephe oluşturuyorlar.
Türkiye Osmanlı’nın çöküş zamanını yaşamıyor, üstüne atılan bu iftirayı bertaraf etme gücüne sahiptir. Buna siyaset bina eden iç ve dış mihraklar Türkiye’yi daha ciddi çalışmaya ve kendi öz gücüne güvenerek bundan böyle yatırımlarını buna göre yapmaya itecektir belki de hayırlara vesile olur.
Soykırım-Ermeni Mezalimi karşılaştırması da başka bir garabet, biri bir cihan devletinin iç ve dış siyaseti, diğeri ülke içinde bir azınlık grubun düşmanla işbirliği yapmasıdır. Ermenileri temize çıkarmak ile bu işin içinden çıkılmaz, Türkiye aleyhine “Ermeni soykırımı olmuş ve bir milyon Ermeni katledilmiştir” söylemleri ne Türkiye’ye fayda sağlar ne de Türkiye bunu kabul ederek insanlık açısından lig atlayabilir ne de Ermenistan bununla bir sıçrama ve kendini toplama sağlayabilir. İki ülkeyi de sıkıntıya sokmaktan öteye gitmez. Ermenistan kendi geleceğini ülkesine zerre kadar faydası olmayan “Ermeni Diasporası” na teslim ediyor, siyasi inisiyatifi elinden çıkarıyor diasporaya veriyor. Bu da Ermenistan’ı beynelmilel oyuncak haline getiriyor. Türkiye bu iddiayı kabul etse, zalimliğini tescilliyor.
Bunun altından kalkmanın yolu kendi milli ve ümmetçi çizgisini sürdürmektir. Yalnızlaştırılarak köşeye sıkıştırılan ülke İsrail gibi davranmaya başlasa o zaman bu hamleler emeline ulaşır. Makuliyetini yitirmeden haksızlığı giderecek adımlar atması gerekir. Bunun varacağı yer Ermenistan’la iyi ilişkiler kurmaktır. Azerbaycan’ı korumak adına Ermenistan’a düşmanlık ülkeye fayda sağlamaz.
Bu hamle Türkiye’yi tekrar içeri çekerek dış ataklığını engelleme ameliyesidir de diyebiliriz. Siyasi akıl bunun üstesinden gelebilmelidir, ama olayı sadece Ermenistan ve Ermeni diasporasının eylemi olarak görmek eksikliktir.
Hükümetin ‘derin stratejisi’ umarım bu belayı savabilecek seviyede ve düzeyinde olsun.
Kâzım Sağlam