SENİN KURBANIN HANGİSİ EY İNSAN?

Senin kurbanın hangisi ey insan? Ey çağdaş dünyanın esareti altında ezilen ve sömürülen hayat! Senin kurbanın hangisi? Ey insan! Bil ki kurbanın kadarsın. Sen neysen kurbanın da odur, kurbanın neyse sen de osun. Kurbanın neyse sen ona yakınsın. Kendine bir bak, sen nesin, kimsin, kime yakınsın? İşte bayram, en güzel fırsat.

 

Ey insan! Herkesin bir şeylere kurban olduğu bu dünyada sen kime kurbansın? Zevklere mi, makam mevkie mi, başka başka kullara mı, ideallere mi, neye? Sahi senin kurbanın hangisi? Ev mi, araba mı, okul mu, fabrika mı, kadın mı, erkek mi, para mı, ne? Yoksa kurbanın bu adreslere hiç uğramıyor mu? Yoksa kurbanın basit ve değersiz şeylerden mi? Yoksa kurbanın işine yaramayan, kullanıp attığın cürufat mı?

Ey insan! Söyler misin senin kurbanın hangisi? Malın mı, canın mı? Annen mi, baban mı? Oğlun mu kızın mı? Hangisi? İrkildin mi yoksa? Korktun mu yoksa? Zor, biliyorum, ama cenneti kazanmak da zor ey insan! Bak işte bir sahne! Birlikte izleyelim!

İsmail var bilir misin? Hani şu kurban olanların en güzeli, kabul olunmuş duaların en halisi…

İbrahim var bilir misin? İbrahim… Hani şu kurban edenlerin en şereflisi, Halil olan, Ulu’l-Azm sahibi…

Baba ve oğul… İki sembol, iki örnek, iki yıldız… Biri adayanların, biri adananların en güzeli. İkisi de en sevdiklerini kurban ediyor en zor ve mutlu anlarında. Birisi yıllar sonra doğan oğlunu, biricik yavrusunu, gözünün nurunu; birisi canını, çok sevdiği babasını, Hacer’ini, zemzemini…

Ey kendini süfliyata kurban ederek yüce şahsiyetini, şeref ve izzetini yitiren insan! Aradığın huzur burada. İbrahim ve İsmail olmakta. Terk etmelisin şeytan ve dostlarını.

Arınmalısın, yeniden yükselmelisin yüceler yücesine. En sevdiklerini kurban etmelisin “Karib” olana. Kurbiyyet kurmalısın yerin ve göğün Rabbiyle. Kurbiyyet makamına ermelisin, terbiye olmalısın ahlak namına her şeyini kaybeden şu azgın hayatta.

Ey insan! Kurban et sevdiklerini… En sevdiklerini… İşte sana özgürlük! İşte sana kurtuluş! Yanlışlarını kurban et; hırsını, zevkini, öfke ve kinini kurban et. Derdini kurban et ve kurtul bütün dertlerden, şifa bulursun. Kurban et ve kur binanı altından, yakuttan. Kur cennetini…

Ey insan! Kurban bir semboldür, arkasında gizli olanı gör. Kurban, İbrahim yahut İsmail olmaktır. Kurban, insan olabilmektir. Kurban, cefa ve fedanın zirvesidir.

Ey insan! Söyle bana sen kimsin?

Habil mi, Kabil mi?

Harun mu, Karun mu?

Musa mı, Firavun mu?

Ebu Bekir mi, Ebu Cehil mi?

Hak mı, batıl mı?

İyi mi, kötü mü?

Sen kimsin ve kurbanın ne ey insan? Tercih yapmanın zamanı gelmedi mi? Kurtuluşa geçmenin vakti gelmedi mi?

Gir hac yoluna, düş Kâbe yollarına, seferde ol; zafere yaklaşmış olursun. Koştur Safa’lar Merve’ler arasında, Hacer ol, umut dol, terle, ağla, çırpın, yalvar ve gelecek müjdeyi bekle. Zemzem de senindir, İsmail de. Kâbe de senindir, makam-ı İbrahim de. La tahzen! Seni kuşatan bir Rabbin var, gamlanma, hüzünlenme, tasalanma!

Karanlıklar mı çöktü üstüne? İşte aydınlık!

Zulümler mi sarmış her yanını? İşte adalet; Âdil-i Mutlak seni çağırıyor! Korkma, sığınacak bir Rabbin var. Her şeyini kurban et ve yaklaş Rabbine. Anlarsın hayat neymiş!

İzzet ve şeref neredeymiş!

Ne duruyorsun ey insan? Kurban olmak için, kurban etmek için neyi bekliyorsun? Ölümü mü, ölüm yakın değil mi? Sabahı mı, sabah yakın değil mi? Neyi ey insan?

Söyle bana ey insan, senin kurbanın hangisi?

Ahmet Yolcu

tefsir dersi 2020

Yazanlarımız