DEĞERLİ İLAHİYATÇI FARUK BEŞER'İN KALEMİNDEN AİLE SEMPOZYUMU
Medeniyet Yöneticisi · 27.05.2014 · 6 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Medeniyet Vakfı’nın Ankara’da gerçekleştirdiği ‘‘Aile Sempozyumu’nun tebliğcilerden değerli ilahiyatçı Prof. Dr. Faruk Beşer, Yanişafak gazetesindeki köşesinden sempozyumla alakalı izlenimlerini aktardı. Beşer'in ''Aile Sempozyumu''ndan başlıklı köşe yazısını ilginize sunuyoruz:
Geçtiğimiz hafta sonu Medeniyet Vakfı'nın düzenlediği Aile Sempozyumu için Ankara'da idik.
Dolu dolu iki gün yaşadık. Çok güzel insanlarla tanıştık, çok değerli ilim adamları ve ilim kadınları dinledik. Vakıf başkanı Beşir Eryarsoy ve değerli arkadaşları tevazu içerisinde herkesle ilgilenip sempozyumun verimli olması için ne gerekiyorsa yaptılar. Aynı Ekip geçen yıl da 'Uluslararası Hasan el-Benna' sempozyumu yapmışlar. Bildirileri iki cilt halinde basılmış.
Bu sempozyumda benim bildirim 'İslam Ailesinin Belirleyici Özellikleri' idi. Fırsat bulursam ondan da özetler sunacağım. Ama fakire bir de son değerlendirme oturumunda görev verdikleri için bütün bildirileri dikkatlice dinledim ve kısa notlar aldım. O notları kendi ifadelerim haline getirerek bir kısmını sizin de istifadenize sunmak istiyorum. Farklı konularda söylendikleri için cümleler arasında tutarlılık aranmasın. Hepsinin söyleyenini kaydedemediğim için bazılarının isimlerini veremeyeceğim.
Önce çoğunluğu profesör, diğerleri yazar olan bildiri sahiplerinden bazı isimler vereyim:
Mustafa Ağırman, Ömen Faruk Harman (bildirisini başkası okudu), Ahmet Taşğın, Beşir Eryarsoy, Faruk Beşer, Hamdi Döndüren, Orhan Çeker, Mustafa Tekin, M.Mahfuz Söylemez, Bekir Sağlam, Hacı Duran, Abdullah Özbek, Celaleddin Vatandaş, Necdet Subaşı, Mustafa Aydın, Ömer Küçükağa, Yasin Aktay, Sefa Saygılı, Abdurrahman Arslan, Süleyman Arslantaş, Burhanettin Can, Mahmut Hakkı Akın, Zuhal Güney, Hayriye Bican, Demet Tezcan, Hülya Şekerci, Sabiha Alpat Ateş...
İşte aldığım notların kendi cümlelerimle ifadesi:
Feminizm hep kadının haklarından söz eder, sorumluluklarından hiç söz etmez. Oysa sorumluluk getirmeyen hiçbir hak yoktur. Kadının sorumluluğunun olmadığını iddia ya da ihsas etmek aslında kadına hakarettir. Çünkü sorumluluğu olmayan ya çocuktur, ya da delidir.
İslam'da kadın erkek arasında mülkiyet ayrılığı esası vardır. Herkes kendi malı üzerinde, meşru çerçevede tasarruf hakkına sahiptir. Bu sebeple kadınının kendi malındaki tasarrufu için kocasının izni gerekmez. Koca eşinin çalışmamasını isteyebilir ama çalışmasına izin vermesi halinde maaşına el koyamaz, evin geçim külfetine ortak olmasını isteyemez.
Kadının zorunlu ihtiyaçları kocası tarafından karşılandığı için zekât konusunda erkekten farklıdır ve temel ihtiyaçları için bir miktar ayırmasına gerek yoktur. Zekâta tabi mallarının tamamından zekât vermelidir.
Boşanmanın, evlilik külfetini yüklenen kocanın elinde olması adaletin gereğidir. Eğer boşanma tek taraflı olmazsa eşlerden biri diğerini süründürür, zulme sebep olur. Bu gün gerçekten boşama sebepleri bulunduğu halde, diğer tarafın dayatması yüzünden altı yıl süren boşanma davaları vardır. Bu durum, özellikle kocayı mağdur etmekte ve gayri meşru yollara zorlamaktadır ve her iki tarafın da aleyhinedir.






