
Eskiden nesiller arasında değişimin uzun yıllar aldığını ve kuşak çatışması dediğimiz durumun ancak 50 yıl sonra ortaya çıktığını düşündüğümde “Eskiler ne kadar da şanslıymışlar!” diyorum. Bu süre, önce 10 yıla düştü, ardından 5 yıla, sanırım bu aralar 6 aylık sürelerde dahi kuşak çatışması yaşıyoruz. Eğer 6 ay süreyle toplumdan uzaklaşsanız ve yalıtılmış bir alanda yaşasanız sanki yabancı bir dünyaya gelmiş gibi kendinizi hissedebilirsiniz. Özellikle gelişen teknoloji bizleri bu konuda değişime karşı dirençsiz bırakmakta.
Özellikle bu konuda sorun yaşayan aileler –sanki yaşamayan varmış gibi- için bilgisayar, internet ve teknoloji artık bizler için tehdit ve düşman konumuna gelmiştir. İsmet Özel'in dediği gibi her birimiz teknoloji benden aldıklarını bana geri versin, ben teknolojinin bana bütün verdiklerini geri vermeye hazırım mesabesinde olaya yaklaşmaya ve neredeyse taş devrine dönmeye dahi razı olmaya başladık.
Ben de bu endişeleri taşıyan bir baba olarak uzun zamandır çocuklarımla bilgisayar oyunları ve onların içine düştükleri açmazları onlarla konuşmaya çalışıyorum. Onları inanç düzleminde ikna edebilirsem benimle aynı pencereden bakabileceklerine inanıyorum.
Öncelikli hedefim bilgisayarın bir bilgi deposu, engin bir okyanus olduğunun; sadece oyun ve sosyal medya takibi, başkalarının yüklediği videoların izlendiği bir makine olmadığının bilinmesiydi. Bu amaçla bahsetmek istediğim bir olayı paylaşmak istiyorum.
Bu olay evde hafta içi bilgisayarın ders ve araştırma amacı dışında kullanılmaması kararının alınması aşamasıydı. Öncelikle çocuklarla beraber oturduk ve bilgisayar nedir, ne değildir, ne amaçla kullanılmalıdır, konulu bir konuşma yaptık. Sonrasında bilgisayarı nasıl kullanırsak daha faydalı ve amacına yönelik kullanmış oluruz diye birlikte sorguladık.
Bu konuşmalarda tabi ki ben her konuyu istediğim sonuca ulaştıramıyordum ancak en azından çocukların zihinlerinde bir soru işareti oluşturabiliyor onlara bir iç ses konuşması verebiliyordum. Bu iç ses konusuna bence özel olarak değinmek gerekir. Ne zaman bastırılmışlık söz konusu olsa, ne zaman yasak olan sana dayatılsa suçluluk duygusu, vicdan muhasebesi ortaya çıkar. İşte bu vicdan muhasebesinin temel dayanaklarını kişi etrafından gördüğü, duyduğu ve okuduğu seslerden, sözlerden almaktadır.
Sonuçta maddeler şu şekilde oluştu.
1. Hafta içi bilgisayarı araştırma yapmak isteyen ya da ödevi olanlar kullanabilecek.
2. Hafta sonu oyun amaçlı en fazla 1 saat kullanılabilecek.
Bu maddeleri büyük bir kâğıda yazdık ve altına ben ve çocukların adlarını yazarak imza alanı açtık. Herkes maddeleri okudu ve bu maddelere uyacağını söyleyerek imza attı. Ancak Bilal bu maddeleri kabul etmeyeceğini ve imza atmayacağını söyledi. Kardeşleri, “Bilal biz uyduk, senin de uyman gerekir.” dediğinde kendisi zaten itiraz ettiğini ancak itirazı kabul edilmediği için şimdi de imza atmayacağını söyledi.
Tüm bunları görünce ben de Bilal'in bu imzayı zorla atmasının doğru olmayacağını ve kendisi ikna olana kadar imza kısmını boş bırakacağımızı ve ikna olduğunda imza atabileceğini söyleyerek Bilal'in ismini imzasız bir şekilde yazdım ve kâğıdı bilgisayarın hemen yanına astım.
İmza atmış çocuklarda gerçekten inanılmaz bir değişim yaşandı ve kimse bilgisayarda oyun oynamaya çalışmadı ancak Bilal tek başına oyun oynadı ve bizim dengelerimizi ciddi anlamda sarstı. Onu gören diğerleri kendini haksızlığa uğramış hissediyor beni zor durumda bırakıyordu. Neyse ki bu durum bir iki gün içinde Bilal'in de bu karara uyacağını açıklamasıyla son buldu.
İşte bu durum bizim ilk zaferimizdi. Şu anda herkes bir fiziki kısıtlama olmaksızın, bilgisayar odada durduğu hâlde kendi koydukları bir kurala uyuyordu. Bir davranışı sadece davranış olarak değiştirmiş olmak sorunun çözüldüğü anlamına gelmiyor. Daha derinlerinde mücadele etmek gerekiyor. Öncelikle kişilerin bu duruma inanmaları gerekiyor, ayrıca sürecin içinde kendilerinden bir parça da hissetmeleri ve ikna olmaları gerekmekte. Böyle olunca sorun içselleştirilerek çözülme çabasına giriliyor. Aksi takdirde sorun bir yüce güçten korkularak -ki evlerde bu yüce gücü baba temsil etmekte- sadece erteleniyor ya da sorunun üstü örtülüyor.
Çocuklarımız kendi zihinlerinde sorunlarını çözemedikleri sürece bizlerin işi hiç kolay değil. Emin olun, bulunan ilk fırsat değerlendirilecek ve bu süreç bağımlılık aşamasına geçecektir. Yeşilay artık teknoloji bağımlılığını alkol, sigara ya da uyuşturucu bağımlılığı gibi bir bağımlılık türü olarak tanımlamaktadır. Aşağıya bu bağımlılığın belirtilerini sizlerle paylaşıyorum.
Teknoloji Bağımlılığının Belirtileri
1. Yalnızca birkaç dakika diyerek saatler harcamak.
2. Çevrenizdekilere ekran karşısında geçirdiğiniz zaman hakkında yalan söylemek.
3. Uzun süre bilgisayar kullanmaktan dolayı fiziksel sorunlardan şikâyet etmek.
4. Anonim bir kişiliğe bürünmek, insanlarla internet üzerinden konuşmayı yüz yüze konuşmaya tercih etmek.
5. İnternete girmek için yemek öğünlerinden, derslerden ya da randevulardan ödün vermek.
6. Bilgisayarınızın başında çok fazla zaman geçirdiğiniz için suçluluk duyuyorken bir yandan da büyük bir zevk almak ve bu iki duygular arasında gidip gelmek.
7. Bilgisayarınızdan uzak kaldığınız zaman gergin ve boşluktaymış gibi hissetmek.
8. Gece geç saatlere kadar bilgisayar başında kalmak. Bu konuda aşağıda linkini paylaştığım sitede daha detaylı bir okuma yapabilirsiniz.
https://www.yesilay.org.tr/tr/bagimlilik/teknoloji-bagimliligi
Muhammed Mert