SURİYE'NİN ÇOCUKLARI
Medeniyet Yöneticisi · 02.02.2017 · 6 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Tüm dünyanın hemen hemen en önemli ve en çok konuşulan gündem konularının başında olan Suriye, sosyal medya ve internet ağında günlük milyonlarca habere, neredeyse her gün büyük haber kanallarının konu başlıklarına, milyonlarca Youtube videoları izlenmelerine rağmen ülkenin ve dolayısıyla Suriye halkının çektiği acı ve eziyet haberlerdeki rakamlardan daha öteye geçebilmiş durumda değil.
2011 Mart ayında başlayan Suriye’deki savaştan dolayı şimdiye kadar 11 milyona yakın Suriyeli evlerini terk etmek zorunda kaldı. 13,5 milyona yakın insan acil insani yardıma muhtaç şekilde yaşamaya çalışmakta.
Ülkedeki iç durumdan dolayı topraklarını terk eden 4,8 milyon Suriyelilerin çoğunluğu Türkiye başta olmak üzere Lübnan, Ürdün, Mısır ve Irak bölgelerinde yerleşmiş durumda. 6,6 milyon ise Suriye içerisinde evlerini terkederek başka bölgelere yerleşmişlerdir.
Mülteci olmak sözlük anlamına göre ülkesini savaş, tehdit, açlık gibi nedenlerden dolayı terketmek zorunda kalanlara verilen isim. Bir mültecinin gözünde ise evinin, toprağının, yakınlarının özlemini ve hasretini çeken ama umutları başkalarının heva hevesleri uğruna yıkıma uğrayan yaşlı göz, kırık kalp demek.
Suriye’deki savaşın en karanlık yüzü on binlerce çocuğun yüreğinde ve gözlerinde yer etti. Cinsiyet ve yaş ayrımı yapmadan toplu kıyımlara ve işkencelere maruz kalanlar arasında maalesef çocuklar da oldu. Bir anda büyümek mecburiyetinde bırakılarak anne, baba ve kardeşlerinin kimi zaman tamamını kaybetmenin acısına katlanmak zorunda olan küçücük bedenler. Bir acıdan ötekine geçişi öğrenmeden yaşamanın resmidir bu. Tüm dünyanın duymasını istedikleri mesajı doğdukları eve topraklara geri dönebilmek. Her köşesinde ciğerlerine işleyen sızıya rağmen kopmak istemedikleri ve vatan dedikleri ülkelerinde yeniden yaşayabilmek. Tarih boyunca acıları yüreğinde gittikleri yerlere götürenlerin canlı anlatımlarından öğrendiğimiz şey o insanların ilerleyen yaşları, göğüslerinde taşıdıklarından daha büyük değil.
Suriye’yi o çocukların kendi gözlerinden ve küçük dünyalarından anlamak ve hissetmek gerek. Yaşadıklarını tasavvur etmemiz mümkün olmasa bile Suriye’nin anlatılandan daha dehşet kokan bir savaş meydanına dönüştüğünü görmemizi sağlayacaktır.
Aşağıda anlatılanlar Suriyeli çocukların canlı anlatımlarından derlenerek hazırlanmıştır.
Hasan (14 Yaşında)
Bir cenazeye katılmıştım. Önce bir roket sesi işittim, yüzlerce kişi o patlamada öldü. Amcamı ve kuzenimi de o patlamada kaybettim. Her yerde ölen kişilerin patlamış bedenleri vardı. Kiminin üzerinde başkasının kolu bacağı vardı. Camiye koştum orada da durum aynıydı. Yaralı olanları oradan çıkarmak için herkes sağa sola koşturuyordu. Bu katliamdan iki gün sonra köpeklerin cesetleri yediklerini gördüm. Caminin içi ve dışı tamamiyle ölmüş bedenlerle kaplıydı. Korkmuştum, hem de çok korkmuştum.
Tek kalan amcam ve kuzenimi de kaybedince hayatımdan ve kendimden nefret etmeye başladım. Kuzenimle kardeşten öte gibiydik. Her şeyimiz birdi. Her şeyi birlikte yapardık ve şimdi onu kaybettim. Evimiz isabet eden bombadan dolayı alevler içerisindeydi. Oraya girmek ve annemi babamı kurtarmak istediysem de alevlerin şiddetinden yaklaşamadım. Etrafta bakanlardan da kimse yardım edemedi. Evimiz kül hâlini aldığında çevrede duranlardan hiç kimse acı ve çaresizlikten dolayı ne bana ne de yanlarındakilere bakamıyordu.



