EŞLER VE ÇOCUKLAR ARASI İLETİŞİM

esler ve cocuklar arasi iletisim

Modern yaşam, toplumun en önemli unsuru olan aileyi hedef almış ve onu içinden çıkılmaz bir kaosun içerisine sürüklemiştir. Gün geçtikçe İslami değerlerin yitirildiği bu asırda, aile gibi toplumun en önemli müessesinin geri dönüşü olmayan bir sona doğru yol aldığını üzülerek ifade etmek durumundayız.

Ahlaki yozlaşma, aile kurumunu paramparça etmekte ve toplumun temelini giderek çürütmektedir. Korkarım ki bu dejenerasyonun önü alınmazsa tüm insanlık için büyük bir felaket olacaktır. Bu kötü gidişata dur demek için; Kur’an’ın öğretilerine ve Peygamberin sünnetine tüm samimiyetimizle sarılmamız gerekiyor. Hani bir söz vardır: Hayat mumdan bir gemiyle ateşten bir denizi geçmeye benzer. Sermayesi günden güne eriyen insan, yaşam yolculuğunda en sağlam yol arkadaşı olan ailesini ihmal eder ve çürümüşlükten koruyamazsa, kaçınılmaz olarak kaybedenlerden olacaktır. İşte tam olarak bu nedenle İslam’ın kurtuluş reçetelerine uymak durumundayız.

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerimde; “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda sevgi, merhamet var etmesi de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” (Rum, 21) buyurmaktadır.

Bu ayet-i kerimenin ışığında eşlerin yaratılma amacını ve eşler arasında iletişimin nasıl sağlıklı olacağına dair bilgiler elde edebiliyoruz. İnsanın kendi türünden yaratılan eşinin fıtratına uygun biçimde yaşadığında huzur vesilesi olabileceğini anlayabiliyoruz. Huzur bulmak için elbette insanoğlunun çift yönlü hayatının; madde ve manasının dengeli olarak devam ettirebilmesi gerekiyor.

Yine biliyoruz ki hayat çok zorlu ve türlü türlü sıkıntılarla dolu bir yolculuktur. Bu yolculukta yol arkadaşlarımız ve huzur kaynağımız da ancak eşlerimiz ve çocuklarımızdır. Bunu içindir ki dünya hayatının Yüce Allah’ın rızasına uygun olarak yaşanabilmesi, bireyin bu zorlu yolculukta ailesine güvenmesi olmazsa olmaz bir kural haline gelmektedir. Kısacası huzur İslam dinine uygun yaşamaktadır. İslam da hayatın her alanına müdahale ettiğinden sağlıklı bir aile ve sağlıklı bir aile içi iletişim içinde dinin çizdiği sınırlara riayet etmek gerekiyor.

Kutsal kitabımız Kur’an, dinimizi, Hz. Peygamberden öğrenmemizi istiyor. İnsanlık için en güzel örnek olan Rasûlullah (sav) aile hayatıyla da bizim için eşsiz bir örnektir. Rasûlullah (sav)’in aile hayatındaki davranışları, hadisleri bizim için huzurlu bir aile ortamının oluşması için en güzel tavsiyelerdir. Rasûlullah (sav) : “Sizin en hayırlınınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben ise aileme karşı sizin en hayırlı olanınızım” buyurmuştur. (İbni- Mace)

Hadisten de anlaşıldığı gibi, insanların en hayırlısı olan Allah’ın Peygamberi, ailesine karşı en hayırlı olduğunu ifade etmektedir.

Yine başka bir hadiste Rasûlullah (sav) “…Eşleriniz ya sizin cennetinizdir, ya da cehenneminizdir..” buyurmuşlardır. Yani dünya hayatında eşler ve çocuklar ya bizi cennete ulaştıracak birer vesile ya da cehenneme sürükleyecek birer vesile olabilir. Başka bir hadiste te “…Hepiniz çobansınız ve mahiyetinizdekilerden sorumlusunuz..” diye buyuran Rasûlullah (sav) bizlere ailenin ne kadar önemli olduğunu bildirmektedir. Ayrıca bireyin sorumluluk altında bulundurduğu eşi ve çocuğunun dünya ve ahiret hayatının inşasında sorumlu olduğu bilince uygun hareket edilmesi gerektiğini anlıyoruz. Mahiyetimizde bulunan eşimizin ve çocuğumuzun, iman, ibadet, ahlak, eğitim, sağlık vb. tüm konularda dinin emrine uygun inşasından birinci dereceden sorumluyuz. Bunun da gerçekleşebilmesi için bireyin doğru yöntemlerle, İslam’a uygun çaba sarf etmesi gerekmektedir…

Aile içerisinde sağlıklı bir iletişimin sürdürülebilmesi için yapılan araştırmalar ve hazırlanan kitaplarda yüzlerce ilke sıralanmış ve yöntemler belirlenmiştir. Bu çalışmaların çoğu toplumdan topluma, kültürden kültüre değişebilecek ilkeler olduğundan, tüm insanları kapsayabilecek nitelikte olan evrensel ilkeleri Kur’an’ın ve sünnetin ışığında genel başlıklarla özetlemek daha doğru olacaktır.

Günlük yaşamda daha huzurlu, daha sağlıklı bir aile içi iletişimin sürdürülebilmesi için genel ve işe yarar doğru pratik ilkeleri şu şekilde sıralayabiliriz.

EŞLER VE ÇOCUKLAR ARASI SAĞLIKLI BİR İLETİŞİM NASIL OLMALIDIR?

- Aile içerisinde sağlıklı bir iletişim için sevgi dilinin etkin olması gerekir.

Yüce Rabbimiz Rum suresinde buyurduğu gibi, aramızda sevgi duygusunu yaratarak kullarına merhamet göstermiştir. Aslında sevginin dünya hayatını anlamlı ve değerli kılan en önemli etken olduğunu hepimiz biliyoruz. Eğer varlıklar arasında sevgi olmasaydı hayatımızda tam bir cehenneme dönüşecekti. Bu nedenle dünyadaki her şey sevginin yönlendirmesiyle anlam ve değer kazanır. En büyük sevgi de Yüce Allah’a duyulan sevgi olmalıdır. Kısacası sevginin olmadığı her şeyde boşluk ve yararsızlık meydana gelecektir…

- Aile içerisinde sevgi dilinin hâkim olması neden önemlidir?

Sorusunun cevabını Kur’an’dan ve sünnetten öğreniyoruz. Kur’an’da Rabbimiz; “De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan, Peygamberinden ve O’nun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah, fasık topluluğu doğru yola erdirmez.” (Tevbe, 4)

Ayette bir sevgi sıralaması yapmış, en çok ve en öncelikli sevilmesi gerekenlerden bahsetmiştir. Yani önce Allah sevgisinin, sonra Peygamber sevgisinin, sonra da dini hâkim kılmak için cihad sevgisin geldiğini öğreniyoruz. Bundan sonrada sevgi sırasının aileye geldiğini söyleyebiliriz…

Hz. Peygamberin hayatına baktığımızda sevginin büyük bir öneme sahip olduğunu görebiliriz. Rasûlullah (sav) sahabesine Allah için sevmenin ne kadar önemli olduğunu birçok örnekle görebiliyoruz. Bunlara birkaç örnek verelim.

- Hz. Peygamber sahabeye birbirlerini sevdiklerini açıkça söylemeleri gerektiğini tavsiye ederdi.

Bir defasında sahabenin biri Rasûlullah’a yanında bir kimseyi Allah için sevdiğini söylemiştir. Rasûlullah: “Bunu kardeşine söyledin mi? … “Git kardeşine söyle” diye buyurmuştur. Hadiseden de anlaşıldığı gibi Peygamberimiz( sav) bir kimseye duyulan sevginin gizlenmeden, sevilene açıkça söylenmesi gerektiğini ifade etmiştir.

- Arşın gölgesinde gölgelenecek yedi sınıf insan…

Rasûlullah (sav) bir hadisinde: “…Mahşer gününde insanlar ve güneş arasında hiçbir örtünün olmayacağı dehşetli günde arşın gölgesinde bulunacak yedi sınıf insandan birinin de …Yalnızca Allah için birbirlerini sevenler” olduğunu ifade etmişlerdir.

- Rasûlullah (sav) eşlerine sevdiğini söylerdi.

İnsanlık için en güzel örnek olan Peygamber, eşlerine sevdiğini sık sık söylerdi. Birçok siyer kaynağında bunu açıkça görebiliyoruz. Bir defasında Hz. Aişe annemiz 12 kadının hikâyesini anlatmış ve Rasûlullah (sav) hikâyeyi dinledikten sonra Aişe annemize kendisini sevdiğini ve onu boşamayacağını söyleyerek, kalbini ferahlatmıştır…

- Rasûlullah (sav) çocukları sevmenin, ilgilenmenin, merhamet göstermenin gerekliliğinden bahsetmesi.

Hz. Peygamber Mekke ve Medine sokaklarında gezinirken çocuklarla selamlaşır, onlarla zaman zaman ilgilenir ve oynardı. Siyer kaynaklarında Neccar oğullarının kızlarıyla oynadığına dair bilgiler vardır. Onların ellerinden tutar ve çocukların oyunlarına katılırdı. Çocuklara şefkat ve merhametle yaklaşır, onları öper ve okşardı. Bir defasında on çocuğu olan ama hiçbir çocuğunu öpmemiş olan bir sahabeyi uyarmış O’na: “Allah kalbinden merhameti almışsa ben ne yapayım” başka bir rivayette “Merhamet etmeyene, merhamet edilmez” şeklinde buyurmuşlardır.

- Eşleri ve çocukları samimiyetle dinlemek.

İlk insanın varlık sahnesine çıkışından bu yana, iletişimde en önemli ilkelerden biri dinlemek/dinlenilmektir. Tüm canlılar ilgiye, sevgiye ihtiyaç duyar. İlginin insan için ne kadar elzem olduğunu hepimiz biliyoruz.

İnsanlık tarihinde sosyolojik ve psikolojik araştırmalarının tamamında insanın iletişim kurma noktasında, diğer canlılardan çok üstün yeteneklere sahip olduğu sonucuna varılmıştır. İnsan sürekli iletişim halinde olan bir varlıktır. Yaratılış gayesi kulluk olan insan, iletişim sayesinde varlık kazanan bir canlıdır. Yüce Rabbimizin insanları birbirleriyle tanışması ve anlaşması için farklı topluluklar halinde yarattığını Kur’an’ın satır aralarından öğreniyoruz.

İnsanlar tüm varlıkla iletişim kurarak, anlam kazanan bir canlıdır. Varlıkla sağlıklı bir iletişim kuramayan insan, karmaşanın, kargaşanın, kaosun, anlamsızlığın, ahlaksızlığın içerisine hapsolacaktır. Günümüzde insanların yaşadığı iletişim problemlerinin en başında dinlenilmemek yatıyor. Bugün aynı çatı altında yaşayan, ancak birbirlerini dinlemeyen, anlamayan anne-baba ve çocuk sadece aile kavramına zarar vermemektedir. Aslında tüm toplumu temelden yok edecek bir durumla karşı karşıyayız. Aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri, sağlıklı bir iletişim kuramadıkları için, aile içi şiddet, bunalım, arkası gelmeyen kavgalar, huzursuzluk, aldatmalar, boşanmalar… Kısacası ahlaki yozlaşma düşündüğümüzden çok daha tehlikeli boyutlara vardı. Eşlerin birbirlerini dinlemiyor olması, aradaki sevginin, saygının tükenmesine neden olmaktadır.

Yapılan bilimsel araştırmaların analiz sonuçlarına göre aldatmalarının, boşanmaların, şiddetli geçimsizliğin temelinde küçük ancak bir o kadar önemli olan nedenlerin olduğu ortaya çıkmıştır. Kocasının kendisini dinlemediği bir kadın duygularını ve düşüncelerini iletebileceği farklı şeylere yönelmeye başlayacaktır. İnternetin, sosyal medyanın insanları karşı konulmaz cazibesiyle aldattığı, sanal dünyanın tuzaklarına düşürecektir.

Bugün kocası tarafından dinlenilmeyen kadın, sanal dünyada kendini ifade edebileceği, duygularının sesine kulak verildiğini zannederek günahın çıkmazına sürüklenmektedir. Elbette tehlike sadece sanal dünyada değil, reel dünyada da oldukça sinsi biçimde tuzaklar içermektedir.

Bu sorun sadece bayanlar için değil, erkekler ve çocuklar içinde böyledir. Eşi tarafından yeterince dinlenilmeyen, sevildiğini hissetmeyen koca ve çocuklar da günahın çağrısına davet edilmekte, ahlaksızlık tuzağına çekilmektedir… Özet olarak dinlenilmek, insanlar için önemli bir ihtiyaçtır. İnsanlar için bir var olma biçimidir. Dinlenilmek insan için olmazsa olmazdır.

Peki, İslam bu konuda bize ne söyler?

Öncelikli olarak Kur’an’ın insanı muhatap alması, insanların tüm sıkıntılarına çözüm üretmesi, iletişimde insanın Yüce Rahman tarafında dinlenildiğini ve muhatap alındığının bir kanıtı olarak karşımıza çıkar. Kur’an’da birçok surede ve ayette insanın düşünmesi, akıl etmesi ve öğüt almasından bahsettiğini görüyoruz. Kur’an’ın parça parça nazil olması da Yüce Allah’ın rahmetiyle lütfetmesi sonucunda meydana gelmiş ve bunun hikmetli yönlerinden biri olarak da insanların sorunlarına, sıkıntılarına cevap verilmiştir. Yani şöyle diyebiliriz: Yüce Allah, kullarının sorunlarını dinlemiş [zaten biliyordu, bize örnek olsun diye sorunları peyderpey gündeme getirmiş] ve onlara vahiyle cevap vermiştir…

- Hz.Peygamber iyi bir dinleyiciydi.

Aslında tüm peygamberler iyi bir dinleyiciydi. Tebliğ vazifeni yürütürken, muhatap olduğu tüm insanların her türlü sıkıntılarını dinler ve çözüm üretirlerdi. İnsanların kalplerini, onları içtenlikle dinleyerek, kazanırlardı. Çünkü dinlenilmek, değer gördüğünün işaretiydi ve insanlar, tarih boyunca kendisine değer verenlerin takipçisi olmuşlardır.

Rasûlullah (sav) insanların kalplerini fetheden bir insan sarrafıydı. Kur’an’ın ifadesiyle en güzel ahlak üzere olan Peygamber, nübüvvetten önce de insanlar tarafından sevilen, saygı gören ve değer verilen bir kimseydi. Bu güzel ahlaki özelliklerinden biri de muhataplarına değer verdiğini hissettirmesiydi. Öyle ki; insanlarla konuşurken ve onları dinlerken, onların gözlerinin içine bakar, tüm bedeniyle onu dikkatle dinlerdi. Kendisine seslenildiğinde sadece boynu çevirerek bakmaz, tüm bedeniyle o yöne dönerdi. İnsanların sözleri, ne kadar basit, saçma da olsa onların sözlerini kesmez ve bitirmelerini beklerdi. Hiç kimseyi iyice dinlemeden hakkında bir şey söylemez, bir karara varmazdı.

Çoğu zaman mescitte, sahabesinin sorunlarını dinlerdi. Hata bazen onların rüyalarını sorar ve anlatmalarını isterdi. Çoğu akşam eşlerini, eşlerinden sırası gelen eşinin odasında toplar onlarla tatlı tatlı sohbet ederdi. Nitekim kaynaklarda Hz. Muhammed’in (sav) bu güzel davranışlarına çokça rastlıyoruz. Aslında Hz. Peygamber tüm muhataplarına karşı böyle bir tutum sergilerdi. Kadın, erkek, çocuk ayırt etmeksizin onları içtenlikle dinlerdi. Çünkü insanı dinlemenin insanı kazanmakta önemli bir yöntem olduğunu bilirdi.

Aile içi sağlıklı bir iletişimde olmazsa olmaz, bir unsur olarak dinlemeyi öğrenmek zorundayız. Modern hayatın, dünyevileşmenin bir sonucu olarak insanların bencilleştiği, egosantrik bir kişiliğe büründüğü bu çağda, samimiyetle dinleme becerisini kazanmak durumundayız. Aksi takdirde eşlerimiz, çocuklarımız ellerimizden kayıp gidecek ve günah bataklığına sürükleneceklerdir.

İnanın dinlemek çok önemli bir konudur. Öyle ki, psikoloji uzmanlarının çoğu kendine başvuran psikolojik hastalarını, sadece dinleyerek tedavi etmişlerdir. (Psikiyatristlerin meslek sırlarından). Bugün davetçi olan tüm Müslümanların iyi birer dinleyici olması gerekiyor. İnsanlarının sevgisini kazanmak, onları dinlemekle mümkündür.

Yapılan bazı araştırmalarda kadınların günlük ortalama 20 bin, erkeklerin 7 bin kelime konuştukları sonucuna varmışlardır. Bu da kadınların daha çok dinlenilmeye ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.

Bu bölümle alakalı özetle şunları vurgulamak istiyorum; Eşinizi ve çocuklarınızı içtenlikle dinleyin. Onlara zaman ayırın. Onlara ne kadar değerli olduğunu hissettirin. Onları sevdiğinizi açıkça belirtin. Eğer siz onları dinlemez, sevginizi açıkça yansıtamazsanız şeytanın hizmetkârı olmuş kötü ve ahlaksız insanların çirkin arzularına alet olacaktır.

- Eşiniz ve çocuğunuzla sağlıklı bir iletişim için konuşun…

Ailenizle sağlıklı iletişim kurmanın önemli yollarından biri de konuşmak. Yüce Allah(cc), insana işitme ve konuşma yeteneği bahşetmiştir. Konuşmak, bilgi sahibi olmanın ve öğrenmenin bir yoludur. Rabbimiz, kutsal kitabımız Kur’an aracılığıyla bizimle konuşmuş ve bizleri muhatap almıştır. Böylece Kur’an; bir açıdan insanı inşa ederken, aynı zamanda insanı diğer varlıklardan üstün bir konum olan eşrefi mahlûkat mertebesine yükseltmiştir. Özetle konuşma yeteneği insana lütfedilmiş eşsiz yeteneklerden biridir…

İnsanın, doğru ve faydalı bilgi alabilmesinin yolu, ilim sahibi olanlarla konuşma eylemini gerçekleştirmesine bağlıdır. İnsanlar konuşarak iletişim kuran bir canlıdır. İnsanın hayatını sürdürebilmesi, konuşma yeteneğini kullanmasıyla doğrudan ilişkilidir. Müfessirler Kur’an’ın bir nevi nasihatler ve öğütler kitabı olduğunu belirtmişlerdir. Bu konuda Hz. Peygamber; “Din nasihattir” buyurmuşlardır. Dinin insan hayatının tüm yönlerini şekillendiren evrensel öğretilerini kavrayabilmek adına ilim sahipleriyle iletişim kurmak, konuşma yetisinin doğru kullanılmasıyla alakalıdır. “Din nasihattir” hadisinin ışığında sahabiler birbirleriyle nasihatleşmeyi bir ilke edinmişleri. Ashab-ı ikram çoğu zaman bu ilkeyi hayatlarında uygulayarak, karşılıklı bilgi alış verişinin önemini bize öğretmişlerdir…

Aile ile sağlıklı bir iletişimin sürdürülebilmesi için gerekli davranışlardan biride konuşmaktır. Ailenizle sürekli konuşun. Eşinize zaman ayırarak konuşun. Çocuklarınıza zaman ayırarak konuşun. Onlarla konuşma fiilini tüm içtenliğinizle, onları ihmal etmeksizin yapmalıyız. Onlara İslam’ın emirlerini, öğretilerini öğretmeliyiz. Hatta konuşmanın özel zamanı olmaz, demeyelim ve bazı özel zamanlar belirleyip, onlarla önemli konuları konuşalım. Sahabenin yaptığı gibi nasihatleşelim. Onları dinleyelim. Onların ahlaki gelişimi, kişilik gelişimi, psikolojik gelişimi, eğitim, sağlık vb. dünya ve ahiret hayatının saadeti için onlarla samimiyle konuşalım.

Konuşmak da yeme-içme kadar önemli psikolojik bir ihtiyaçtır… Şunu aklımızdan hiç çıkarmayalım ki, samimi, içten ve doğru bilgilerin içerisinde yer aldığı bir konuşma eylemi ailenizin ve sizin hayatınızı şekillendirecektir.

- Eşiniz ve çocuğunuzla kaliteli vakit geçirin, onlarla oynayın…

Allah Rasulu (sav) eşlerine vakit ayırırdı. Çocuklara vakit ayırırdı. Onlarla sohbet eder, onları dinlerdi. Onlarla oynar, onları ferahlatır, onları mutlu ederdi. Bizim için eşsiz bir örnek olan, Hz. Peygamber, onların kalplerini kazanırdı. Hz. Aişe (ranha) annemizin rivayetiyle; Peygamberimizle koşu yarışması yapmış ve onu yarışmada geçmişti. Aradan bir süre geçtikten sonra Hz. Peygamber, Aişe annemizi koşu yarışmasına davet etmiş, yarışmışlar ve Rasûlullah bu defa yarışı kazanmıştı. Aişe annemize de “Bu önceki yarışmanın rövanşı” demiştir. Yine biliyoruz ki; Rasulullah (sav) torunları, Hasan ve Hüseyin ile oynardı. Onları sırtına bindirdi. Hatta öyle ki; hutbe verdiği esnada mescide gelen torunu yere düşünce, hutbeyi kesmiş ve onu kucaklamış, onu teskin ettikten sonra hutbesine devam etmiştir… Hz. Peygamberin hayatının her karesi bizim için çok değerli örneklerle doludur. İşte aile de olması gereken önemli bir ilke de gerek eşimize, gerek çocuğumuza zaman ayırmalı, onlarla ölçü dahilinde eğleneceğimiz, mutlu olabileceğimiz etkinlikler planlamak olmalıdır.

- Eşiniz ve çocuğunuzla aynı düşüncelerde buluşun, aynı duygularda ağlayın, aynı duygularda gülümseyin…

Aynı fikirleri paylaşanlar değil, aynı duyguları hissedenler aralarında güçlü bir bağ kurabilirler. Hani bir söz vardır ya; “İnsanların fikirleri, düşünceleri, inançları, duyguları, acıları, üzüntüleri, sevinçleri farklı olabilir ancak hepsinin gözyaşlarının rengi aynıdır.” diye. Gerçekten de ortak paydada bulaşabilenler, birlikte güçlü bir iletişim sağlayabilir. Ailedeki tüm fertlerin sağlıklı bir iletişim kurabilmeleri için beraber ağlamayı, beraber gülmeyi, beraber sevinmeyi öğrenmeleri gerekiyor. Bununla ilgili bir örnek olarak Hz. Ömer (ra)‘ın tavrını verebiliriz. Bir defasında Hz. Ömer(ra) Allah Rasulünü görmeye gitmiş ve O’nu Hz. Ebubekir ile birlikte ağlarken bulmuştu. Bu duruma şaşıran Hz. Ömer, duygulanmış ve onlarla bir şey sormadan, onlarla beraber ağlamıştır. Yani sebebi ne olursa olsun, onlarla beraber ağlayarak, aralarındaki muhabbetin, sevginin, inanç kardeşliğinin gereğini yerine getirmişti. Ashab-ı kiramın Peygamberden öğrendikleri, kardeşlik ruhu bunu gerektiriyordu. Onlar birbirlerini Allah rızası için öyle severlerdi ki, bunu açıkça birbirlerine söylemekten çekinmezlerdi.

Birbirlerinin dertlerini dinler, başlarına gelen sıkıntılarını gidermek için ellerinden gelen her çabayı ortaya koyarlardı. Birlikte ağlar, birlikte sevinir, birlikte gülerlerdi. Ailedeki bireylerde tıpkı Peygamberin Kur’an okulunda yetişen sahabe-i kiram gibi olmalıdır… Küçük bir tebessümün gideremeyeceği hiçbir sıkıntı yoktur. Allah’ın (c.c) Peygamberi, tebessüm etmeyi eksik etmezdi. Öyle ki O’nun gülümsemesini görenler adeta mutluluktan uçardı. Hatta öyle ki sahabenin biri bir defasında Hz. Peygamberi gülümserken gördüğünde: “Vallahi daha önce böyle parlak ve güzel bir yüz görmemiştim” demiştir. Ailenizle iletişim kurarken mutlaka tebessümü yüzünüzden eksik etmeyin…

- Eşinize ve çocuklarınıza hediye alın…

Peygamberimiz (sav),“Aranızda (birbirinizle) selamlaşın, hediyeleşin...” buyurarak, kalplerdeki muhabbetin artmasına yardımcı olabilecek tavsiyelerde bulunmuşlardır. İnsanların gönül dünyasına açılan kapılardan birinin anahtarı da hediyeleşmektir. Hediye, tüm insanları mutlu edebilecek bir güce sahiptir. Ailede sağlıklı bir iletişim için onlarla hediyeleşin. Şimdi bir dakika düşünün… En son ne zaman eşinize bir hediye aldınız? En son ne zaman çocuğunuza bir hediye aldınız? Bu soruyu ciddiyetle düşünmenizi tavsiye ederim. Eminim bazılarımız şöyle düşüneceklerdir. Hım. Ya zaten onların bütün ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Ne isterlerse, almaya çalışıyoruz. Yemiyoruz, yediriyoruz. İçmiyoruz, içiriyoruz. Giymiyoruz, giydiriyoruz. Ee daha ne olsun? Maalesef bu düşündüğümüz şey, hediyeleşmenin kişiler arasında meydana getirebileceği bir etkiye sahip değil. Hediyeleşmeyi mutlaka deneyin. Çünkü bu Rasûlullah (sav)’in tavsiyedir. Hatta aranızda kırgınlık bulunan insanların, kalbini kazanmanın en etkili yollarından biri olduğunu fark edeceksinizdir.

- Eşiniz ve çocuğunuzla birlikte hayır için çalışın…

Nitekim Kur’an’da iyiliği emreden ve kötülükten alıkoyan bir toplum olunması gerektiği emrediliyor. Yine Kur’an’da cennetin nimetleri için hayırda yarışılması tavsiye ediliyor. Hayırda yarışmak, iyilik yapmak, dinimizin hedef olarak gösterdiği, emrettiği bir görevdir. Bu konuda Hz. Peygamber, ashabına hayırda yarışmayı önemli bir ibadet olarak öğretmiştir. Onlara bu uğurda mücadele etmenin, çaba sarf etmenin Müslüman olmanın gerekliliklerinden biri olduğunu kavratmıştır. Bundan ötürü de tüm ashab-ı ikram hayatlarını bu ilke doğrultusunda sürdürmüşlerdir.

Tüm bunlardan yola çıkarak, İslam’ın ilkelerine uygun bir ailenin de bu hedef doğrultusunda oluşturulması gerekmektedir. İslami bir ailede sağlıklı ve doğru iletişimin yöntemlerinden biri de aynı hedef için (Yüce Allah’ın Rızası) gayret etmeleri olacaktır. Yani iyiliği emreden, kötülükten alıkoyan, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye eden, hayırda birlikte yarışan, çalışan bir aile olabilmektir.

- Eşiniz ve çocuğunuzla seyahat edin…

Yapılan araştırmalarda, eşlerden uzun süre ayrı kalmak, eşler arası birlikteliğe zarar vermektedir. Kısa süreli ayrılıklar ise, eşler arasındaki sevgiyi arttırmaktaymış. Ancak eşler ve çocukların birlikte seyahat etmeleri, ailede çok güçlü bağların oluşmasına neden olmaktaymış. Hayatın monoton, sıkıcı ve tekdüzeliğinden uzaklaşmak, ailenin iç huzurunun sağlamlaştırmak adına birlikte seyahat etmek faydalı bir yöntem olarak, kabul edilmiştir.

Yüce kitabımız Kur’an’da önceki toplumların yaşadıklarından ibret alınması için seyahat edilmesi tavsiye edilmiştir. Yine bir hadiste de “Seyahat edin, sıhhat bulun” denilmiştir. Seyahat etmenin, insanın psikolojik sağlığı için yarar sağladığını biliyoruz. Tüm tavsiyelerin ışığında ailecek seyahat etmenin, aile birlikteliğine önemli katkısı olabileceğini söyleyebiliriz.

- Eşiniz için süslenmek, güzel kıyafetler giyinmek.

İbni Abbas (ra): Eşimin benim için süslenmesinden hoşlandığım gibi, ben de onun için süsleniyorum, demiştir. Hz. Ömer’in halifeliği dönemde bir kadın eşinden boşanmak talebiyle Hz. Ömer’e başvurur. Ömer (ra) kadının kocasını çağırtır. Bu istek üzerine gelen adamı kapıda gören halife, adamın pejmürde halinden rahatsızlık duyar. Çünkü adamın saçı sakalı dağınık, üstü başı yırtık kıyafetler içerisinde gelmiştir. Halife yanındakilere; bu adamı götürüp, temiz kıyafetler giydirilmesini, saçının sakalının düzeltilip, taranmasını söyler. Adamın kıyafetleri değiştirilip, saçı sakalı düzeltilmiş bir vaziyette getirilince, adamın ne kadar yakışıklı olduğu ortaya çıkar. Halife Ömer, adamı kadının yanına çağırır ve kadına bu adamdan niçin boşanmak istediğini sorar. Kadın utancından dikkatlice bakmadığı için yanındaki adamı önce tanıyamaz ve yanındakilerin uyarısı üzerine yanındaki adama bakar ve kocasının olduğunu anlar. Ancak kocasını böyle yakışıklı bir vaziyette görmek onu gülümsetmiş ve hoşuna gitmiştir. Halifenin nasihatleri üzere boşanmaktan vazgeçmişlerdir. Hak ile batılı ayıran Hz. Ömer (ra) şöyle demiştir. “Allah’a yemin olsun ki; siz nasıl hanımlarınızın sizin için süslenmesini istiyorsanız, onlar da sizin kendileri için süslenmesinden hoşlanır.” Unutmayalım, Hz. Peygamber temiz kıyafet giyer ve kişisel bakımına çok dikkat ederdi. Eşler arası sağlıklı iletişimde, sevginin pekişmesinde kişisel bakım önemlidir.

- Eşiniz ve çocuğunuzla birlikte ibadet edin…

Mutlaka ailenizle birlikte ibadet ediniz. Ailede sağlıklı bir iletişimin, huzurlu bir ortamın olabilmesi ve birliktelik ruhunun gelişimi için, birlikte ibadet etme alışkanlığı kazanmak zorundasınız. Çünkü Hz. Peygamber ailesiyle birlikte ibadet ederek, İslami bir ailenin örnekliğini bizlere öğretmiştir.

- Eşinize ve çocuğunuza karşı aşırı tepki vermekten, öfkeli reaksiyonlardan kaçının.

Aile içi tartışmalarda ve problemlerde mutlaka dikkatli olmak gerekiyor. İtidalli olmaktan, sükûnetle yaklaşmaktan vazgeçmeyin. Hayat yolculuğunda en çok güvenebileceğiniz yol arkadaşlarınıza, öfkeden, acele karar vermekten uzak, şefkat ve merhamet içeren bir yaklaşımda bulunun. Kur’an’ın emrine uyarak, her işte adil olunmalıdır. Aile içerisinde de çocuklar arasında mutlaka adil olunmalıdır. Aile iletişimin sağlıklı olabilmesi için mutlaka ailedeki tüm fertlere karşı adil olunması gerekir. Zaten Yüce Rabbimizin bize emrettiği gibi bütün işlerimizde adil olmalıyız. Çocuklarımıza karşı da adil olmalı ve adilane davranmalıyız.

- Eşinize ve çocuklarınıza güven verin…

Müslüman bir ailede olması gereken doğru davranışlardan biri de onlara güven vermektir. Ailede sağlıklı iletişimin tesis edilebilmesi için karşılıklı güven duygusu oluşmalıdır. Aile içinde eş ve çocukların birbirlerine olan güven duygusu da karşılıklı sır saklamaktan tutun da, en küçük işlerde yardımcı olmaya kadar birçok durumu kapsamaktadır. Biz biliyoruz ki, Kur’an bize sır saklamanın, önemli bir olay olduğu vurgusunu yapmaktadır. Yine Rasûlullah (sav)’in gerek aile içerisinde gerek ümmetin kardeşlik müessesesinde sır saklamanın ne kadar önemli olduğu bilgisi bizlere ulaşmıştır. Bu da bize gösteriyor ki sağlıklı bir aile iletişimi için güven duygusu karşılıklı geliştirilmelidir.

Eşiniz ve çocuğunuzla sevgiye dayalı, sağlıklı iletişimi artıran ilkeler

• Eşinizin ve çocuğunuzu günlük hayatın monotonluğundan kurtarın…

• Eşinizin ve çocuğunuzun ahlaki ve kişisel gelişimi için yardımcı olun…

• Eşiniz ve çocuğunuzla nazikçe, kibarca konuşurken sözün en güzelini söyleyin…

• Eşinizin ve çocuğunuzun hoşuna gidecek konulardan konuşun… Örneğin, Eşinizle çocuklarınızın ahlaki gelişimi, eğitimi, sağlığı vb. konular…

• Zaman zaman eşinizi ve çocuklarınızı takdir edin, taltif edin ve övün…

• Eşinizin ve çocuklarınız kusurlarını kabul edin…(Unutmayın, hiçbir insan kusursuz değildir.)

• Ailenize karşı duygularınızı ifade etmekte cimri olmayın….( Sık sık Sizi Allah için seviyorum, sözlerini söyleyin)

• Eşinizin düşüncelerine ve aklına saygı duyun…

• Eşinize karşı iyi zan besleyin. (Kötü zan beslemenin, haram olduğunu aklınızdan çıkarmayın.)

• Eşinizin özel günlerinde, özel durumlarında onlara destek olun… (Unutmayın ki; kadınlar hassas ve duygusal yaratılmışlardır, yani cinsi latif varlıklardır.)

• Evinizden ve ailenizden kaçmayın…( Ailenizi ihmal etmeyin)

• Aile içi tartışmalara dışarıdakilerin müdahale etmesine izin vermeyin…

• Üzüntülerinizi, sevinçlerinizi başarılarınızı ailenizle paylaşın…

• Eşinizin ve çocuklarınızın sağlığına önem veriniz ve bunu onlara hissettiriniz…

• Aile iletişiminde isteklerinizi açık ve net biçimde belirtiniz…

• Eşinize ve çocuklarınıza karşı son derece sabırlı olunuz…

• Eşinizden mucize beklemeyin, bazen unutmayı bir nimet olarak görün ve kötülükleri iyilikle savuşturun…

Aile iletişiminde sağlıklı ve doğru adımı atmanın birçok yöntemi olduğunu unutmayalım. Bu konuyla ilgili kitapları okumalı, Kur’an’ın öğretilerini tefsirlerden okumalı ve insanlık için en güzel örnek olan, Hz. Peygamberin sünnetinden yararlanmalıyız.

Son olarak tüm yöntemlerin içerisinden en etkili olan birkaç yöntemin altını çizerek bitirmek isterim. Ailenizle güçlü bir iletişimin olabilmesi için, sevgi olmazsa olmaz bir yere sahip. Ailenizi sevmekle kalmayın ve onlara sevginizi hissettirin. Onlarla ilgilenin. Tüm içtenliğinizle ilgilenin, ilgilenmiş gibi yapmayın. Onları içtenlikle dinleyin. Tüm insanların kalbini, onları samimiyetle dinleyerek kazanabileceğinizi unutmayın. Unutmayın, aileniz sizin ya cennetinizdir ya da cehenneminizdir.

Yüce Rabbimiz hepimize gözümüzü aydınlatacak, eş ve çocuklar nasip eylesin. Ve bizi takva sahiplerine önderler kılsın. Amin.

Gökhan Durmaz

tefsir dersleri

Yazanlarımız