VAKFIMIZIN GELENEKSEL İFTARI GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Medeniyet Yöneticisi · 09.01.2014 · 3 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Medeniyet Derneği’nin geleneksel olarak düzenlediği iftar programı bu yıl Yapak Düğün Salonu’nda yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Davetliler arasında çok sayıda kardeş kurum ve kuruluş temsilcilerinin, yazar-çizer ve akademisyenlerin de bulunduğu program, Rüştü İzgöer Hocamızın okuduğu Kur’ân-ı Kerim tilavetiyle başladı.
Okunan Kur’an-ı Kerim’in ardından selâmlama konuşmasını gerçekleştiren Kâzım Sağlam , konuşmasında af ve mağfiret ayı Ramazan’da İslâm coğrafyasının içinde bulunduğu sıkıntılı durumdan bahsetti. “Mübarek Ramazan ayı hayır ve bereket ayıdır; Bu hayır ve bereket insanlığın üzerine yağan zulmü ve haksızlığı inşallah boğacaktır.” temenni ve duasıyla başladığı konuşmasına Hocamız, İslâm dünyasının içinde bulunduğu ahvali anlatarak “ Bugüne kadar dünyayı doğu-batı, kuzey-güney, Nato-Varşova, kapitalist-sosyalist diye ayırıma tabi tutarak dünyayı idare edenler, insanları bu iki gruptan birine mahkûm ve mecbur ettiler. Bugün geldiğimiz yer itibarıyla hakkı, adaleti, doğruluğu, adil paylaşımı savunanlar tarafından zulme, haksızlığa, sömürüye, tanrı tanımazlığa, bozgunculuğa karşı büyük bir mücadele başlatılmıştır. İnşallah bu, hakkı adaleti sağlayan Müslümanların zaferi ile sonuçlanacaktır. Mısır’da, Tunus’ta, Libya’da, Suriye’de, Filistin’de ve diğer yerlerde başlatılan mücadele bunun göstergesidir, başlangıcıdır. Dün yıllar önce Hasan el-Benna’yı, Seyyid Kutub’u şehid edenler İslâm’ı bitireceklerini sandılar ama bugün Mısır’da, Tunus’ta, Suriye’de, Filistin’de ve diğer yerlerde, Seyyid Kutub’un ve Hasan el-Benna’nın davasını yürütün binlerce, milyonlarca mücahid ve muvahhid düşünür vardır.” dedi.
Sağlam, Müslümanların göstermesi gereken tavra da yer verdiği konuşmasında şunları dile getirdi: “Biz Müslümanlar, hakkın, hakikatin, adaletin doğrunun yanındayız, zulmün sömürünün karşısındayız. Zulüm ve sömürü adına ne olursa olsun her türlüsüne karşıyız. Müslüman olarak nerde durduğumuza dikkat etmemiz lazım. Yarın Allah indinde hesap vereceğiz. Birtakım maslahatlarla, stratejik varsayımlarla, güçlülerin yanında yer alıp mustazafların, mazlumların aleyhinde bulunmak; zalimlere dolaylı ya da dolaysız şekilde destek vermek hiçbir Müslüman’a yakışmaz.”
Kazım Sağlam Hocamızın konuşmasının ardından M. Beşir Eryarsoy Hocamız gecenin anlam ve önemini belirten bir konuşma yaptı.
Konuşmasının büyük bölümünü Mısır’da darbe sonrası başlatılan katliama ayıran Hocamız, “Gönlümüz ferah bulsun, inşirah bulsun temennisiyle girdiğimiz Ramazan ayının İslâm düşmanları tarafından yapılan katliamlarla Müslümanlara zehir edilmek isteniyor.” dedi. İslâm dünyasında yaşanmakta olan olayları kısa ve öz bir şekilde anlatan hocamız konuşmasında şunlara değindi: “Âdem aleyhisselâmdan itibaren devam eden hak ile batıl mücadelesinin sürmekte olduğunu İslâm dünyasında yaşanan vakıalar dolayısıyla müşahade etmekteyiz. Merhum Şehit Seyyid Kutub 60 sene öncesinden bugünkü olayları anlamak ve yorumlamak açısından önemli tespitlerde bulunarak şöyle diyordu: ‘Okyanusun ıssız bir yerinde, küçücük bir adada, ufacık bir topluluk İslâm’ı hayatına hâkim kılmak için bir araya gelse; bütün dünya bir araya gelerek bütün imkânlarını bu oluşumu boğmak için hiç tereddütsüz harcar.’ Bugün dünyada bazılarının anlamak istemediği ya da anlamakta zorlandığı cereyan eden olaylar bu cümlenin altında yatıyor.
Batı, kendi normlarına, kendi ürettiği ve dünyaya pazarladığı değerlerine göre olayları adlandırmakta, yaşananlara karşı tavır almak ve duruşunu belirlemekte güçlük çekmez. Ama öldürülenler Müslümanlar olunca, kıyam edenler Müslümanlar olunca, talepler İslâmî olunca, giden yol ümmetin bir araya gelmesi olunca, giden yol onların dayattığı maddi, fikri ve itikadi sınırları teker teker bertaraf etmek olunca o zaman Batı, Müslümanların üzerine saldırmaktan hiç geri kalmaz.
Haçlı ve Siyonist hâkimiyetin geriletilme imkânı, Müslümanların uyanması, kendi değerlerinin farkına varması ve bu değerler uğrunda mücadele ederek bir araya gelmesiyle mümkündür. Yıkılması gereken husus; belli bir anlaşma zemininde emperyalistlerin cetvelle çizdikleri ulus devletlerin sınırlarından ibaret değildir. Kalbimizde, aklımızda, ruhumuzda, ümmeti birbirinden ayıracak, birbirinden uzaklaştıracak her türlü yapay, İslâm ile alâkası olmayan ayrılık tohumlarını kalbimizden, ruhumuzdan, zihnimizden tamamen temizlemek ve uzaklaştırmak durumundayız. Bu bir Müslüman’ın ümmete yapacağı hizmetin ilk adımıdır. Ümmet şuurumuz ve ümmet duruşumuz maddi ve manevi bütün esaslarıyla mutlaka gerçekleştirilmek durumundadır. Müslümanlar artık korku duvarlarını aşmaktadır. Mısır’daki Müslümanların dik duruşu, İslâmî duruşu bunu göstermektedir ve biz bunların hepsini takdirle karşılıyoruz.”
Son olarak, ümmetin çektiği acıların Müslümanlar için hayırlı günlerin doğum sancıları olduğunu belirten hocamız erken doğumların sıkıntılarından Rabbimizin ümmet-i muhammedi korumasını dileyerek konuşmasına son verdi.



