MESCİD-İ AKSA VE SORUMLULUKLARIMIZ
Medeniyet Yöneticisi · 17.12.2013 · 10 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Mescid-i Aksa, inşaasına Hz. Davud (as) zamanında başlanmış ve Hz. Süleyman (as) zamanında tamamlanmış kutsal bir mekândır; Hz. Peygamber (as)‘in İsra ve Mirac olayının gerçekleştiği yerdir. Allah’u Teâlâ’nın ve O’nun elçisi Hz. Muhammed (as)’ın övgüsüne mazhar olmuş bir Mescid’dir.
Nitekim Kuran-ı Kerim’de İsra Suresi’nin hemen ilk ayetinde “Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için, kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah yücedir. Gerçekten O, işiten görendir.” (İsra, 17/1) buyurularak
Mescid-i Aksa’nın kudsiyetine değinilmektedir. Mescid-i Aksa, Müslümanların ilk kıblesidir ve Harem mescidlerinin de üçüncüsüdür. Peygamber (as) bir hadis-i şeriflerinde “Yolculuk ancak şu üç mescidden birisine yapılır: Mescid-i Nebeviye, Mescid-i Haram’a ve Mescid-i Aksa’ya” buyurmuştur. Burada kastedilen yolculuk ise, ibadet kastıyla yapılan yolculuktur. Yeryüzünde var olan en eski mescidlerdendir. Nitekim Ebu Zer (r.a)’den gelen bir rivayette, “Peygamber Efendimiz (as), yeryüzünde kurulmuş ilk mescidin Mescid-i Haram, ikincisinin ise Mescid-i Aksa olduğunu buyurduğunu” bize bildirmektedir.
Kur’an-ı Kerim’de, İsra Suresi’nde (ayet:1) Mescid-i Aksa’nın ismi açıkça belirtilirken bazı ayetlerde ise isim zikredilmeden Mescid-i Aksa’dan bahsedilmektedir. (Meryem, 18,11; Al-i İmran, 3/37, 39)
Peygamber Efendimiz (as)’in ‘Yolculuk üç mescidden birisine yapılır’ hadisinden başka hadislerinde de, Mescid-i Aksa’nın fazilet ve ehemmiyetine değinilmektedir. Nitekim İbni Mace'den gelen bir rivayette Resûlullah (as) şöyle buyurmaktadır: 'Orası mahşer yeridir. Oraya gidip içinde namaz kılın. Çünkü orada kılınan bir namaz başka yerde kılınan bin namaz gibidir. Oraya zeytinyağını hediye edersen, aydınlatılmasında kullanılır. Kim bunu yaparsa oraya varmış gibi olur.' (İbni Mace, İkametüssala, 196) Yine bir başka hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (as); “Oraya (Mescid-i Aksa’ya) gidin ve içinde namaz kılın” buyurmuştur.
Bu hadisin ravisi: “O zaman burası Daru’l-Harb’di (yani Müslüman olmayanların hâkimiyeti altındaydı).” Resulullah (as) sözlerine daha sonra şöyle devam etti: “Eğer oraya gidemez ve içinde namaz kılamazsanız kandillerine yakılmak üzere oraya zeytinyağı gönderin” buyurmuştur. (Ebu Davud, Kitabu’s-Salat, 14) Burada zeytinyağının bir sembol olduğu söylenmiştir. Bununla kastedilmek istenen ise, buraya tevhid bayrağının dikilmesi suretiyle o mekânın gerçek kimliğine kavuşturulmasıdır. Yeryüzünün en faziletli mekânları camiler, camilerin de en faziletlileri Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa’dır. Bu üç camide kılınan namazların diğer camilerde kılınan namazlardan çok daha fazla sevaplı olduğu hadisi şeriflerde bize bildirilmiştir.
SİYONİST TERÖR DEVLETİ MESCİD-İ AKSA’YI YIKMAK İSTİYOR!..
Allah’u Teâlâ’nın ve O’nun elçisi Hz. Muhammed (as)’ın övgüsüne mazhar olan mübarek mekân Mescid-i Aksa, 42 yıldan beri Siyonist terör devletinin işgali altında bulunmaktadır. Bu işgal, sadece Filistinli Müslümanların değil bütün dünya Müslümanlarının yüreğini yakan bir kor gibi acı vermektedir. 6 Haziran 1967’de işbirlikçi Arap ve Arap olmayan bölge rejimlerinin ihaneti ve Batılı emperyal devletlerin destek ve yardımı neticesinde, Siyonist işgalciler tarafından Kudüs’ün tamamı işgal edilerek, Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa da mahzun ve tutsak hale getirilmiştir. Şair’in dediği gibi, Mescid-i Aksa, 42 yıldan beri bir çocuk gibi ağlamaktadır. Elbette sadece mahzun ve tutsak olan Mescid-i Aksa değildir; Mescid-i Aksa ile birlikte Kubbetu’s-Sahra’nın da içinde bulunduğu Harem-i Şerif, Kutsal belde, Peygamberler şehri Kudüs, Filistin ve hatta bütünüyle bir İslam dünyası tutsak ve mahzun bir haldedir. Eğer İslam dünyası böyle tutsak olmasaydı, Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa bunca yıldır Siyonist katiller güruhunun elinde tutsak ve mahzun kalabilir miydi? Ne yazık ki, 19 yüzyılın sonlarından itibaren İslam dünyasına yönelik başlayan istila ve işgal, bütünüyle İslam ümmetini de tutsak ve mahzun hale getirmiştir. İlk kıblemiz Mescid-i Aksa’nın kurtuluşu, Filistin’in, Filistin’in kurtuluşu İslam dünyasının, İslam dünyasının kurtuluşu ise Ümmetin yeniden kıyamı ile yeniden dirilişi ile mümkün olacaktır. Dolayısıyla ümmet kurtulmadan, Mescid-i Aksa’nın da, Mescid-i Haram’ın da ve Mescid-i Nebevi’nin de kurtulması mümkün değildir.






