ADALETİ İKAME ETMEK

Adalet; İnsanlar arasında hakkı koruyup eziyet ve zulüm olgularını kaldırma işi, hakkaniyet, orta yol, istikamet, eş, benzer, misil, bir şeyin karşılığı, gerçeğe uygun hükmetme, doğru yolu izleme, takvaya yönelme, dürüstlük, tarafsızlık uyum, ahenk, vasat... anlamlarına gelir.

Arapça adalet (adl): Bir nesneyi mahalline vaz' etmek ki zulmün mukabilidir. Eşitlik, fidye, bir nesneye mu'âdil olandır. Şol kimsedir ki veznde ve kadrda sana berâber ola. İki nesnenin mâ-beyninberaber kılmağa dahi derler. Te'dil: Bir nesneyi doğrultmak. İtidal: Doğrulmak. (Vankulu Lügati)

Tdk: Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk.

Devamını oku...

SOHBET

Sohbetin asıl kök kelimesi Arapça (shb): Dost, beraber olma. Dostluk kurmak. Arkadaşlık etmek. Devamlı yanında bulundurmak, beraberinde olmak. Bir şeyin sahibi. Ta-i tenis (dişil tesi) ile gelirse zevce demek. Bu kökten türeyen sohbet kelimesi: Musâhabet etmek, sohbette bulunmak, karşılıklı konuşmak.

Sahabe de aynı kökten gelir. Ayrıca bir kimsenin buluğa ermiş oğluna da denir. (Bkz. Vankulu Mehmed, Vankulu Lügati; Bekir Topaloğlu- Hayrettin Karaman Arapça- Türkçe Yeni Kamus)

Sohbet (Tdk): Dostça, arkadaşça konuşarak hoş bir vakit geçirme, yârenlik, hasbihâl. Söyleşi.

Sohbet (Kubbealtı)1. İki veya daha çok kimse arasında karşılıklı olarak dostça, arkadaşça yapılan konuşma, hasbihal, musâhabe. "Belki de bu kapalı kış aylarının beslediği sohbet yüzünden hemen her Erzurumlu nükteci, biraz hicivcidir."(Ahmet H. Tanpınar)

Devamını oku...

İNSAN KENDİ ÖZÜNE BAKABİLİR Mİ?

Uzun bir aradan sonra tekrar huzurunuzdayım. Geçirmekte olduğumu bir rahatsızlık nedeniyle yazıya ara vermiştim. Bundan böyle yazı tarzımı belki konu seçimini değiştirmeyi düşünüyorum. Bakalım becerebilir miyim? Dualarınızı bekliyorum. 

İnsan özü, kendisi, hodî, benliği, kişiliği nedir diye sorulsa?

Her meslek erbabı farklı cevap verir. 

Tefsirci başka tarif eder özü, kelamcı başka. Felsefeci başka bakar ,tabip başka bakar, psikolog başka bakar, sosyolog başka bakar…

Devamını oku...

İZMİR DEPREMİ

İzmir'in Seferihisar ilçesi açıklarında Ege Denizi'nde 30 Ekim Cuma günü saat 14.51'de AFAD'a göre, 6,6 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremin şiddetini Kandilli rasathanesi 6,9, ABD vb. ülkeler 7 büyüklüğünde olduğunu açıkladılar.

İlk önce depremde hayatlarını kaybeden ehl-i İslam'a Allah'tan rahmetler diliyorum. Hastalara acil şifalar temenni ediyorum. Evleri yıkılan, depreme maruz kalan, yakınlarını kaybedenlere sabırlar ve Allah'tan hayırlar diliyorum. Yüce Allah bütün insanları/insanlığı bu tür afetlerden korusun, bir daha benzer ve daha kötü afetlerle bizleri imtihan etmesin.

Depremin üzerinden günler geçti, herkes üzerine düşeni yapmaya gayret ediyor. Kimi fiili olarak kurtarma çalışmalarına katılıyor, kimi maddi destekte bulunuyor, Türkiye'nin geneli dua ediyor. İnsanlar - istisnalar hariç - tek yürek.

Bu vesile ile bazı meselelere değinmek istiyorum.

Devamını oku...

HAÇLI VAHŞETİNE KARŞI İSLAM KARDEŞLİĞİ (BİRLİĞİ) - III

Haçlı ruhuyla, batı emperyalistlerle mücadele, hamasetle, retorikle, geçmişin parlak dönemine sığınmakla temin edilemez. Gerçekçi, ayakları yere basan, kendini ve düşmanını bilen ona göre bir var oluş sergileyen nesille mümkün olabilir.

Müslüman fert, tek başına vecibelerini yerine getirmekle emperyalizme karşı duramaz. Her bir ferdin yapabileceği sınırlıdır. İşin aslı kişilerde bitiyorsa da kişilerin ferden ferde yaptıklarını değerlendiren, yönlendiren işleme koyan organizasyonların da olması zaruridir.

Fertlerin eğitiminde, yönlendirmelerinde ve elde ettiklerini değerlendirmede onları destekleyen bir yapının olması lazımdır. Bu yapılar; aile, cemaatler/ vakıflar veya devletin herhangi bir kurum ve kuruluşu da olabilir.

Devamını oku...

İÇİMİZE DÖNMENİN VAKTİ

Koronavirüs musibeti, buna imtihanı demek daha uygun, bizi eve hapssetti. Bir nevi mecburi ikamete tabi tuttu. Böyle olunca eve döndük veya evde kalmaya mecbur olduk.

Eve dönünce, eve az uğrayanlar için, yeni bir hayat başladı. Bu yeni hayata alışmak biraz zaman alsa da alışmaya başladık.

Alışmak demek, yeni alışkanlıklar kazanmak demektir. Burada üzerinde durulması lazım gelen şey, edindiğimiz yeni alışkanlıklarımızın ne olduğu ve ileride neye yarayacağıdır.

Genelde insanevladı -istisnalar hariç- hemen hemen her şeye alışır. Bu alışkanlık hızla başlar, zaman ilerledikçe, yavaş yavaş hızı kesilir, şartlar da değişirse eski haline döner veya edindiği yeni alışkanlıklardan uzaklaşmaya başlar.

Devamını oku...

HAÇLI VAHŞETİNE KARŞI İSLAM KARDEŞLİĞİ (BİRLİĞİ) – II

İslam ve Müslüman düşmanı, beyaz ırk üstünlüğünü savunan Yeni Zelandalı cani saldırgan Brenton Tarrant, tam bir haçlı zihniyetini sergilemektedir. Söyledikleri arasında Endülüs de vardır. Batılılar 750 sene (takriben 711-1609) hüküm süren Endülüs Emevi Devletini ortadan kaldırdılar, orada artık Müslümanların izine de rastlamak mümkün değil. İstanbul ve Türkiye ile söyledikleri de sıradan söylemler değildir, İspanya’da yaptıklarını İstanbul’da da yapacaklarını söylüyor(lar). Bunu geleceğe yönelik bir zemin hazırlama arzusu, isteği olarak anlamak ve görmek lazım gelir.

Devamını oku...

ARZU-YU KULÛB (KALPLERİN ARZUSU)

Batıyı ve Doğuyu doğru anlamak, onlarla hem diyalog kurmayı hem de hesaplaşmayı göze almanın tam zamanı. Yeni ahvalde bunları göze alamayan, geleceğe yön veremez.

Cumhuriyetin ilanıyla, Türkiye aydın ve uleması, Osmanlı İslam anlayışıyla hesaplaştı, ama bunu kendi adına yapmadı, çoğu Batı adına yaptı az bir kısmı da Doğu adına yaptı.

Devamını oku...

HAÇLI VAHŞETİNE KARŞI İSLAM KARDEŞLİĞİ (BİRLİĞİ) – I

Allah düşmanları, İslam ve Müslüman karşıtları, fıtrat bozucular, kâinata savaş açanlar hep birlikte harekete geçtiler. Herkes, bulunduğu yer ve mevkiine göre ehl-i İslam’a ve İslam’ın kendisine cephe açmış durumda. 

Yeni Zelanda’da Cuma günü cami cemaatine yapılan saldırı haçlı zihniyetin ve vahşetin açık ve örtülemez bir göstergesidir.

Bu zihniyetin gelecekte de neler yapabileceğinin ipuçlarını veriyor. Saldırganın manifestosu başlı başına ibret verici bir vahşet ve kin kusuculuk taşır.

Devamını oku...

SURİYELİ MUHACİRLER VE MÜLTECİ POLİTİKALARI

Göçlerin sık ve çok olduğu coğrafya bazen çok esnek olur, yeni gelene kucak açar onun iyi taraflarını alır kendine mal eder, yeni gelenlerin yanlışlarını da düzeltme yoluna gider. Bu hal oturmuş topluluklar için mümkündür. Gelen göçmen sayısı mevcut toplumsal yapıyı altüst edecek derecede fazla ise toplumun oturmuşluğu da zedelenir.

Gelen göçmen sayısı fazla ise, kendini değiştirmeyi fazla önemsemez ve değişmek istemez. Gelen göçmen kitlesi geldiği yerin işleyişini ve kültürel kodlarını beğenmiyorsa içine kapanır kendine lazım olduğu kadar yerel ile irtibata geçer.

Kimi toplumlar da dışarıdan geleni yük sayar, geleni ekmeğine aşına ortak olarak görür ve gelene kendini kapatır. Bu durum daha çok milliyetçi ve kapalı toplumlarda kendini gösterir. Bu sefer gelenler varlıklarını sürdürebilmek için geldikleri yerin dilini öğrenmeye mecbur olur ve kültürel kodlarına uyum sağlamaya uğraşırlar.

Devamını oku...

GELECEK TASAVVURU

İki kelime, iki kavram, “gelecek” ve “tasavvur” 

Gelecek; 1. (Zaman olarak) içinde bulunulan andan sonraki; henüz yaşanmamış, ilerideki. 2. İleride olması, gerçekleşmesi beklenen. 3. is. Zamanın içinde bulunduğumuz andan sonraki bölümü; henüz gelmemiş, yaşanmamış zaman dilimi. 4. Bir kişinin ilerideki yaşantısı; istikbal. 5. Daha sonra yaşayacak olan kuşaklar; yeni nesiller. Gelmesi beklenen, gelişinin geleceği düşünülen…

Gelecekçilik, -ği [gel-ecek-çi-lik] is. Yirminci yüzyılın başlarında İtalya’daki baş döndürücü atılımın ürünü olarak ortaya çıkan, geçmişi, gelenekleri, eski alışkanlıkları, ahlakı reddederek hızı, makineleşmeyi, modem hayatın canlılığını ve bunlardan kaynaklanan macera dolu sevgileri, saldırgan duyguları, şiddet gösterilerini yücelten sanatçı ve edebiyat akımı; fütürizm. (Bkz. Ötüken Türkçe Sözlük)

Devamını oku...

tefsir dersi 2020

Yazanlarımız