ANNE BABA TUTUMLARI VE ÇOCUK
Medeniyet Yöneticisi · 27.05.2014 · 8 dk. okuma · Güncellendi 27.05.2014
Çocuk dediğin, uslu oturur.
Çocuk dediğin, söylenileni yapar.
Çocuk dediğin, robottan farksızdır.
Çocuk dediğin, büyükleri üzmez.
Çocuk dediğin, fazla konuşmaz.
Çocuk dediğin, yaramazlık yapmaz.
Çocuk dediğin, olgun düşünür.
Çocuk dediğin, çok soru sormaz.
Büyüklere gelince,
Onlar büyüktür, her şeyi yapabilme hakları vardır. Yaşlanıp ölünceye dek her şeyi kendilerinin
yapabileceklerine inanarak yaşarlar.
İnsan, doğası gereği anne babasına bağımlı olarak doğar. Yabancı olduğu bu dünyada korunmaya ve kollanmaya ihtiyaç duyar. Bu ihtiyacı en iyi anne baba karşılar. Çocuğun gerek kişilik, gerek ruh sağlığı gelişimi büyük ölçüde anne ve babanın davranışlarıyla, tepkileriyle tutumlarıyla şekil alır. Bireyin yaşamını etkileyecek, onun ruh dünyasını oluşturacak, kişiliğini şekillendirecek kadar önemli anne baba tutumları, çeşitlilik arz eder.
Baskıcı ve Otoriter Tutum
Bu tip ebeveynler, çocuklarını sürekli eleştirirler. Olumlu yanları görmekten çok, olumsuz ve eksi yönler üzerinde dururlar. Anne ve baba zamanında yapamadıkları hayallerini çocuklarında gerçekleştirmek isterler. Çocuğu kendi kalıpları içinde yetiştirmeye çalışırlar. Âdeta çocuğu robotlaştırma eğilimi içine girerler. Çocuğun yaşından olgun davranmasını isterler, ona özgürlük tanımazlar. Onun da bir birey olduğunu, gerektiği zaman söz sahibi olması gerektiğini hiçe sayarlar. Bu tip ebeveynler, “Çocuğumuz hakkında en iyi şeyi biz biliriz.” havasındadırlar.
Baskıcı ve Otoriter Tutumla Yetişen Çocukların Özellikleri
Çocuk içine kapanık, kaygısız ve güvensiz olabileceği gibi saldırgan ve zorba da olabilir.
Çocuk alacağı ağır cezalardan ötürü yalan söyler ve yalan söyleme onda bir alışkanlık haline gelir.
Kompleksli olur ve kendinden zayıf insanları ezmekten hoşlanır.
Bir işi başaramadığında aşağılık duygusuna kapılabilir.
Sürekli kendini çevresine beğendirme isteği duyar.
İnsanlarla iyi iletişim kuramayacağından, genelde asosyal olur, arkadaş bulmada zorlanır.
Bu tip ailelerde görünen en önemli sorunları, “çocukların evden kaçması, intihar vakaları ya da suç işleyerek hapishaneye düşmesi” şeklinde sıralayabiliriz. Örneğin; kız baskıdan kurtulmak istiyor, önüne çıkan ilk erkeğe kaçıyor; sonuç hüsran! Çünkü kaçtığı erkek bir kumarbaz ve hayatı zindan oluyor.
Başka bir örnek; çocuk lise öğrencisi, karnesinde 5 zayıf var, babasından çok korkuyor, eve gidemiyor, giderse başına gelecekleri biliyor, baba şiddet uygulayacak anne de oturup seyredecek, kocasına “Eline sağlık, bu çocuk ancak bundan anlar.” diyecek. Çocuk bunları yaşamaktansa sınıfın penceresinden kendini boşluğa atmayı tercih ediyor. Kim suçlu? Dersleri kötü olan çocuk mu, yoksa çocuğuna başka bir seçenek bırakmayarak ona baskı ve otorite adı altında terbiye vermeye çalışan, onun eksileriyle artılarıyla bir birey olduğunu hiçe sayan ebeveynleri mi? Kim suçlu?






