YENİ MODERNLİK VE İSLAMCILIK/İSLAMLAŞMA
Medeniyet Yöneticisi · 27.04.2018 · 5 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Bu topraklarda cereyan eden batılılaşma/modernleşme hareketleri, belirli safhalardan geçerek bugüne geldi. Bu safhalarla ilgili genel bir değerlendirmede bulunursak ve ana hatlarıyla başlıklar halinde kısaca değinirsek, nasıl buraya geldiğimizi kısaca hatırlamış olacağız.
Tanpınar, Türklerin (diğer Müslüman kavimlerin büyük bir kısmı için de geçerli) iki büyük değişiklik geçirdiğini söyler. Biri şamanlıktan İslam’a/ İslam medeniyetine geçiş, diğeri de İslam medeniyetinden batı/modern medeniyete geçiştir. Her iki geçişte, alfabe değişikliğine gidilmiş, hayat tarzları baştan sona ziri u zeber edilmiştir.
Batılılaşma/modernleşme, İslam medeniyetinden/kültür havzasından, batı medeniyetine geçişin serüvenidir.
Serüvenimiz; önce batıyı yok sayma idi, ardından batıyı kabul etme, bir sonraki adım kendine denk görme, daha sonra ona öykünme ve onun gibi olma şekliyle sonuçlandı. Bu serüven süresince; çokça tartışmalar, çokça teklifler ileri sürüldü. A- Batıyı olduğu gibi almaktır. Bu iddia ve teklife göre Batı medeniyeti insanlığın geldiği en mükemmel noktasıdır, biz de yolu kısaltmak için o medeniyette yerimizi almalıyız. Yerli, milli, İslamî gibi kaygıları da bir tarafa bırakmalıyız. B- Batının, ilim ve fennini almalıyız, ama ahlak ve sosyal yapısını almamalıyız. Çünkü biz farklı bir dine mensubuz, batı farklı bir dine mensuptur. Batının din hakkındaki telakkileri bize uymaz, zira İslam ile Hristiyanlık aynı değildir. C- Batı medeniyetinin külliyen karşısında olmalıyız, hatta onların icatlarını da kullanmamalıyız. Çünkü batı bizi yok etmek istiyor her şeyi ile bize yabancı ve biz ondan ne kadar uzak durursak o denli rahat ederiz.
Bugün gelinen nokta ise; Batı ile ilişkiler, yeni bir safhaya girmiş durumda.
. Evvela batı dışı bir modernlik olabilirliğine inanan çokça insan vardır.
. Dünyanın geldiği yeni durum itibarıyla, üzerine kapanarak, etrafına duvarlar örerek yaşamanın mümkün olmadığı orta yerde bir gerçek olarak duruyor, vardır. Gözlerimizi kapatarak bunu yok sayamayız.
. Batıya tam teslimiyetin mümkün olmadığı da ortaya çıkmış ve tecrübe ile sabit olmuştur. Bütün insanlığın batı tarzı modernitenin şemsiyesi altına sığmayacağı da gün gibi ortadadır.
Bu şartlar tahtında, modern dünyayla ilişkilerimizi yeniden gözden geçirmeliyiz. Medeniyetimiz ile batı medeniyeti yüzyıllarca kavga etti. Batı medeniyeti mensuplarınca bize karşı yürütülen tenkitler, savaşlar yüzyıllar sürdü. Haçlı seferleri fiziki saldırı idi ve Hristiyanlık adına yapıldı. Elan gelinen noktada fiziki saldırı tarzı değişti, daha doğrusu adını değiştirdiler; demokrasi dediler, medenileştirme dediler şimdi de terörü yok etme ve özgürlük adına saldırıyorlar. Haçlılık zahirde görünmüyor. Artık haçlı orduları yok. Fiili işgalden önce vesayet savaşlarıyla, örgütler üzerinden üstümüze geliyorlar. Cismi ve fiziki bizden ama ruhu ve anlayışı onlardan olan insanlarla bizi yıpratıyorlar sonra da işler açmaza girince aslî unsurlarıyla sahneye çıkıyorlar. Dün oryantalistlerle dine ait iç meselelerimizi istismar ederek aramıza fesat fitne tohumlarını ekiyorlardı, bugün kendileri adına, onların sesi ve dili kimi âlimlerle iç farklılıkları düşmanlık vesilesi haline getirebiliyorlar.



