I Toplumsal ve küresel kargaşa, kaos, savaş, sömürü, adaletsizlik, ekonomik ve sosyal dengesizlikler, baskılar, zulümler... Dünyamızı sarmış durumda. Bunların müsebbipleri ve mağdurları, bozguncu başı Trump ve onun yavrusu Netanyahu başta olmak...

Mekke’de bir süredir tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden mütefekkir, münevver ve dava adamı âlim Muhammed Kutub için 5 Nisan 2014 Cumartesi günü Fatih Camii’nde gıyabi cenaze namazı kılındı.
Uzunca bir süredir Mekke’de sürgün hayatı yaşayan Prof. Muhammed Kutub’un vefatı üzerine onun fikir ve düşüncelerinden yıllardır istifade eden ve onun İslâm ümmetine verdiği emekleri unutmayan Türkiyeli Müslümanlar merhum için son görevlerini yapmak ve vefa borçlarını ödemek için Fatih Camii’nde gıyabı cenaze namazı kıldılar.
Hâfız Muhammed Şerif Niziplioğlu’nun kıldırdığı cenaze namazını müteakip Prof. Dr. Ahmet Ağırakça yaptığı konuşmada “Alimin ölümü, alemin ölümü gibidir.” hadisine vurgu yaparak İslâm ümmetinin kaybının büyüklüğüne işaret etti.
Programı sunan Ali Aslan ise kapanış konuşmasını yaparken Mısır’da devam eden zulme işaret ederek hak dava üzerine gelen müdahalelerin ve baskının her dönemde devam ettiğini ancak Müslümanların imanlarından ve davalarından vaz geçmediğini ifade ederek bizlere düşen sorumluluğu hatırlattı.
Şehid Seyyid Kutub’un kardeşi Prof. Muhammed Kutub, Medeniyet Vakfı’nın 2014 yılı için hazırlattığı masa takviminde hazin bir tevafuktur ki Nisan ayının ilk haftasında tanıtılıyordu ve merhum, şu sözleri ile yer alıyordu takvimde:
“Kur’an’ı yaşayan kişinin değersiz anı yoktur. O, her anını değerlendirmek zorundadır. Sahibi olduğu en değerli şeylerin başında zaman gelir. Bu sebeple boş ve değersiz şeylerle uğraşmaz. Ömrünün her saniyesinden hesaba çekileceğini bilir. Ve bu nedenle saniyelerini insanlığın ve dünyanın faydası için kullanır. Sonra da alnının akıyla emanetin sahibi olan Allah’a kendini teslim eder.”
