• GÖREVLENDİRMEDE TEMEL ÖLÇÜLER

      İnsanların dünya hayatlarını idame ettirebilmeleri başkalarının katkılarına bağlı olduğu bilinen bir gerçektir. Bu durum aynı zamanda zorunluluk ifade eder. Çünkü toplumsal bir hayat içerisinde sadece insanların değil, bütün canlıların hayatlarını devam...

DUYURULAR

MEDENİYET BÜLTENİNİN 54. SAYISI ÇIKTI

medeniyet bulteni 54.sayı

Kıymetli Okuyucular,

Yeni bir sayıyla daha karşınızda olmanın mutluluğu içinde sizleri selamların en güzeliyle selamlıyoruz. Dosya konumuz “şehir”. Önemini ve güncelliğini hiç kaybetmeyen bir konu şehir. Tıpkı insan gibi. Tıpkı sağlık gibi, eğitim gibi. Zaten şehri anlatmak insanı anlatmak, toplumu, tarihi, kültürü ve medeniyeti aydınlatmaktır.

Farkındayız, çok geniş ve derin bir konu, ciltlerce kitaplara sığmayacak kadar hem de. Zaten niyetimiz onu bütün yönleriyle değil de sadece bazı yönleriyle anlatmak. O da imkân ve şartlar dâhilinde.

Sizlerin de gayet iyi bildiği üzere şehir, medeniyetlerin bütün hususiyetleriyle temerküz etmiş hâlidir. Medeniyetlerin ufku ve kimliği hayatın merkezinde bulunan bu şehirler üzerinde ortaya çıkar. Bu yönüyle şehir; alelade bir yapı, lalettayin bir topluluk ve oluşum değildir. Onda olup biten her şey bir düzene tâbi ve bir gayeye matuftur. Bu nedenle onu sadece ekonomi, ticaret, endüstri merkezi ya da sanat, edebiyat, tarih ve kültür havzası olarak görmek yanlış olur. Şehir, bütün bunları da içine alan insicamlı daha büyük bir oluşum, estetize olmuş daha büyük bir mimari, millî ve manevi yapıdır.

Şehirler özgün yapılardır, kendilerine has bir kimlik ve kişilik taşırlar. Her medeniyetin kendine ait bir şehir kuramı ve yapısı vardır. Mesela Batı'nın şehir kimliğiyle Doğu'nun şehir kimliği aynı değildir. Çünkü dünyaları, gayeleri, vasıtaları farklıdır. İslam medeniyetinde şehirlerin kalbi cami ve mescitler iken Hristiyan medeniyetlerinde genellikle kilise ve katedrallerdir. Her şeyden önce İslam toplumlarında şehirler fazilet/erdem, iyilik, güzellik gibi dinî ve ahlaki değerler üzerine inşa edilir. Bunların da temelinde “tevhit” düşüncesi vardır. Merhum Turgut Cansever'in ifadesiyle “Şehir; sosyal, ekonomik, sanat, mimari ve diğer unsurların ‘tevhit’ esasına göre şekillendirilmesidir.”. Buna göre şehir kültüründe farklılıklar, renklilikler muhafaza edilmek kaydıyla “iyi, güzel, doğru ve faziletli yol”da “bir ve beraber olmak” ve aynı istikamette yol almak erdemli olmanın temel şartıdır.
Erdemli şehirlerin vasfı olduğu gibi orada yaşayanların da vasıfları vardır. Yöneticilerin ve yönetilenlerin erdem, ahlak, adalet, iyilik, tevazu gibi üstün nitelikleri taşımaları şarttır; bununla birlikte insanların da fıtratı/ tabiatı bozan fitne, fesat, kin, kibir, yalan, hile, zina, zulüm gibi her türlü gayriahlaki huy ve davranışlardan uzak durmaları gerekir. Zira insanın özelliği şehrin ruhuna siner. Öyle ki şehir, büyük bir insana dönüşür. Zamanla havası, suyu, dokusu insanına benzediği gibi insanı da kendisine benzer. Bu etkileşim hayat boyu devam eder.

Erdemli şehirlerde yönetici ile yönetilen arasında ortak nokta ahlaki umdelerdir. Sınıfsal ayrım ve ekonomik çatışma olmaz bu şehirlerde. Yasama, yürütme ve yargı zengine veya güçlüye göre değil, insana ve haklıya göredir. Yöneten de yönetilen de şeffaflık içerisinde adilce muamele görür. Hiçbir makam, mevkii ve mesleğin diğerlerine üstünlüğü yoktur. Her şeyde ölçü kendine, topluma, tabiata ve Yaradan'a karşı sorumlulukların bilincinde olmak ve bunun gereklerini yapmaktır. Malumunuz, İslam medeniyetinde buna kısaca “takva” denir.

Ne var ki günümüzde şehirler ihya ve inşa etmekten çok uzak bir görünüm içindeler. İnsan ve şehir biteviye birbirini tahrip edip durmakta. Şehirler ölüm, yıkım, huzursuzluk, haksızlık ve türlü erdemsizliklerin yuvası konumunda. Ne yönetenler adil ve faziletli ne de yönetilenler. Sorunlar her zamankinden çok daha çetin ve karmaşık. Sorunlar çok boyutlu. Bu nedenle yeni bir anlayış, yeni bir bakış, yeni bir siyaset, yeniden bir silkiniş ve diriliş elzem gözüküyor. İşe de insandan başlamak lazım. İnsan inşa olmadan şehirler inşa ve ihya olamaz.

***

M. Beşir Eryarsoy, Kâzım Sağlam, Mehmet Cemal Çiftçigüzeli, Bekir Sağlam, Şakir Diclehan, Asım Öz, Yusuf Yalanız, Hayrettin Orhanoğlu, Mustafa Uçurum, Ali Bal, D. Ali Taşçı, Muhammed Salih İzgöer, Ahmet Berat Asaf, İbrahim Türkan, Yunus Emre Tozal, İsmail Canbulat, Murat Acar, Ahmet Güney, A. İbrahim Savaş, Hanifi Vural, Sadettin Yıldız, Ebru Yayman bu sayıda katkı sunan kıymetli isimler. Hepsine teşekkür ediyoruz.

Selam ve dua ile…

Medeniyet Düşünce ve Kültür Bülteni'ni indirmek için tıklayınız.

medeniyet bulteni 54.sayı 2

tefsir dersi 2020

Yazanlarımız