I Toplumsal ve küresel kargaşa, kaos, savaş, sömürü, adaletsizlik, ekonomik ve sosyal dengesizlikler, baskılar, zulümler... Dünyamızı sarmış durumda. Bunların müsebbipleri ve mağdurları, bozguncu başı Trump ve onun yavrusu Netanyahu başta olmak...

İmzalandığı 11.05.2011 tarihinden ve yürürlüğe girdiği 01.08.2014 tarihinden bugüne Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun hedeflenen aileyi korumak ve kadın haklarını iyileştirip güçlendirmeye odaklı amaca hizmet etmemiştir.
Sözleşme içeriğindeki birçok tanımlama ve muğlak ifadeler üzerinden küresel LGBT lobilerinin ve bunlarla eşgüdümlü finans ve teknoloji şirketlerinin ülkemiz üzerinde düşünce ve ifade özgürlüğünü baskılayıcı, aile ve toplum değerlerimizi yozlaştırıcı politik bir baskı aracı olarak kullanılmıştır. Karar alıcılar ve uygulayıcılar tarafından işletilen sözleşme, önü alınamaz bir yozlaşmanın ve yaşanan toplumsal travmaların sebebi olarak tüm tepkilere rağmen orta yerde durmakta idi.
Sözleşmenin bir oldu bitti ile yürürlüğe girdiği günden itibaren belli kesimlerin abartılı olarak girdiği beklentilerin aksine görece bir katkısı olmamış, herhangi bir katma değer de oluşturmamıştır. Aksine zamanla “toplumsal cinsiyet” ve “cinsel yönelimler” gibi kavramlar üzerinden ülkemizin toplum ve aile değerlerine uygun olmayan eylem ve söylemler gelişmiştir.
Toplumsal yapısı itibari ile aile değerleri ve kadına yönelik şiddet karşıtlığı konusunda güçlü bir duruşa sahip olan Türkiye, LGBT ideolojisinin tahakkümüne ve lobilerinin baskısına mahkum edilmiştir.
Pratik gerçeklik ortaya koymuştur ki; sözleşmeye onay veren ülkelerde beklenilenin aksine insan haklan ihlali, kadına yönelik şiddet, aile içi şiddet, kadın ölümleri ve cinsel taciz vakalarında gözle görülür ve verilere dayalı artış yaşanmıştır. Yakınlarımızın zararına dahi olsa, zengin veya fakirde olsa adaleti ayakta tutmakla emr olunmuş gerçekliğinden hareketle, milli-manevi değerlerimizi anayasal güvence altına alan, şiddete karşı sıfır tolerans politikası kapsamında atılacak doğru adımların yanında olacağız.
Biz aşağıda imzası bulunan sivil kuruluşlar (İSTANBUL PLATFORMU) olarak 19 Mart 2021 tarihinde Cumhurbaşkanı Karan ile feshedilmesini önemsiyor ve toplumun geleceği açısından atılmış doğru bir adım olarak görüyoruz. İstanbul Sözleşmesi‘nden çekilme kararının alınmasına etki eden, bugüne kadar tepki gösteren her çalışmayı anlamlı bulduk, tarafımızı her platformda belli ettik. Söz konusu kararı alan irade makamına ve emeği geçen tüm emektarlara şükranlarımızı sunarız. Bununla birlikte inanç, gelenek, örf ve ananelerimize uygun olarak aile kurumunun güçlendirilmesine, kadınların ve erkeklerin haklarını iyileştirmek, mağduriyetleri gidermek ve yasal güvence altına almak için atılacak her olumlu adımı destekleyeceğimizi vurgulamak isteriz. Tüm toplum kesimlerim de bu konu hakkında duyarlı olmaya davet ediyoruz.
MEDENİYET VAKFI - AKDAV - İSTİKAMET VAKFI - UMRAN HAREKETİ - İHH İNSANİ YARDIM VAKFI - İNSAN VE MEDENİYET HAREKETİ / 20.03.2021
