
Medeniyet Sohbetleri'nin altıncısı Araştırmacı Yazar Ferid Aydın’ın “İtikad ve Tasavvuf” başlıklı semineri ile devam etti. İnsanoğlu var olduğu günden beri sürekli olarak iki noktada bocaladığını ifade eden Aydın, bu bocalamanın insanın yaratıcısına ve yaratılana gösterdiği saygıyı birbirine karıştırmasından kaynaklandığını söyledi.
“Rabbine ve fani olan insana saygı gösterme hususunda bir karışıklık var. Saygı niyetine bir alimin elini öperiz ancak onun ayağını öpmeyiz. Ben iki yıl Nakşibendiliğin şeyhlik makamında bulunmuş biri olarak “ayaklarını öperim”, “ayakkabına su doldururum içerim”, “senin kapının köpeğiyim” gibi İslam’a uygun olmayan iltifatlara maruz kaldım. Böyle saygı ifadeleri İslam’da yer almamaktadır. “
İnsanoğlunun vahiyden ya da mistisizm ve felsefeden bilgi alarak hayatını şekillendirdiğini söyleyen Aydın, “Bizim başvuracağımız isabetli kaynak vahiydir. Mistisizm, tasavvuf adı altında literatüre geçmiştir. Bu muasır söylemde mistizm daha fazla gündeme gelmiştir, çağdaş söylem içerisinde tasavvufun bir ismi de mistisizmdir.” dedi.
İslam’ın zühd ve takva yaşantısı ile ahlaki arınmaya yönlendirdiğini dile getiren Aydın; tasavvuf öğretisinin İslam’da yer almadığını söyledi ve İslam ile tasavvufun söylem ve iddialarına karşılaştırmalı olarak yer verdi.
“Tasavvufa ait kendine has ibadet şekilleri vardır; bunların; Kur’an ve sünnette yer almamaktadır. İslam’da ibadetlere ekleme veya çıkarma yapamazsınız.
Tasavvuf için birçok tanım yapılmıştır ve bu tanımların bir kısmı birbirine aykırıdır, çelişkilidir. Ona belli bir tanım bulmak bu sebepten mümkün değildir.
Tasavvuf vahdeti vücud ve vahdeti şühud kavramları ile Allah inancını ortadan kaldırmaya çalışmıştır. Tasavvufçular; İslam’ın yeşil perdesi ardına gizlenerek dört tane kavram çıkartarak tasavvuf; şeriat, tarikat, marifet ve hakikattir diyorlar. Bu bir hiledir. Bunlar İslam’ın disiplinini bozmak için ihdas edilmiştir.
Mehmet akif Ersoy tasavvufla ilgili olarak;
“Sürdüler Türk’e “Tasavvuf” diye olgun şırayı:
Muttasıl şimdi, “hakikat” kusuyor Sıtkı Dayı!”
diyerek tasavvufun zararlarına karikatürize ediyor.
Tasavvufta her şey sevilmeye layıktır. Bu anlayış İslami değildir, biz bazı şeyler vardır, onları Allah için severiz; bazı şeyler de vardır ki Allah için onlardan nefret ederiz. Tasavvufta cennet sevgisi, cehennem korkusu yoktur, bu durum da İslam’a aykırıdır. Biz Müslümanlar, cenneti arzular; cahennem ateşinden korkarız.
İslam’da suç ve karşılığında ceza vardır; ancak tasavvuf suçun karşılığında cezayı gerekli görmez.
Tasavvuf insanları has ve avvam olarak ikiye ayırıyor, havasa ait bilgilerin avvama aktarılmasını uygun görmez. Bu durum İslam’da mevcut değildir.
Tüm bunlardan sonra tasavvuf için 'gerçeklerden kaçış felsefesidir' diyebiliriz.