• GELECEK TASAVVURU

      İki kelime, iki kavram, “gelecek” ve “tasavvur”  Gelecek; 1. (Zaman olarak) içinde bulunulan andan sonraki; henüz yaşanmamış, ilerideki. 2. İleride olması, gerçekleşmesi beklenen. 3. is. Zamanın içinde bulunduğumuz andan sonraki bölümü; henüz...

DUYURULAR

ŞEHİTLER VE ŞEHADET PANELİ

sehadet paneli banner

Şehadet ve Şehidler Gecesi Paneli Medeniyet Vakfı Ankara Şubesi'nde 23 Şubat Cumartesi günü gerçekleşti. Yöneticiliğini Barış Sağlam’ın yaptığı ve yoğun katılımın olduğu panelde Ahmet İmamoğlu, İbrahim Hakkı Toprak ve Mehmet İnanlı Hocalarımız konularını sundular.

Barış Sağlam şehidliğin Allah yolunda, İlayı Kelimetullah uğrunda can vermek olduğunu söyleyerek mikrofonu panelistlere bıraktı.

Birinci panelist İbrahim Hakkı Toprak “Asrı Saadette Şehid Sahabeler” başlıklı konuşmasına Mısır’da idam edilerek şehid edilen Müslüman kardeşlerimizi anarak başladı. Konuşmasında; ahirette cenneti gören hiçbir kimsenin dünyaya tekrar dönmek istemeyeceğini, sadece şehidlerin geri dönerek Allah yolunda savaşarak tekrar tekrar can vermek isteyeceklerini, sahabelerin cenneti görmüşçesine şehidliği arzuladığını dile getirerek Yasir ailesinin ve Musab Bin Umeyir’in şehadetlerinden bahsetti.

İkinci panelist Ahmet İmamoğlu “Şehid İzzetin El Kassam” başlıklı konuşmasına Allah-u Teala’nın dünyanın her bir yerinde İslam adına mücadele edenlere zafer, bizlere de onlara destek olmayı nasip etmesi duasıyla başladı. İzzetin El Kassam’ın 19. Yüzyıl sonlarında dünyaya geldiğini, 16 yaşında Mısır’da El Ezher Üniversitesi'nde yüksek öğrenimini tamamladığını, orada Mısır İslami Hareketi'nin lider şahsiyetleri ile tanıştığını, İslami irşad ve sohbetlerinde daima öze dönüşü ve Müslümanların asıl düşmanının tağuti, emperyalist güçler olduğunu vurguladı. Kendisinin bir medreseye kapanıp sohbetlerde bulunan bir Müslüman olmadığını, hayatının devamlı mücadele içerisinde geçtiğini, Libya İtalyanlar tarafından işgal edilince mücadeleye giriştiğini, 1. Dünya Savaşı'nda Osmanlı ordusuna katılarak Suriye’de Fransızlara karşı savaştığını, daha sonra Filistin’in Hayfa şehrine yerleştiğini, orada da çok ciddi irşad ve tebliğ faaliyetlerinde bulunduğunu, gençleri yetiştirdiğini, 1916 yılında Yahudi göçü hızlanınca Siyonistlere karşı uyanık olunması gerektiği yönünde Müslümanlara uyarılarda bulunduğunu, mücahidlerle birlikte İngiliz ve Siyonistlere karşı savaştığını, kendisinin Filistin cihadının yapı taşlarından olduğunu, kendisinin gönül ehli, takva ehli, cesur, âlim ve ibadetlere çok düşkün olduğunu, namazlardan sonra Allah’ı çokça zikrettiğini” ifade ettikten sonra Mısır'da idam edilerek şehid edilen 9 genci unutmamak gerektiğini, bu şehadet aşkının kıyamete kadar süreceğini vurguladı ve konuşmasını “Allah bizleri de cihad aşkı olanlardan, şehadeti arzulayanlardan eylesin” duasıyla bitirdi.

Panelistin konuşma metninden bazı alıntıları aşağıda sunuyoruz:

İzzeddin el Kasam (d. 1882, Lazkiye, Suriye – ö. 20 Kasım 1935), (Tam adı: İzzeddin bin Abdülkadir bin Mustafa bin Yusuf bin Muhammed el-Kassam), Britanya mandasındaki Filistin’in bağımsız ve İslâmî bir ülke olması için ilk harekete geçen âlim ve vaizdir.

“1911’de İtalya’nın Trablus’u işgal etmesi üzerine bölgeye giderek Osmanlı birlikleriyle İtalyanlara karşı savaştı. I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı ordusuna yazıldı

El Kassam’ın silahlı mücadelesi Filistin’de bir Yahudi devleti kurulmasını destekleyen İngiltere’yi rahatsız ediyordu.

1935 yılında emniyet görevlisi olarak çalışan ve İngilizlere casusluk yaptiğı bilinen bir kişi Kassam’ın ve arkadaslarının bulunduğu yeri ihbar etti. İngilizler bunu öğrenince çok büyük bir kuvveti Şeyh Kassam üzerine göndererek onu ortadan kaldırmayı planladılar. İngiliz kuvvetleri mücahidlerin bulunduklari yere geldiklerinde, kahraman Şeyh İzzeddin ve arkadaşları onları karşılamak için silahlarıyla dışarıya çıktılar. Mücahidler sayıları çok az olmasına ve isteseler kaçabilecekleri halde savaşmayı tercih etmişlerdi. Çok şiddetli çatışmalardan sonra Şeyh İzzeddin şerefiyle ve yiğitliğiyle şehid olurken, diğer arkadasları da yaralanarak esir düşmüşlerdi. Daha sonra esirler askeri mahkemede yargılanarak iki ila onbes sene hapis cezasına çarptırıldılar. Şehid İzzeddin ve arkadaşlarının şehadeti Müslümanlar arasında infiale sebep olmuştu. Bir taraftan gösteriler yapılırken diğer taraftan da Şehid İzzeddin ve arkadaşlarının cenazelerinin onların cihadına layık bir şekilde kaldırılması için tüm Müslümanların cenaze namazına katılmaları isteniyordu.

Cenaze namazı onbinlerce Müslüman tarafından kılınarak “Bacur” şehitliğine defnedildi ve kendisi için bir türbe yapıldı. Şehid İzzeddin’in cenazesini çok kalabalik bir topluluk takip ediyordu. Öyleki İngilizler böyle bir kalabalığı o güne kadar hiç görmediklerinden korkarak topluluğu dağıtmak isteyince İngiliz askerleriyle Müslümanlar arasında çatışma çıktı. Bu, çatışmada hem İngiliz askerlerinden hem de Müslümanlardan yaralananlar oldu. Şeyh İzzeddin ve arkadaşlarının yerini ihbar eden casus ise daha sonra mücahidler tarafından öldürüldü”.

Üçüncü panelist olan Mehmet İnanlı “Çeçenistan Cihadı: Şamil Basayev” başlıklı konuşmasında; “Günümüzde şehidlik ve şehadet kavramları terörize edilse de şehadetin hayatın bir zirve noktası olduğunu, buna ulaşmak için her bir basamağı tek tek çıkmak gerektiğini, Çeçenistan cihadının örnek bir cihad olduğunu, Türkiye’deki her bir kesimin sahip çıktığı, desteklediği, para gönderdiği, hatta mücahid gönderdiği, zafer kazanmış, Rusya’yı dize getirmiş bir cihad olduğunu, savaş stratejisiyle, siyasetiyle örnek bir cihad olduğunu, Çeçenler’in savaşçı bir millet olduğunu, adeta genlerine işlediğini, Çeçenistan Cihadında şehid olan bir çok komutan olduğunu, hepsinin ismi tek tek sayılsa on dakikayı bulacağını ancak bu isimlerin de herkes tarafından bilindiğini, bunlardan sadece Şehid Şamil Basayev’i anlatacağını” belirtti.

Daha sonra “Basayev’in makine mühendisi olduğunu, kendisinin eskiden sıkı bir solcu olduğunu, Çeçenistan’a döndüğünde oradaki Müslümanları gördüğünde Müslüman olduğunu, ilk cihadını Abhazya’da Gürcistan’a karşı verdiğini, daha sonra Azerbaycan’da Ermenistan’a karşı savaştığını, daha sonra bu tecrübelerle birlikte Çeçenistan’a döndüğünü, Çeçenistan’ın 1 milyon nüfusunun olduğunu, 300 bin Müslümanın Ruslar tarafından şehid edildiğini, bunun da %80 inin yaşlı, kadın ve çocuklar olduğunu, Basayev’in önce Moskova’dan kalkan bir uçağı kaçırarak mücadeleyi duyurduğunu, kendi oluşturduğu birliklerle gerilla harekâtına başladığını, her defasında Allah’ın izniyle 300-400 kişilik Rus birliklerini yenilgiye uğrattığını, KGB ofisini basıp Lenin’in fotoğrafı önünde poz verecek kadar cesur olduğunu” ifade ettikten sonra “Allah-u Teâlâ’nın bu cesareti ve örnekliği bizlere de vermesi” duasıyla sözlerini sona erdirdi.

Daha sonra panel yöneticisi Barış Sağlam’ın “Allah bizlere de şehidlik makamına ulaşmayı nasip etsin” duasıyla panel sona erdi.

Birlikte kılınan yatsı namazından sonra Mısır’da idam edilerek şehid edilen 9 genç için gıyabi cenaze namazı kılındı.

sehadet paneli 1

sehadet paneli 2

 sehadet paneli 3

sehadet paneli 4

sehadet paneli 5

sehadet paneli 6

sehadet paneli 7

tefsir dersleri

Yazanlarımız



medeniyet bulten logo

muvafakat besir

ömer hoca ile röportajlar