
Her dünya görüşü ‘’Ben kimim? Niçin Varım? Nereden gelip? Nereye gidiyorum?’’ gibi insanın en temel sorularına cevap bulmak zorundadır. Nihayetinde tüm öğretiler insanın mutluluğunu amaçladıklarını iddia ederler. Bunun şimdiye kadar mümkün olmadığı, bundan böyle de olamayacağını yaşadığımız dünya da ve ülkemizde gerçekleşen olaylar göstermektedir.
İnsanoğlu ve özelliklede Müslümanlar yaratılış gayesini yeniden idrak edip, bu idrak çerçevesinde, imanlarını duygu ve düşüncelerini hal ve hareketlerini Kur’an ve Sünnet ışığında tekrar düzenlemek zorundadırlar.
Rabbimiz Kur’an’ında; insanı bir erkek ve dişiden yarattığını, onları ailelere, kabilelere, aşiretlere tanışmaları ve birbirlerinin kültür ve birikimlerinden istifade etmeleri için kollara ayırdığını, asıl üstünlüğün ise Müslüman olup İslam’ın emir ve yasaklarını yaşama hususunda hassas davranmakla mümkün olacağını açıkça beyan etmesine rağmen, bugün dünya ve ülkemiz etnik kimlik çatışmalarıyla çalkalanıyor.
Acaba bu neyin mirası bize? Acaba bu neyin sonucu? 600 yıl onlarca etnik kimliği et ve tırnak tohum ve toprak gibi bir bütün haline getiren ecdad bunu nasıl başarmıştı?
‘‘Bilim çağı’’ denilen bu çağ, bilgi ve teknolojide akıl almaz bir hızla ilerlerken acaba insanların kaybettikleri mutluluklarını, birlik ve dirliklerini yeniden tesis edebilecek mi?
Değerli Kardeşlerim; açıkça ifade etmeliyim ki yaşanan bu kaoslar, kargaşalar İslamsızlığımızın bir mirası, Müslümanca yaşama tarzını kaybetmemizin bir sonucudur. İslam’ın bir vadide, bizim ise başka bir vadide olmamızın bir eseridir. İslam’ın cahilleri oluşumuzun bir hediyesidir.
Bugün dünya bir kimliğe ve kişiliğe hasretse bu kimlik ve kişilik Müslüman kimliği ve kişiliğidir. Davet ettiği zaman Allaha davet eden, bu davetin gereği olan güzel ve salih amelleri yapan ve gerçekten ben Müslümanlardanım diyen adamın sözünden daha güzel bir söz söyleyen var mıdır? Daveti Allah’ın dinine olan, o dinin hassasiyetleri üzerine hayatını tanzim ederek salih amelde bulunan, kimliğini ve kişiliğini mensup olduğu din ile deklare ederek ortaya koyandan daha güzel çağrısı olan kim vardır?
Değerli Müminler; insanları Allah’a, ve O’nun dinine çağıracağız. Çağırdığımız din ne emrediyorsa bizlere, önce kendimiz yapacağız ve kimliğimizi o din ile deklare edecek ve ben gerçekten Müslümanlardanım diyeceğiz.
Son olarak şunları söylemek istiyorum. Bugün Müslümanların, Müslümanlıklarının içini doldurmak gibi ciddi bir problemleri var. Yüreğimizin içini İslam’la doldursak, zihnimizin şifrelerini ve hayatımızın kodlarını hakiki Müslümanlıktan alırsak; işte o zaman dünya hasret kaldığı insanı, toplumu, milleti ve devleti bulacaktır.
İbrahim Büyük