EVLİLİKTEN NE BEKLER İNSAN?
Medeniyet Yöneticisi · 26.05.2014 · 6 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Evlilik iki ayrı karakterin birlikte uyum sürecine yelken açmalarıdır. Bu çok zorlu bir serüvendir. Kimi zaman sendelersin, kimi zaman takılırsın rüzgâra… Ama hiçbir zaman batmazsın ya da batmamalısın…
Peki, nasıl olacak bu?
Sabırla, karşılıklı fedakârlıkla ve anlayışla…
Evlilikten kadın ne bekler? Erkek ne bekler?
En büyük hayali güzel bir yuva kurmak, çoluk çocuğa karışmak olan Hülya, nihâyet bir gün muradına erer ve evlenir. Kocası Ali Emîrî Efendi, konfeksiyonda çalışan kaba saba bir adamdır. Yıllar geçtikçe Hülya, en büyük hayali olan evlilikten gereken hazzı, mutluluğu alamadığını fark eder. Çünkü kocası gece geç saatlere kadar çalıştığı için onu gezmeye götüremez, ona vakit ayıramaz. Birlikte yaptıkları hiçbir şey yoktur artık.
Ali, o kadar kaba saba, doyumsuz bir adamdır ki güzeller güzeli Hülya’nın farkında bile değildir. Bu arada çocukları olmuştur. Çocuklarıyla da hiç ilgilenmez. Ali’nin tek bildiği eve ne kadar para geldiği ve ne kadar para harcandığı… Gözü paradan ve yemekten başka bir şey görmez. Kendi güzel, gönlü güzel Hülyacık ise için için ağlar ve der ki: “Ben ne yaptım? Benim en büyük hayalim, en büyük kâbusuma dönüştü. Böyle miydi hayallerimdeki evlilik? Kocam ne insanlıktan, ne de güzellikten anlar. Ben anlayışlı, sevginin, saygının barındığı bir yüreğe konmak isterken nerelere kanat çırpmışım da haberim yok. Erkek dediğin; karısına, çocuklarına her bakımdan sahip çıkmalı, koruyup kollamalı, sevdiğini belli etmeli, saygıyı hiç eksik etmemeli, ailesine zaman ayırmalı… Benim kocamın az bir zamanı varsa onu da kahve köşelerinde harcıyor. Oysa ben bir kadın olarak bunca yıl yuvamı ayakta tutmaya çalıştım, saçımı süpürge ettim, fazlasıyla fedakârlık yaptım ama artık dayanamıyorum, sabrım tükendi, ben tükendim, dayak yemelerimin haddi hesabı yok. Şiddetten bıktım, 7 yıldır neler çekiyorum neler… Bu böyle olmayacak boşanacağım bu adamdan…”
Sonuç: Ali, karısını boşanmaktan vazgeçirmeye çalışır, ama Hülya kararlıdır, artık bütün sabrını tükettiğini, birçok kez tekrar denediklerini ama evliliklerini sürdüremediklerini Ali’ye bir kez daha hatırlatır ve ekler: “Meğer evlilik hayattaki en büyük kâbusmuş.” Serüven biter ve boşanırlar. Ama Ali bu durumu içten içe sindiremez, erkeklik gururu bu boşanmadan dolayı çok kırılır ve Hülya’yı rahatsız etmeye devam eder. Her iki hayat zehrolup gider.
* * *
Asuman, 32 yaşında bir avukat. Kariyerinin zirvesinde olan bir bayan…
Bir gün arkadaş ortamında çok etkilendiği beyin cerrahı Murat Bey ile tanışır ve kısa bir süre sonra evlenirler… Evlilikleri ilk etapta gâyet iyi giderken, her iki bireyin de yoğun iş temposu gün geçtikçe evliliklerinin üstüne kara bir bulut gibi çöker ve soğuk savaşlar başlar. Derken ihmalkârlıklar boy gösterir… Asuman Hanım’ın kariyer sevdası evindeki sorumluluklarından
alıkoyar kendisini… Evlerine misafir mi gelecek, o gün bir hanım çağrılır ve evleri temizlenir, yemek mi yapılacak hemen telefona sarılınır, sipariş verilir ve hazır yiyeceklerle anında masa süslenir… Eve, eşe dair sorumluluklar hep askıya alınır…






