I Toplumsal ve küresel kargaşa, kaos, savaş, sömürü, adaletsizlik, ekonomik ve sosyal dengesizlikler, baskılar, zulümler... Dünyamızı sarmış durumda. Bunların müsebbipleri ve mağdurları, bozguncu başı Trump ve onun yavrusu Netanyahu başta olmak...

Kıymetli Okuyucular,
Yürüyüşümüze devam ediyoruz. Yolculuklar dostluğu ve dertleşmeyi de beraberinde getirdiğinden her sayımızı bir dostluk nişanesi, her sayfamızı da samimi bir dertleşme meclisi kabul edebiliriz.
Bu yolculukta kutlu kervanımıza katılan nice yazar ve adını bilmediğimiz, yüzünü görmediğimiz nice okur dostlarımızla her sayı büyüye büyüye geniş sohbet halkaları kurduk; bizi, sizi, ümmeti, herkesi gündemlerimize alıp sayfalarca dertleştik ve sorunlarımıza hâl çareleri bulmaya çalıştık. Bulduk mu bilemeyiz ama aradığımız kesin.
Medeniyet olarak kalbimiz bugüne kadar hep ümmetle ve insanlığın ortak sorunlarıyla çarptı, bundan şüphemiz yok; yürekler toplu vurdukça üstesinden gelemeyeceğimiz bir sorun ve yenemeyeceğimiz bir güçlük de yok, bundan da en ufak bir şüphemiz yok zira inandığımız değerler, teslim olduğumuz din, mensubu bulunduğumuz medeniyet bizlerde böyle bir inanç ve umudu doğurmaktadır. Bazılarına çok afaki gelebilir ama büyük bir kararlılıkla diyoruz ki bugün yaşanan psikolojik, sosyolojik, politik ve ekonomik krizlerin en temelinde yatan asıl sebep, inançlarımızla kurduğumuz/kuramadığımız bağdır. Karakterlerdeki bozulmalar, düşüncelerdeki çalkantılar, istikametteki sapmalar, söylem ve eylemlerdeki hayal kırıklıkları hep bu bağla ilgilidir.
İslâm dünyası son kırk elli yıldır o kadar çok imtihanla karşı karşıya kaldı ki bunu anlatabilmek gerçekten güç. Gerek iç gerek dış etmenlerden kaynaklanan sosyal ve siyasi imtihanlar İslâm dünyasını o kadar derinden sarstı ki sonunda Müslümanlar bazen düştü bazen ayakta kaldı ama kazançlı çıkan hep emperyalist Batı oldu. Daha doğrusu bu, zahiren böyle görünüyor, hakikatini Hak bilir. Yenilgiler toplamda büyüyen zaferlere dönüşür mü bilinmez. Yoksa dönüşüyor da bizler mi göremiyoruz ya da kendimizi mi avutuyoruz? Her şey bir tarafa, bizler polyannacılık ahlakından uzak insanlarız çünkü kendimize ait bir değerler manzumemiz var. Umut da bizimdir, mutluluk da çünkü imanımız var. Onun içindir ki geleceğin sadece bizlerin olacağına inanırız. Düşülen çukurlar, alınamayan virajlar anlık ve dönemlik aksaklıklardır, yürünen uzun yol hesaba katıldığında bu aksaklıklar hiçbir anlam ifade etmez büyük insanlık tarihinde. Biz her şeyi gördük, duyduk ve öğrendik; tecrübelerimiz bizi abad edecek kadar zengin. Hâlimiz o meşhur filmdeki şu repliğe benziyor:
- Neden gözlerin kapalı yürüyorsun?
- Bütün yolları ezberledim.
- Ama düşebilirsin!
- Bütün düşüşleri de ezberledim.
Zaruri Bir Açıklama
Medeniyet, ilkeleri olan bir yayın organıdır. Bu sebeple İslâmi değerlerini her sayıda titizlikle ortaya koymayı imani bir sorumluluk kabul eder. İslâm'a, Müslümanlara, vatana, millete, ilkelere zarar verecek; İslâm düşmanlarını sevindirecek hiçbir düşünce ve eyleme hoşgörüyle bakmaz. Bu topraklarda fitne fesat tohumu ekmeye çalışan, ekini ve nesli bozan, bölücü emperyalistlerin ekmeğine yağ süren fikrî, siyasi ve ahlaki anlayışların tümünü reddeder. Medeniyet, hayata Kur’ân ve sünnet penceresinden baktığından sevgi ve nefretini, dost ve düşmanını, vefa ve sadakatini de hep bu iki esasa göre belirler. Onun tarafı her zaman Müslümanların ve ümmetin tarafıdır.
Bu hassasiyetler gözetilerek Medeniyet Yayın Kurulunca aldığımız karar gereği Dr. Şakir Diclehan'ın inançlarımızla öteden beri husumeti bulunan siyasi bir düşüncenin toplantısında yaptığı konuşma sebebiyle yazılarına sayfalarımızda yer vermeyeceğimizi kamuoyuyla paylaşır; söz konusu yazarla dün olduğu gibi bugün de ilkesel, düşünsel ve organik hiçbir bağımızın bulunmadığını beyan ederiz.
Bu vesileyle Cenab-ı Allah'tan kalplerimizi eğriltmemesini, ayaklarımızı sıratımüstakim üzere eylemesini ve bütün Müslümanlara basiret, feraset ve şahsiyet lütfetmesini dileriz.
Mümince yaşayıp mümince yaşlananlara ve son nefesini de mümince verenlere ne mutlu.
Medeniyet Yayın Kurulu
Medeniyet Düşünce ve Kültür Bülteni'nin 60. sayısını indirmek için tıklayınız.