
İçerisinde hayat sürdüğümüz şu vahşi dünya, hepimizin de şahit olduğu gibi korkunç bir şekilde kötüleşme sürecine girmiştir ve bu durum hala devam etmektedir.İnsanoğlu, İslam dininin getirmiş olduğu güzel ahlaki değerleri beğenmemiş yerine insanların uydurduğu kanunları tercih etmiş bunun sonucunda da ahlaki bozukluk, kötüleşme, her türlü rezillik utanmazlık sınır tanımayan oyun ve eğlenceler,
danslar ve müstehcen müzikler,meyhaneler kadın ticareti almış başını yürümüştür…Şuan insanlığın büyük bir kısmı, kendi heva ve heveslerinin esiri olmuş Cenab-ı Allah’ın yaratmış olduğu o tertemiz fıtrattan bütünüyle sıyrılmış bir vaziyete düşmüşlerdir.
Biz Müslümanlar olarak unutmayalım ki bu çirkin oluşumun içerisinde kadının çok büyük, çok etkili bir rolü olmuş ve hala olmaktadır. Modern kadın tarih boyunca geri plana itildiği gibi yaklaşımlarla kandırılmış daha sonrada kendisini hürriyete kavuşturma ve layık olduğu mevkiye getirme sloganıyla hareket eden kimi düşünce akımları onu rezil ve rüsvay etmişlerdir. Bugünün kadına en büyük ihanet bu yolla olmuştur. Maalesef bugün kadın, bu saçma sloganik ve anlamsız sözlere aldanmış, kendisine sunulan birçok değeri elinin tersiyle kenara itmiştir. Kim bilir bunun farkında bile olmamıştır. Hâlbuki henüz tanımadığı ve hakkında bir bilgi sahibi olmadığı dinimiz, kendisine değer vererek, kendisine çok güzel haklar tanımıştır.
İslam, kadın erkek arasında adet anlamında eşitlikle gelmiştir. Kadını saygın bir yere oturtmuş ve onun şanını yüceltmiştir. Onu hakiki olan her şeye eksiksiz ulaştırmıştır. İslam, kadına verdiği değerden dolayı onu saklanması gereken çok değerli bir mücevher olarak kabul etmiş ve onun ele geçmemesi içinde birçok tedbirleri almıştır. Ve bu tedbirlerin en önemlisi de onun örtünmesidir.
Cenab-ı Allah, Müslüman kadının örtüsünü birçok ayet-i kerimede konu edinmektedir. İşte bunlardan bir tanesi Nur 31. Bu ayeti kerime, kadına hicabı farz kılan en açık ve kesin ayetlerden bir tanesidir. Bu ayet-i kerime birçok şeyi içeriyor ki bunların hepsi hicabla ilgilidir. Ayrıca bir ayette biz Müslüman hanımlar ın fitneye sebep olmamak için neleri kimlerden korunmamız gerektiğini açık bir şekilde ifade etmektedir.
Kadının ziyneti hususunda bilinmesi gereken iki önemli, husus vardır. Birincisi görünen ziyneti, ikincisi ise açmasının haram olduğu ziyneti. Haram olan ziynetlerden en önemlisi elbisedir. Çünkü kadın önce giydiği kılık kıyafetiyle güzelleşir, güzel görünür ve dikkatleri üzerine çeker. Diğer haram olan ziyneti ise yanak, dudak, göz ve kaşlarına ait boyalar, yağlar, krem ve sürme gibi güzellik malzemelerdir. Çünkü kişi yine bu malzemeleri kullanarak erkeklerin kendisine bakmasını sağlamaktadır. İşte Cenab-ı Allah kadını güzel yapan bu unsurları yasaklamış ve örtünmesini emretmiştir. Müslüman hanımlar olarak örtünme hususunda kendi heva ve heveslerimize göre değilde Kuran ve Sünnetin belirlemiş olduğu ölçüye göre örtünmeliyiz. Fakat bugünkü Müslümanların bir kısmı kendi isteklerine, arzularına göre örtünmektedir. Kişi kimsiniz, kimlerdensiniz sorularına Müslümanım, Müslümanlardanım diye cevap vermek istiyorsa İslamın koymuş olduğu kuralları ve örtünme ölçülerine duyarlı olup, pratiğe geçirmek zorundadır. Dikkat edelim ki kişi verdiği bu cevap ile kimliğini de ortaya koymaktadır.
İslam dininin en başta önem verdiği husus, toplumun sağlam bir temele oturması için gerekli gördüğü şey, çıplaklığı ortadan kaldırmaktır. Dinimiz zaten erkek ve kadınlar için avret yerler ile ölçülerinin ne olduğunu belirlemiştir. Bu konuyu daha çok açıklığa kavuşturacak olursak şuan ki yaşadığımız toplumdaki yani İslamiyet’in geldiği toplumdaki insanlar ile henüz İslamiyet’in gelmediği cahiliye insanlarının örtünmelerini göz önünde bulundurursak bu konunun daha iyi anlaşılabileceğine inanıyorum.
Cahiliye dönemleri Arapları arasında çıplaklık ne kadar önemsenmez idiyse ne kadar basit olarak bakılıyor idiyse, bugün ileri ülkeler dediğimiz toplumlar da onlardan farksızdır. Bu üzerine tartışılacak bir şey değildir. Durum ortadadır. Nitekim Araplar arasında öyleleri vardır ki hiç çekinmeden birbirlerinin önünde çırılçıplak soyunurlardı, bunların yüzleri kızarmaz ve ar duymazlardı. Müslim’in “avret yerlerini korumada titizlik” bölümünde olduğuna göre, Misver b. Mahreme taş taşırken izarının düşmesi üzerine Hz.Peygamber tarafından giyinmesi için uyarılmıştır. Ve Cahiliye Arapları o kadar ileri gitmişler ki kadın erkek demeden Kâbe’yi bile çıplak bir şekilde tavaf etmişlerdir.( İbn Abbas, Mücahid, Ata, İbrahim, Nesai, Sad b. Cubeyr gibilerinin rivayetlerine göre “Araplardan bir takım kimseler Kabe’yi çıplak olarak tavaf ederlerdi”. İbn Kesir 2/210)
Cahiliye kadınları genel olarak şeffaf giysiler giyer, göğüslerini, kollarını ve bacaklarını sergilerdi. Bugün bütün bu durumlar aynen Avrupa, Amerika ve Japonya’da görülmektedir. Dinimiz, insan denen bu varlığa medeniyet ve uygarlık dersi vermiştir. Çünkü Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Ey Âdemoğulları, size çirkin yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik.” (Araf 7/26)
İslamın erkeklerin avreti için koymuş olduğu ölçü “göbek diz kapakları arası”dır. Bunu birçok hadis desteklemektedir. Kadınların örtünme sınırları ise, erkeklerin örtünme sınırından daha geniştir. Çünkü kadınların bütün bedenlerini kapamaları emredilmiştir. Ancak elleri ve yüzü müstesna tutulmuştur. Kadınlar sadece kocalarına görünürler onlara açılabilir. Sünnetten delil olarak “Allah’a ve ahiret gününe inanmış olan bir kadının bileklerine kadar olan kısım dışında çıkarmaları (açmaları) helal olamaz. (İbn Cerir et-Taberi) yine Hz. Aişe demiştir ki: “Müzeyneden olan kardeşim Abdullah b. Tufeyl’in yanına çıktım. Hz. Peygamber bunu hoş görmedi. Bunun üzerine Resulullah şöyle buyurdu: Kadın çıktığında yüz ve şundan aşağı dışında ( kendi bileğini gösterdi böylece tuttuğu yerde el ayasını açık bırakarak bunun dışında) açılması helal olamaz” diye buyurdu. (Taberi) Yine Abd kızı Hafsa bir gün peygamberimizin hanımı annemiz Aişe’nin yanına geldi. Hafsa’nın üzerinde ince bir örtü vardı. Hz. Aişe onu yırttı ve kendisine daha kalın bir örtü ( elbise) giydirdi. (İmam Malik, Muvatta)
Kuran-ı Kerimde ve Peygamber Efendimizin sünnetinde de belirtildiği gibi örtünme, İslam dininde önemli bir yer tutmaktadır. Kadının İslam dinindeki yeri ve değeri ancak Kuran’ın ve Sünnet’in okunmasıyla anlaşılabilir. Fakat Kuran ve Sünnet’le alakası olmayanlar bunu nerden bilebilirler ki. Biz Müslüman hanımlara çevremizdeki insanları örtünme hususunda bilinçlendirme görevi düşmektedir. Bizlerde bu görevi benimseyip İslam’ın istediği usule göre yapmaya çalışalım inşallah.
Merve Sağlam DENİZ