YAPAY ZEKÂNIN SESSİZ YOLU
Medeniyet Yöneticisi · 13.12.2017 · 5 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Geçtiğimiz sayılarda özellikle üzerinde durmaya gayret ettiğim mesele, dijital dünyada iplerin nereye kadar uzandığını anlatmak oldu. Şimdi bu yazıda başka bir konuya giriş yapmayı düşünmüştüm fakat şunu fark ettim ki eksik kaldığımız bir nokta var ve adı da “Yapay Zekâ”.
Burada aslında sizlerden isteğim bütün yazıları bir biri ardınca okumanız ve böylece yazıların aslında bir bütünlük arz ettiğini müşahede etmeniz. Bu nedenle farklı konulara girmeden önce bizlerin nesnelerin interneti, iot vb. gibi kavramları teknik laflara boğmadan anlatmaya gayret etmem doğru bir yol gibi görünüyor. Zira önce bu kavramlar hakkında temelde bir fikrimiz oluşmalı ki sonra “Neler yapılabilir?” ya da “Neler yapılıyor?” u konuşabilelim.
Yapay zekâ, bir yazılımın ve ona bağlı donanımların bir ya da birden fazla programlama diline ait tüm yazılım dilinin yüklenmesi ve bunu yazılımın artık kendisinin yorumlaması ile oluşuyor. Çok karışık geldiyse cümlemi bölerek açıklamaya çalışayım. Yapay zekâ mutlaka bir yazılım içeriyor fakat buna bir donanımı bağlamak opsiyonel bir durum. Siz örneğin bir “chatbot” yapacaksanız; burada bir robotik kola size kahve getirecek, bir donanıma ihtiyacınız yoktur. Fakat benim yeme alışkanlığımı takip edip bana yöresel kahveler hatta yemekler hazırlayan “biri” olsa dediğiniz noktada yapay zekâ ile geliştirilmiş bir robota da ihtiyacınız oluyor. Bu durumda da hem yazılım hem donanım birleşmiş oluyor.
Yazılım dediğimiz şey, şu meşhur “10101010010…” ile başlayıp devam eden “binary” dili, yani bir bilgisayarın ne yapacağını anladığı dili, insanların ne yaptırmak istediğini anlatabilecekleri bir dilden çevirerek bilgisayara ileten bir araç olarak tanımlayabiliriz. Birçok farklı işi yapmak için birçok farklı yazılım dili mevcut. Düşünün ki bir bilgisayar hesap makinesi özelliğinin yanı sıra grafik, hesaplama, tarama, ses kaydetme gibi basit işlemlerin yanı sıra daha birçok şeyi de bir arada yapabiliyor. Yapay zekâ bu gibi birçok şeyi yapabilmek için gereken yazılım dillerinin tamamına hâkim. Dolayısıyla eğer bir şeyi hesaplamak gerekiyorsa yapay zekâ bu ihtiyacı analiz edip kendine bir hesap makinesi yazabilir ve bunu kendi özellikleri arasına katabilir. Bunun nerelere varabileceğini birkaç örnekle açıklamaya çalışayım.
Öncelikle çok popüler olmuş bir tartışmadan haberdar olmayanlar için kısaca bahsetmek istiyorum. Facebook'un sahibi Zuckerberg ile Tesla'nın sahibi Elon Musk arasında “Yapay zekâ bizi nereye götürür?” minvalinde bir tartışma yaşandı. Twitter üzerinden özetle Elon Musk yapay zekânın insanlığı büyük bir soruna doğru götüreceğini savunurken, Zuckerberg bu bakış açısının “saçma” olduğunu bir çeşit “Fişi elimde olan alet mi beni ele geçirecek Allah aşkına?” şeklinde bir yaklaşımla eleştirdi. Fakat aradan çok kısa bir zaman geçmedi ki Zuckerberg vurucu darbe haberini kendi şirketinden aldı. Haber şöyleydi. “Facebook araştırmacılarının, üzerinde çalıştıkları bir yapay zekâyı, programın kendi dilini oluşturmasının ardından kapattığı ortaya çıktı.” Bu durum aslında ilk kez meydana gelmiyor. Daha önce Google tercüme servisi de kendi aralarında yapay zekâların konuşabileceği bir dil geliştirmiş ve hatta bunu gizlemeyi bile akıl etmişti. “Yapay zekâ, diğer yapay zekâ sistemleriyle müzakere etme yeteneğine sahip. Bu sistemin geliştirdiği dil, yüzeysel olarak bakıldığında insanlara bir anlam ifade etmiyor, ancak incelemelerde bunun verilen görevlerde nasıl ilerleneceğine dair komutlar içerdiği anlaşılıyor.” denildi ve neyse ki bu, fark edilerek fişi çekildi.



