• GÖREVLENDİRMEDE TEMEL ÖLÇÜLER

      İnsanların dünya hayatlarını idame ettirebilmeleri başkalarının katkılarına bağlı olduğu bilinen bir gerçektir. Bu durum aynı zamanda zorunluluk ifade eder. Çünkü toplumsal bir hayat içerisinde sadece insanların değil, bütün canlıların hayatlarını devam...

DUYURULAR

ERGENLİK SENDROMLARI

ergenlik sendromları ve baş etme yöntemleri

Ergenlik Nedir?

Ergenlik, çocukların fiziksel olarak büyüdüğü, cinsiyete özgü özelliklerin oluşmaya başladığı ve üreme fonksiyonlarının kazanılmasıyla tamamlanan, çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemidir.

Genel olarak kızlar için 10-11, erkekler için 11-12 yaşlarında ilk bulguların başlaması beklenir. Dünya Sağlık Örgütü 10-19 yaş grubunu “ergenlik dönemi'', 15-24 yaş arasını ise “gençlik dönemi” olarak adlandırmıştır. Ergenlik, çocuklarda genel özellikler şeklinde görülebileceği gibi, bireysel farklılıktan kaynaklanan özel özellikler şeklinde de görülebilir.

Ergenlik Zor Bir Bilmecedir

Bu dönemin genel gelişim özelliklerinin iyi bilinmesi daha sağlıklı kişiliğe sahip, topluma daha uyumlu bireylerin yetişmesi açısından son derece önemlidir. Ergenler bu dönemde fiziksel, ruhsal ve sosyal olmak üzere birçok değişim yaşamaktadır. Bu dönemde ergenleri anlamak anne, baba ve öğretmenleri için çözülmesi zor bir bilmece gibidir. Esas olarak ergenlerde ben kimim, anne babam beni seviyor mu, arkadaşlarımın yanında değerim nedir, gibi sorgulayıcı sorularla kendilerini ve hayatı anlamaya çalışırlar. Ergenlerin yaşadığı sorunların temelinde daha çok beyin gelişim fonksiyonlarının etkileri yatmaktadır. Beyin gelişiminin 12 yaşında tamamlandığı düşünülüyordu, ancak son yıllarda yapılan araştırmalar beyin gelişiminin 25 yaşına kadar devam ettiğini göstermektedir.

Beyin aşama aşama gelişir. Bu gelişim arka beyinden ön beyine doğru gerçekleşmektedir. Beynin en son şekillenen kısmı ön beyin olarak bilinen prefrontal kortekstir. Prefrontal korteksin görevi davranış ve düşüncelerimizi düzenlemek, dürtülerimizi kontrol etmek ve doğru kararlar almamızı sağlamaktır. Dolayısıyla ergenlerde henüz prefrontal korteks bölgesi gelişim aşamasında olduğu için düşünmeden hareket etme, riskli davranışlar sergileme, ebeveynlere uyum sağlayamama gibi davranışlar daha sık görülmektedir. Buna bağlı olarak ebeveynlerin ergenlerden beklediği sorumluluklarını zamanında yapmanın bir parçası olan “Ödevimi zamanında yapıp arkadaşlarımla buluşmaya giderim.” gibi mantıklı ve ona fayda sağlayan davranışları öncelemeyi akledemezler.

Ergen beynindeki biyolojik değişimler, duygusal ifadeleri yanlış yorumlamaya ve ortada bir şey yokken kızgınlık ve düşmanlık duygularına kapılmaya neden olabilmektedir. Harvard Üniversitesi nörologlarından Deborah Yurgelun-Todd, yaptığı araştırmalarda ergenlerin, beyindeki duygulardan sorumlu amigdala bölgesini yetişkinlere oranla daha sık kullanmalarından kaynaklandığı bilgisine ulaşmıştır. Beyindeki dürtüleri ve duyguları kontrol eden bölgenin henüz gelişmemiş olması özellikle arkadaş grupları içindeki ergenlerin normalden daha fazla risk almalarına neden olmaktadır. Ergeni risk almaya iten hormonların salgılanmasıyla düşünme becerisinin gelişmesi arasında daha uzun yılların geçmesi gerekmektedir.

Denetimli Serbestlik

Bu dönemde ebeveynlerin ergenleri kendi başına bırakmayıp “denetimli serbestlik” yoluyla kontrol altında bulundurmaları, onlara hayat tecrübelerini aktarmaları ve onların gelişimlerine yardımcı olmaları gerekmektedir. Aksi takdirde araba kullanmayı bilmeyen bir aceminin deneme yanılma yoluyla araba kullanmaya çalışması veya sürücülüğü öğrenmeye kalkışması nasıl her an bir kaza riskini doğurursa ergenin hayat yolculuğunda yalnız ve kontrolsüz bırakılması da öylece bir kaza riskini doğurur. Ergen beyninin çalışma sistemi, aşağıdaki resimde de görüldüğü gibi, ebeveynin beklenti içindeki sorumluluk alanları olan ders çalışma, denge koordinasyonu, ödevleri (sorumlulukları) hatırlama oldukça küçük yer kaplarken zevk, isyan, bedeniyle, görünüşüyle ilgilenme, karşı cinse ilgi duyma daha büyük yer kaplamaktadır. Bu durumu göz önünde bulundurarak ebeveynlerin ergenlerden beklentilerini ölçülü tutmaları, çocuklarıyla daha doğru iletişim kurmalarını sağlayacaktır.

Ergenlerin kanında önceleri çok düşük olan bazı hormonların ergenlik döneminde hızlı artış göstermesi davranışsal uyum problemlerine ve ergenlerin de kendine yabancılaşmasına neden olmaktadır. Bu nedenle ergenlerin kendini yeniden keşfetme adına bedeniyle çok uğraştığı, günün çoğunu ayna karşısında geçirdiği, kiminin kaşını, gözünü, burnunu beğenmediği için içine kapandığı, kiminin de bu küçük yaşta estetik ameliyatlara yöneldiği görülmektedir. Ergen daima kendini yaşından büyük zanneder. Beş duyuyla hareket ettiği için empatisi düşüktür; ailenin yaptığı fedakârlıkları göremez, ailenin onun faydası için belirlediği kuralları özgürlüğünün kısıtlanması, yaşamına müdahale olarak algılar. Ergenlere anlayışlı davranmak onları aileye yaklaştırırken, ergenle inatlaşmak onları dışa yöneltir, kötü arkadaş ortamına itebilir ve kötü alışkanlıklar edinmelerine neden olabilir. Bazı aileler ergenin bu değişimine anlam verememekte ve bu duruma uyum sağlamakta zorlanmaktadır. Ancak ne kadar uyum sağlanırsa ergen bu değişim dönemini o kadar daha kolay atlatacaktır.1

Prof. Dr. Tanju Sürmeli; ergen beyni gelişim dönemindeyken beynin üst kısmında, bireyin mantıklı düşünmesini sağlayan nöronlarda hızlı artış, kopmalar ve incelmeler olduğunu, bu gelişim döneminde ergene verilen sorumlulukların, uyması beklenen kuralların beyin gelişimini desteklediğini ancak her isteği yapılan ve anne babanın tutarsız davrandığı ergenlerin beyin gelişiminde ise gecikmeler hatta aksamalar olduğunu belirtmiştir. Yine çoğu talepleri yerine getirilen ergenin beyninin haza alıştığını, giderek artan yüksek dopaminle morfin etkisi yapmış gibi beyni uyuşturarak gelişimini olumsuz etkilediğini, buna bağlı olarak uyuşuk, üşengeç gençlerin yetiştiğini vurgulamaktadır.

Bu bilimsel açıklamaya dayanarak yapılan değerlendirmede ebeveynlerin, çocuklarının asi davranışlarında ve anne baba taleplerine duyarsız olmalarında etkilerinin olduğu söylenebilir. Ebeveynlerin, ergenin beyin gelişimindeki değişimleri dikkate alarak sergilediği destekleyici tutumlar ve manevi değerleri içselleştirerek doğru rol model olmaları ergenin olumlu yönde gelişmesini sağlayabilir.

Ergenlere Manevi Değerin Verilmesi

Ergenlik dönemi iradeye hâkim olmanın en zor dönemidir. Böyle olması münasebetiyle çok özel donanımlar gerekmektedir. Yaşanan problem ne kadar büyükse o oranda ciddi hazırlık yapmak gerekmektedir. Ergenlik dönemindeki bu hazırlık hem karşılaşılacak sorunlarla baş etmek hem de hayata hazırlık için gereklidir. Bugünün çocukları yarının yetişkinleridir. Ebeveynlerin ergenlerin gelişimsel süreçlerini tanıyarak, onları anlayarak bilinçli yaklaşmaları, manevi değerleri zamanında vermeleri, seslerini onlara daha rahat duyurmalarını, onların eğitim ve öğretimleri üzerinde daha etkili olmalarını sağlayacaktır. Özellikle çocuklarına sorumluluk verirken, kendileri de manevi değerleri içselleştirip belli varoluş gayesiyle yaratılan insanın başıboş olmadığını, belli sorumluluklarının olduğunu tutarlı eylemleriyle göstermelerinin sözlerden çok daha etkili olduğu unutulmamalıdır. Ergenlere sürekli nasihat etmekten ziyade güçlü rol modellerden örnekler vererek samimi muhabbetler daha faydalı olacaktır.

Peygamberimizin Gençlere Verdiği Değer

Peygamberimiz gençlere çok önem verirdi. 17 yaşındaki Usame'ye güvenip orduyu kendisine teslim etmesi, 26 yaşındaki Muaz'a kadılık görevi vermesi, 17 yaşındaki Zübeyr b. Avvam'ı “Zübeyr benim havarimdir.” diyerek onurlandırması, 15 yaşlarında Müslüman olan Talha ve Zübeyr'i “Cennette benim komşularımdır.” diyerek henüz o yaşlarda cennetle müjdelemesi, 17 yaşında Müslüman olmuş Ebu Ubeyde bin Cerrah için “Bu ümmetin emini Ebu Ubeyde bin Cerrah'tır.” demesi, 12 yaşında olan Hz. Ali'ye ilminden dolayı “İlmin kapısıdır.”, cesaretinden dolayı da “Allah'ın aslanıdır.” demesi daha o küçük yaşta ergenleri yüreklendirerek geleceğin cengâverlerinin yetişmesinde üslubun, gençlere güvenin, gençlere yüklenen sorumluluk ile söylem ve eylem tutarlılığının müthiş örneğidir. Gençlere nasıl muamele edilmesinin yanı sıra beklentiler yönünde desteklenen gençlerin tarihsel süreçte gösterdikler kahramanlıkları hepimiz peygamberimizin örnek hayatından öğrenmekteyiz.

Ailede anne babanın birbiriyle iletişim biçimi, tutum ve davranışları çocuğun kişiliğinin şekillenmesinde önemli bir yapı taşıdır. Toplumda gençler arasında her geçen gün artan saygısızlık, umursamazlık, şiddet gibi davranışların özellikle ebeveynlerin kendilerini çözümün bir parçası olarak görüp değerler öğretimi üzerinde daha fazla durmaları gerektiğini göstermektedir. Değerlerin kazandırılması sürecinde bunu bir görev bilip, bilgi aktarım kanalları çok çeşitli şekilde ele alınarak çocukla diyalog hâlinde aktarımların yanı sıra çocukların yaş, ilgi, algı ve güncel trendler doğrultusunda evde, ev dışında özel zaman ayırarak, çocuğun dikkatini çekecek programlarla eğitim verilmelidir. Aktarılmak istenen değerlerin duygu, düşünce ve davranış olarak net bir tanımlamasının olması gerekir. Değerler eğitiminin aktarım metotları örnek olayları, hikâyeleri, filmleri izlemek, incelemek ve üzerinde konuşmanın yanı sıra ilgili değerin gerektirdiği davranışın bizzat yapılmasıdır. Peygamberimiz ebeveynlere: “Hiçbir ebeveyn çocuğuna güzel ahlâktan daha iyi bir ikramda bulunamaz.” (İbn Mace, “Edep”, 3/ Tirmizi, “Birr”, 33) buyurmaktadır. Böylece Efendimiz ebeveynlerin çocuklarına manevi değerler kazandırmaları konusundaki sorumluluklarını hatırlatmaktadır.

Peygamberimizin Gençlere Beş Tavsiyesi

1) “Delikanlı! Sana bazı sözler öğreteceğim: Allah'ın hakkını koru ki Allah seni korusun. Allah'ın hakkını gözet ki onu hep yanında bulasın. Bir şeyin olmasını istediğinde Allah'tan yardım dile. Şunu bilmelisin ki, bütün toplum (varlık âlemi) bir konuda senin yararına bir şey yapmak için bir araya gelse ancak Allah yazmışsa sana destek verebilirler. Yine bütün toplum sana zarar vermek için bir araya gelse ancak Allah yazmışsa sana zarar verebilir. Zira kalemler kaldırılmış, sayfalar kurumuştur.” (Tirmizi, “Sıfatü'l-kıyame”, 59)

2) “Allah (c.c.) yaşından ötürü bir ihtiyara saygı gösteren gence yaşlılığında kendisine hizmet edecek kimseler lütfeder.” (Tirmizi, “Birr”, 75)

3) “Kişi arkadaşının dini ve ahlâkı üzeredir. Öyle ise sizden biriniz kiminle arkadaşlık kurduğuna iyi baksın.” (Tirmizi, “Zühd”, 45; Ebu Davut, “Edep”, 16)

4) “Huşu duyan gençler, (namaz kılarak) rükû eden yaşlılar, emzikli bebekler ve otlayan hayvanlar olmasaydı mutlaka başınıza azap yağardı.” (Ebu Ya'la, Müsned, 11/287)

5) “İnsanlar içinde yüce Allah'ın en sevdiği kimse kötülükleri terk edip iyiliklere yönelen gençtir.” (Ebu Davut, “Salât”, 26)

Ebeveynlerin bu hadisler doğrultusunda çocuklarını eğitmesi, ümitsizliğe kapılmadan topluma ve insanlığa faydalı nesiller yetiştirmesi gerekmektedir. İnsanlığın, tabiatın, hayatın ve mevcudatın ihya ve inşa olması bu tür hayırlı nesillerle mümkündür. İki cihan saadeti de ancak böyle elde edilebilir. Unutulmamalıdır ki yüce yaratıcının emir ve nehiyleri doğrultusunda yetişen gençler, sadece anne babaları için değil, akraba ve toplumları için de cennet vesilesi olacaktır.

Eminegül YILDIRIMLI / Psk. Uzm./Aile Danışmanı

tefsir dersi 2020

ilka kayit 2020 sinav

Yazanlarımız