• TOPLUMSAL VE KÜRESEL KARGAŞA VE ÇÖZÜM YOLLARI

      I Toplumsal ve küresel kargaşa, kaos, savaş, sömürü, adaletsizlik, ekonomik ve sosyal dengesizlikler, baskılar, zulümler... Dünyamızı sarmış durumda. Bunların müsebbipleri ve mağdurları, bozguncu başı Trump ve onun yavrusu Netanyahu başta olmak...

DUYURULAR

BİNBİR GECE MASALLARINDA YAYGIN UNSURLAR

binbirgece masallari

Doğu edebiyatı içinde Binbir Gece Masallarının oldukça ayrıcalıklı bir yeri vardır. Birbirinden ilginç hikâyelerin yer alması ve zengin bir hayal gücünün ürünü olmasının yanı sıra Doğu hikâye ve masal türü edebiyatının karakteristik özelliklerini ihtiva etmektedir. Doğu kıssa ve masal geleneğinin, Batı'daki roman ya da drama geleneğinden önemli farklılıklar içerdiği araştırmacılarca sıklıkla tekrarlanan bir husustur. Hiç şüphesiz bu farklılığın her iki dünyanın inanç ve değerler manzumesi bakımından farklılık taşımasından ileri geldiğini görmek zor değildir. Bu yazıda Doğu hikâye ve kıssa edebiyatının belli karakteristik özelliklerinden ve elbette Doğu, diğer bir deyişle Müslüman dünyanın inanç ve değerler manzumelerinden hareketle Binbir Gece Masallarında öne çıkan belirli hususlara temas etmeye çalışacağız. Bu temaslarda Batı drama geleneğine de atıflarda bulunarak Binbir Gece Masallarında temas etmeye çalıştığımız hususları daha belirgin kılmaya gayret edeceğiz.

1. İsyan Olgusuna Rastlanılmaz

İslâm inancında vazgeçilmez bir kabul olarak her şeyin Allah'ın kudretinde ve iradesinde bulunduğu düsturu yer almaktadır. Bu düstur kişinin başına gelen olaylarda kadere ya da Tanrı'ya başkaldırma veya isyan etme tutumunun önüne geçmektedir. Batı'daki Yunan tragedyalarında ise kişinin kaderine ya da tanrının iradesine karşı çıkarak bir mücadeleye girmesi ve bu mücadelenin sonunda kaderine yenilerek korkunç bir trajedi yaşaması söz konusudur. Binbir Gece Masallarında hiçbir kahraman kendi kaderlerini kendi eline almaya çalışmaz ya da yazgısına meydan okumayı düşünmez. Böyle bir mücadelenin ya da çatışmanın içine girmeyişleri Binbir Gece Masallarında Batı'da olduğu gibi dramatik bir serüven yaşamasının önüne geçer.

2. Saygı ve İtaat Yan Yanadır

İslâm inancında saygının en büyüğü Allah'a layıktır. Aynı zamanda sevginin de en büyüğü onun içindir. Bu durum Müslüman toplumun nezdinde saygının hem bir sevgi hem de çekinilen bir korkuyu ve buna bağlı olarak itaati ihtiva etmesini sağlamıştır. Binbir Gece Masallarındaki kahramanlar için de saygının ifadesi itaattir. Sultanına, şehzadesine ya da efendisine karşı sevgi ve saygı duyan kişi bu sevgi ve saygısını onun buyruklarına karşı büyük bir itaat örneği sergileyerek gösterir. Hikâyelerde itaat göstermeyenin gerekli saygıyı göstermediği kabul edilir.

3. Mübalağa Vazgeçilmezdir

İslâm estetiğinde güzelliğin “mutlak güzel” anlayışı üzerinde yoğunlaştığı ve mutlak güzelliğin sadece Allah'a ait olduğu kabul edilir. Bu durum güzelleştirilmek istenen herhangi bir nesnenin zaman ve mekân kayıtlarından soyutlanarak mutlaklaştırılması, diğer bir deyişle mücerrede yönelişi ortaya çıkarmıştır. Binbir Gece Masallarında insanın ya da toplumun herhangi bir zaman ya da mekândaki hâlinin resmedilmesinden uzak durulmuş, insan ve toplum belli bir zaman ya da mekâna has özellikleri ile değil mutlak anlamdaki özellikleri ile ifade edilmeye çalışılmıştır. Bu da mübalağanın kullanılmasına zemin hazırlamıştır. Bu durumun da kaçınılmaz neticesi güzel bir kişinin ya da nesnenin çok güzel lafızlarla övülmesi, kötü bir şeyin de oldukça ağır bir şekilde yerilmesi olmuştur.

4. Hikâyelerde Eklektik Bir Yapı Bulunur

Gerek mesnevilerde gerekse masallarda hikâyelerin alt hikâyelere ayrıldığı görülmektedir. Kahramanlardan birisi masal içinde masal anlatmaya başlayabilir, o masaldaki kişilerden birisi de başka bir masal anlatmaya başlayabilir. Bu şekilde iç içe geçen bir anlatım tercih edilir. Ya da masalın anlatılması bir kenara konularak uzun hikmetli sözlerle veya şiirlerle hikâye akışı bölünür. Batı'daki dramatik hikâyelerde olayların ardı ardına sıralanışı ve hikâyedeki akıcılık ön planda iken Binbir Gece Masallarında bundan kaçınılır. Hikâyelerin akıcılığının okuyucunun o hikâyeye inanmasını kolaylaştırdığı, ancak neticede bu hikâyenin uydurulan bir söz olduğu göz önüne alınırsa Binbir Gece Masallarında ve genel olarak Doğu hikâyelerinde olay akışının bilerek kesildiği ve hikâyeye inanılmasının özellikle önüne geçildiği düşünülebilir. Söz konusu bu tutum kıssa ile uydurulmuş olaylara değil de dikkat çekilmek istenen hisseye odaklanılması isteği ile örtüşmektedir.

5. Eşyanın İnsan Üzerinde Bir Etkisi Yoktur

Batı oyun ve hikâye yazarları karakterlerini genellikle çevrelerinin bir ürünü olarak kabul eder. Kişinin geçmişte yaşadıkları, ailesi, çevresi vb. unsurlar onun şimdiki hareketlerini belirler. Ancak doğu hikâyelerinde ve özellikle Binbir Gece Masallarında mekân, toplumsal faktörler vb. hususların insanın karakteri ve eylemleri üzerinde belirleyici bir etkisi bulunmaz. Diğer bir deyişle insan hiçbir zaman toplumsal zeminin getirdiği şartlar karşısında edilgen değildir. Kişiyi mutluluğa ya da felakete götüren kendi kararlarıdır. Masallarda çevrenin insan iradesini kıracak kadar güç sahibi olmasına izin verilmez.

6. İsimler Temsilîdir

Binbir Gece Masallarındaki hikâyelerde kahramanların isimleri genellikle temsilî olarak seçilir. Özel isimlere de rastlanır ancak bunlar kendi başına biricik olan bir karakterin ismi olarak değil, genellikle bu kahramanın taşıdığı özellikleri taşıyan herkesi bir özelliği olarak tespit edilir. İnsanın belirli bir zaman ya da mekândaki insan değil, genel olarak insan olarak ele alınmasının bir neticesi olan bu tutum, evrensel hisselerin verildiği hikâyelerle biçimsel açıdan uyumluluk arz eder.

7. Derin Tasvirlerden Kaçınılır

Binbir Gece Masallarındaki kahramanın zaman ve mekân kayıtlarından soyutlanarak ele alınışı, bu iki unsurun onun üzerindeki etkileri tahlil etmeyi de gereksiz kılmaktadır. Masallarda kişilerin ruh hâllerinin derin tahlilleri ya da tasvirlerinden kaçınılır. Genellikle kahramanlar şiddetli duygu iniş çıkışları yaşamazlar. Yaşadıklarında da bu durum okuyucuya da aynı duygu iniş-çıkışını yaşatacak biçimde ifade edilmez. Derin insan tahlillerinin hikâyeyi daha inanılır kıldığı ve doğu kıssacılarının yukarıda ifade edildiği gibi bunu kırmak istemeleri böyle bir anlatım tarzından uzak durmalarına zemin hazırlamıştır.

8. Olaylar Sathîdir

Binbir Gece Masallarında Batı drama geleneğinin benzeri bir şekilde olay çokluğu ya da detayları bulunmaz. Olaylar sadece olmuş olmaları yönü ile kısa ve ana hatları ile ifade edilir. Dedikodu'dan uzak kalınmaya çalışılan bir toplumda hikâye yazarlarının hikâyeyi taşıdığı ayrıntılar sebebi ile değil bizzat olayın bütünün taşıdığı mana dolayısıyla anlatmaları birbiri ile örtüşür.

9. Her Şey Açıklanmaz

Kahramanlar arasındaki belli sırlar hikâyede akıcılığı sağladığı gibi, ilgili sır açıklandığında okuyucunun da belli bir haz yaşamasını sağlamaktadır. Batı drama geleneğinde yaygın olarak kullanılan bu durum Binbir Gece Masallarında bulunmamaktadır. Çoğu zaman kahramanlar arasındaki sırlar sır olarak kalır ve okuyucuya ifade edilmeden hikâye sona erer. Bu yönüyle Binbir Gece Masalları bütün sırları öğrenip rahatlayan ya da kahramanların özel sırlarına vakıf olmanın hazzını yaşayan okur tipini muhatap almaz.

10. Zamanda Sıçramalar Olmaz

Binbir Gece Masallarındaki olaylar genelde hikâyenin başlaması ile başlar. Kahramanla tanıştığımız ilk anın öncesinde kahramana dair yaşanan bir şeyler yoktur. Veya hikâyenin başladığı günün öncesine dair ait anlatılacak bir şey bulunmaz. Tıpkı mekânsal faktörler gibi zamanın ya da geçmişin insanın eylemleri üzerinde belirleyici bir etkisinin bulunmamasına dikkat edilir. Ayrıca hikâye boyunca zamansal bir boşluk yoktur. Şayet birkaç ay veya belli bir süre sonrası anlatılacaksa bu sürenin nasıl geçirildiğine ilişkin bir bilgi mutlaka verilir.

***

Yukarıda temas etmeye çalıştığımız özelliklerin her biri aynı masal ya da hikâyede birlikte bulunmayabilir. Ayrıca Binbir Gece Masallarında bu özelliklerin belirli oranlarda tersini gözlemleyebileceğimiz hikâyelere de rastlamamız mümkündür. Ancak tespit edebildiğimiz kadarıyla bu hususlar Doğu hikâye ve masallarının karakteristik diyebileceğimiz özelliklerindendir. Bu özellikler bir toplumun dünya, evren ve tanrı algısından doğan özelliklerdir. Yapmış olduğumuz bu kısa inceleme, yeni bir medeniyetin şafağında bulunan aynı toplumun fertleri olarak, Binbir Gece Masallarındaki ve genel olarak Doğu hikâyelerindeki zaman, mekân ve insan algısından birçok hususu devşirebileceğimizi göstermektedir.

Kâşif Bedai

 

Binbir Gece Masallarında Yaygın Unsurlar

 

Doğu edebiyatı içinde Binbir Gece Masallarının oldukça ayrıcalıklı bir yeri vardır. Birbirinden ilginç hikâyelerin yer alması ve zengin bir hayal gücünün ürünü olmasının yanı sıra Doğu hikâye ve masal türü edebiyatının karakteristik özelliklerini ihtiva etmektedir. Doğu kıssa ve masal geleneğinin, Batı'daki roman ya da drama geleneğinden önemli farklılıklar içerdiği araştırmacılarca sıklıkla tekrarlanan bir husustur. Hiç şüphesiz bu farklılığın her iki dünyanın inanç ve değerler manzumesi bakımından farklılık taşımasından ileri geldiğini görmek zor değildir. Bu yazıda Doğu hikâye ve kıssa edebiyatının belli karakteristik özelliklerinden ve elbette Doğu, diğer bir deyişle Müslüman dünyanın inanç ve değerler manzumelerinden hareketle Binbir Gece Masallarında öne çıkan belirli hususlara temas etmeye çalışacağız. Bu temaslarda Batı drama geleneğine de atıflarda bulunarak Binbir Gece Masallarında temas etmeye çalıştığımız hususları daha belirgin kılmaya gayret edeceğiz.

 

1. İsyan Olgusuna Rastlanılmaz

İslâm inancında vazgeçilmez bir kabul olarak her şeyin Allah'ın kudretinde ve iradesinde bulunduğu düsturu yer almaktadır. Bu düstur kişinin başına gelen olaylarda kadere ya da Tanrı'ya başkaldırma veya isyan etme tutumunun önüne geçmektedir. Batı'daki Yunan tragedyalarında ise kişinin kaderine ya da tanrının iradesine karşı çıkarak bir mücadeleye girmesi ve bu mücadelenin sonunda kaderine yenilerek korkunç bir trajedi yaşaması söz konusudur. Binbir Gece Masallarında hiçbir kahraman kendi kaderlerini kendi eline almaya çalışmaz ya da yazgısına meydan okumayı düşünmez. Böyle bir mücadelenin ya da çatışmanın içine girmeyişleri Binbir Gece Masallarında Batı'da olduğu gibi dramatik bir serüven yaşamasının önüne geçer.

 

2. Saygı ve İtaat Yan Yanadır

İslâm inancında saygının en büyüğü Allah'a layıktır. Aynı zamanda sevginin de en büyüğü onun içindir. Bu durum Müslüman toplumun nezdinde saygının hem bir sevgi hem de çekinilen bir korkuyu ve buna bağlı olarak itaati ihtiva etmesini sağlamıştır. Binbir Gece Masallarındaki kahramanlar için de saygının ifadesi itaattir. Sultanına, şehzadesine ya da efendisine karşı sevgi ve saygı duyan kişi bu sevgi ve saygısını onun buyruklarına karşı büyük bir itaat örneği sergileyerek gösterir. Hikâyelerde itaat göstermeyenin gerekli saygıyı göstermediği kabul edilir.

 

3. Mübalağa Vazgeçilmezdir

İslâm estetiğinde güzelliğin “mutlak güzel” anlayışı üzerinde yoğunlaştığı ve mutlak güzelliğin sadece Allah'a ait olduğu kabul edilir. Bu durum güzelleştirilmek istenen herhangi bir nesnenin zaman ve mekân kayıtlarından soyutlanarak mutlaklaştırılması, diğer bir deyişle mücerrede yönelişi ortaya çıkarmıştır. Binbir Gece Masallarında insanın ya da toplumun herhangi bir zaman ya da mekândaki hâlinin resmedilmesinden uzak durulmuş, insan ve toplum belli bir zaman ya da mekâna has özellikleri ile değil mutlak anlamdaki özellikleri ile ifade edilmeye çalışılmıştır. Bu da mübalağanın kullanılmasına zemin hazırlamıştır. Bu durumun da kaçınılmaz neticesi güzel bir kişinin ya da nesnenin çok güzel lafızlarla övülmesi, kötü bir şeyin de oldukça ağır bir şekilde yerilmesi olmuştur.

 

4. Hikâyelerde Eklektik Bir Yapı Bulunur

Gerek mesnevilerde gerekse masallarda hikâyelerin alt hikâyelere ayrıldığı görülmektedir. Kahramanlardan birisi masal içinde masal anlatmaya başlayabilir, o masaldaki kişilerden birisi de başka bir masal anlatmaya başlayabilir. Bu şekilde iç içe geçen bir anlatım tercih edilir. Ya da masalın anlatılması bir kenara konularak uzun hikmetli sözlerle veya şiirlerle hikâye akışı bölünür. Batı'daki dramatik hikâyelerde olayların ardı ardına sıralanışı ve hikâyedeki akıcılık ön planda iken Binbir Gece Masallarında bundan kaçınılır. Hikâyelerin akıcılığının okuyucunun o hikâyeye inanmasını kolaylaştırdığı, ancak neticede bu hikâyenin uydurulan bir söz olduğu göz önüne alınırsa Binbir Gece Masallarında ve genel olarak Doğu hikâyelerinde olay akışının bilerek kesildiği ve hikâyeye inanılmasının özellikle önüne geçildiği düşünülebilir. Söz konusu bu tutum kıssa ile uydurulmuş olaylara değil de dikkat çekilmek istenen hisseye odaklanılması isteği ile örtüşmektedir.

 

5. Eşyanın İnsan Üzerinde Bir Etkisi Yoktur

Batı oyun ve hikâye yazarları karakterlerini genellikle çevrelerinin bir ürünü olarak kabul eder. Kişinin geçmişte yaşadıkları, ailesi, çevresi vb. unsurlar onun şimdiki hareketlerini belirler. Ancak doğu hikâyelerinde ve özellikle Binbir Gece Masallarında mekân, toplumsal faktörler vb. hususların insanın karakteri ve eylemleri üzerinde belirleyici bir etkisi bulunmaz. Diğer bir deyişle insan hiçbir zaman toplumsal zeminin getirdiği şartlar karşısında edilgen değildir. Kişiyi mutluluğa ya da felakete götüren kendi kararlarıdır. Masallarda çevrenin insan iradesini kıracak kadar güç sahibi olmasına izin verilmez.

 

6. İsimler Temsilîdir

Binbir Gece Masallarındaki hikâyelerde kahramanların isimleri genellikle temsilî olarak seçilir. Özel isimlere de rastlanır ancak bunlar kendi başına biricik olan bir karakterin ismi olarak değil, genellikle bu kahramanın taşıdığı özellikleri taşıyan herkesi bir özelliği olarak tespit edilir. İnsanın belirli bir zaman ya da mekândaki insan değil, genel olarak insan olarak ele alınmasının bir neticesi olan bu tutum, evrensel hisselerin verildiği hikâyelerle biçimsel açıdan uyumluluk arz eder.

 

7. Derin Tasvirlerden Kaçınılır

Binbir Gece Masallarındaki kahramanın zaman ve mekân kayıtlarından soyutlanarak ele alınışı, bu iki unsurun onun üzerindeki etkileri tahlil etmeyi de gereksiz kılmaktadır. Masallarda kişilerin ruh hâllerinin derin tahlilleri ya da tasvirlerinden kaçınılır. Genellikle kahramanlar şiddetli duygu iniş çıkışları yaşamazlar. Yaşadıklarında da bu durum okuyucuya da aynı duygu iniş-çıkışını yaşatacak biçimde ifade edilmez. Derin insan tahlillerinin hikâyeyi daha inanılır kıldığı ve doğu kıssacılarının yukarıda ifade edildiği gibi bunu kırmak istemeleri böyle bir anlatım tarzından uzak durmalarına zemin hazırlamıştır.

 

8. Olaylar Sathîdir

Binbir Gece Masallarında Batı drama geleneğinin benzeri bir şekilde olay çokluğu ya da detayları bulunmaz. Olaylar sadece olmuş olmaları yönü ile kısa ve ana hatları ile ifade edilir. Dedikodu'dan uzak kalınmaya çalışılan bir toplumda hikâye yazarlarının hikâyeyi taşıdığı ayrıntılar sebebi ile değil bizzat olayın bütünün taşıdığı mana dolayısıyla anlatmaları birbiri ile örtüşür.

 

9. Her Şey Açıklanmaz

Kahramanlar arasındaki belli sırlar hikâyede akıcılığı sağladığı gibi, ilgili sır açıklandığında okuyucunun da belli bir haz yaşamasını sağlamaktadır. Batı drama geleneğinde yaygın olarak kullanılan bu durum Binbir Gece Masallarında bulunmamaktadır. Çoğu zaman kahramanlar arasındaki sırlar sır olarak kalır ve okuyucuya ifade edilmeden hikâye sona erer. Bu yönüyle Binbir Gece Masalları bütün sırları öğrenip rahatlayan ya da kahramanların özel sırlarına vakıf olmanın hazzını yaşayan okur tipini muhatap almaz.

 

10. Zamanda Sıçramalar Olmaz

Binbir Gece Masallarındaki olaylar genelde hikâyenin başlaması ile başlar. Kahramanla tanıştığımız ilk anın öncesinde kahramana dair yaşanan bir şeyler yoktur. Veya hikâyenin başladığı günün öncesine dair ait anlatılacak bir şey bulunmaz. Tıpkı mekânsal faktörler gibi zamanın ya da geçmişin insanın eylemleri üzerinde belirleyici bir etkisinin bulunmamasına dikkat edilir. Ayrıca hikâye boyunca zamansal bir boşluk yoktur. Şayet birkaç ay veya belli bir süre sonrası anlatılacaksa bu sürenin nasıl geçirildiğine ilişkin bir bilgi mutlaka verilir.

 

***

 

Yukarıda temas etmeye çalıştığımız özelliklerin her biri aynı masal ya da hikâyede birlikte bulunmayabilir. Ayrıca Binbir Gece Masallarında bu özelliklerin belirli oranlarda tersini gözlemleyebileceğimiz hikâyelere de rastlamamız mümkündür. Ancak tespit edebildiğimiz kadarıyla bu hususlar Doğu hikâye ve masallarının karakteristik diyebileceğimiz özelliklerindendir. Bu özellikler bir toplumun dünya, evren ve tanrı algısından doğan özelliklerdir. Yapmış olduğumuz bu kısa inceleme, yeni bir medeniyetin şafağında bulunan aynı toplumun fertleri olarak, Binbir Gece Masallarındaki ve genel olarak Doğu hikâyelerindeki zaman, mekân ve insan algısından birçok hususu devşirebileceğimizi göstermektedir.

tefsir dersi 2020

whatsapp takip edin

Yazanlarımız