Duaların Reddedilmesi

dualarin reddedilmesi

“Dua edip de dualarınızın kabul olunmadığı an gelip çatmadan önce iyiliği emredin, kötülüğü nehyedin.”1 buyuruyor Allah Resulü (s.a.v.). Mümin için gerekli olan Allah’a yönelmek ve ona dua edip yalvarmaktır. Dua, kalbi kabartan ve Allah’ın ayetleri hakkında delilsiz konuşan, cedelleşen kişiyi kibir hastalığından kurtaran ilaçların başında gelir.

“Duadan kasıt bir anlamıyla bildiğimiz dua etmektir. Duadan kasıt bir başka anlamıyla tevhittir. Duadan kasıt başka bir anlamıyla ibadetin kendisidir.”2

Dua, yüce Allah’a karşı bir ihtiyaç arz ediştir. Dua, Allah’a boyun eğiştir. Dua, Allah’ın huzurunda acziyetini kabul ediştir. Dua, kulun Allah’a ait olduğunun farkında oluşudur. Dua yüce Allah'ın işitici, yakın ve duayı kabul edici olduğunun bilincinde oluştur.

Yüce Allah’a ibadet edip dua eden kimse için Allah’a ibadeti, büyüklüğüne yedirememesi söz konusu değildir. Bundan dolayı Cenab-ı Allah ayet-i kerimede dua edin emriyle başlamaktadır.

Nu'man İbnu Beşîr (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Dua ibadetin kendisidir." buyurdular ve sonra şu ayeti okudular.3

"Rabbiniz: ''Bana dua edin ki size icabet edeyim. Bana ibadet etmeyi kibirlerine yediremeyenler alçalmış olarak cehenneme gireceklerdir." buyurdu."4

Duanın edebi vardır. Bunlara riayet edilmesi gerekir:

• İhlaslı bir kalp ile Allah'a yönelmek,

• Allah’ın duamızı kabul buyuracağından emin olmak,

• Duada ısrar etmek ve icabet olunması için acele etmemek,

• Allah’ın duayı muayyen bir surette kabul etmesini talep etmemek,

• Allah’ın duamızı belirli bir vakit ve şart dâhilinde kabul etmesini istememek,

• Darlıkta da bollukta da dua etmek,

• Dua ederken kafiyeli sözlerle değil, riya ve gösterişten uzak, ihlasla dua etmek,

• Dua etmenin, Allah’ın tevfikine bağlı olduğunun bilincinde olmak,

• Duanın kabulünün ise ayrı bir lütuf olduğunun şuurunda olmak,

• Çokça salih amel işlemek. Zira salih amel, duanın kabul olması için en büyük sebeptir.

Allahu Teâlâ kulun duasının kabulünü murat ettiği zaman kulun dua etmesini de takdir eder.
Bugün milyarlarca Müslüman’ın duası acaba neden karşılık bulmuyor?

Yoksa bizler önce nefsimize olmak üzere, çevremize ve tüm topluma iyiliği emretmeyi terk edip kötülüklerle haşır neşir olmaya mı başladık?

Kul olarak bizlerin bu bilinçte olması gerekirken ve Allah’a her zaman el açıp yalvarması gerekirken acaba bizler neden sadece başımız sıkıştığında, bir terslik olduğunda sırf sıkıntıdan kurtulalım diye Rabbimize yöneliyoruz?

Allah için var olup Allah için yaşantımızı onun emir ve yasakları doğrultusunda şekillendirmemizin bilincinde mi değiliz yoksa?

Kötülükleri doğal davranış sayıp iyilikle kötülüğü birbirine mi karıştırdık?

Duanın adabını mı unuttuk, yoksa hiç öğrenmemiş miydik?

Dualarımızda hayır isterken acaba biz toplumumuza hayrın ne olduğunu öğretmeyi mi ihmal ettik?

Dualarımızda Allah’tan bizleri kötülüklerden korumasını talep ederken toplumumuza kötülüğün ne olduğunu mu öğretmemiştik?

Bizler kul olduğumuzu unutup rablığa soyunanlara mı kandık?

“Her koyun kendi bacağından asılır”ı yaşantılarımızda içselleştirdik mi yoksa?

Yakınımıza, kendimize bela gelinceye kadar belalara karşı umursamaz tavır mı geliştirdik acaba?

Yüce Resulün bizleri uyardığı hale mi düştük:

“Dua edip de dualarınızın kabul olunmadığı an gelip çatmadan önce iyiliği emredin, kötülüğü nehyedin.”

“Cenab ı Hakk’ın benden önce, ümmetler arasında gönderdiği her peygamberin ashabı ve havarileri vardır. Bunlar, o peygamberin sünnetine ittiba eder, emirlerine uyarlar. Fakat onlardan sonra öyle nesiller gelir ki yapmadıklarını söyler ve emrolunmadıklarını işlerler. Kim onlara karşı eliyle mücahede ederse mümindir, kim diliyle macahede ederse mümindir, kim kalbiyle mücahede ederse mümindir. Bunu ötesinde ise zerre kadar iman yoktur.”5 buyuruyor aleyhisselâtü vesselam efendimiz.

“Acaba tüm kötülükleri toplum olarak içselleştirdik de yüce Resulün bu uyarısına muhatap mı olduk?” diye kendimizi çokça sorgulamalıyız.

Şu dualarla Rabbimize yönelmeliyiz ve dualarımızın kabul edilmeyeceği davranışlardan uzak durmalıyız.

“Biz Allah'a güvendik. Ey Rabbimiz! Bizi zulme sapan bir kavim için imtihan vesilesi kılma. Bizi kâfirler topluluğundan rahmetinle kurtar.”6

“Ey Rabbimiz! Bilgim olmayan şeyi senden istemekten sana sığınırım. Ve eğer beni bağışlamazsan ve beni esirgemezsen, hüsrana uğrayanlardan oluruz.”7
“Ya Rabbi! Unuttuklarımızdan veya yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Ya Rabbi! Bize, bizdekilerden öncekilere yüklediğin gibi ağır yükler yükleme. Ya Rabbi! Gücümüzün yetmeyeceği yükü bize yükleme, bizi affet, bizi bağışla, bizi esirge. Sen bizim Mevla’mızsın kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”8

“Ya Rabbi! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi kaydırma. Katından bize rahmet bağışla, sen çok bağışlayansın. Ey Rabbimiz! Kendisinde şüphe olmayan bir günde insanları muhakkak sen toplayacaksın. Allah verdiği sözden kesinlikle geri dönmez.”9

“Ey Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş Müslümanlar kıl ve soyumuzdan sana teslim olmuş Müslüman bir ümmet ver. Bize ibadet esaslarını göster ve tövbemizi kabul et. Şüphesiz sen tövbeleri kabul eden ve esirgeyensin. Ey Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber/uyarıcılar gönder, onlara ayetlerini okusun, kitap ve hikmeti öğretsin ve onları arındırsın. Şüphesiz sen güçlü ve üstün olansın, hüküm ve hikmet sahibisin.”10

İsa Arı


1 İbn-i Mace, "Fiten", 20.
2 Said Havva, el-Esas Fi’t-Tefsir, c. 13, s. 15.
3 Tirmizî, 2973.
4 Gâfir/Mü’min, 60
5 Müslim, "İman", 80.
6 Yunus, 85-86.
7 Hud, 47.
8 Bakara, 286.
9 Âl-i İmran, 8-9.
10 Bakara,128-129.

tefsir dersi 2020

Yazanlarımız