BAYRAMIN GÖLGESİNDE..
M. Beşir Eryarsoy · 01.08.2014 · 7 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026Bir Kurban Bayramı daha bizi gölgelendirmekte…
Bu bayramın gölgesinde ana hatlarıyla –kısmen de olsa- ümmet olarak bir muhasebe yapmamız ya da durumumuzu gözden geçirmemiz yerinde olur sanırım.
Manzaramızı bu münasebetle gözden geçirirken olumlu ve olumsuz yanlarıyla fotoğrafımızı doğru bir şekilde çekmek zorundayız. Yani doğru bir değerlendirme için vakıamızı doğru görmemiz ve sağlıklı değerlendirmemiz ihmal edilemez bir gerekliliktir.
Bayramın bizi gölgelendirmekte olduğunu söyledik. Cismin gölgesini ortaya çıkartan aydınlık kaynağı cisme yaklaştıkça gölge kısalır ve gölge bırakan cismin aydınlanan kısımları gittikçe artar ve netleşir. Biz de bu aydınlık kaynağının uzak halinden başlayarak gittikçe yaklaşmasına göre kendi manzaramızı görüp göstermeye gayret edeceğiz…
Yukarıdan bakıldığında dünya nüfusunun üçte birinden fazlasını teşkil eden, dünya coğrafyasının en verimli, yer altı ve yer üstü zenginlikleri itibariyle en değerli kaynaklara sahip, stratejik açıdan ve daha bir çok bakımdan en güzel ve üstün imkânları barındıran, Endonezya adalarından Fas’a, Yemen’den Kırım’a kadar uzanan muazzam bir coğrafya…
Babulmendep Boğazı, İstanbul ve Septe boğazları, Süveyş Kanalı gibi stratejik bakımdan oldukça önemli kilit noktaları bu coğrafyada…
Petrol, doğalgaz gibi enerji yatakları ve –birçoğunun en zengin rezervlerini barındırdığı- her türlü değerli madenin bulunduğu, tabii bitki örtüsü, canlı doğal zenginlikleri, karaları, ırmakları, denizleri, sahilleri, boğazları, iklimi ve daha birçok özelliği ile gıpta edilecek bir düzeyde imkânlara sahip bir ümmet coğrafyası…
Bu coğrafyanın bazılarına göre dezavantaj olarak değerlendirdikleri, bize göre potansiyel bir avantaj özelliğini her zaman koruyan bir de nüfus serveti vardır…
Bunlar sahip olduğumuz imkânlarımızın bir kısmı…
Peki, bu imkânların gücünü azaltan hatta sıfırlayan ve-maalesef büsbütün hükümsüz kılan, hatta zararla karşı karşıya bırakan- madalyonun diğer yüzüne bir göz atalım:
Cehalet, tembellik ve fakirlik… Dezavantajlarımızın başlıcaları ve diğer tüm olumsuzluklarımızın baş müsebbipleri…
Hâlbuki dinimiz, inancımız gereği bizden en uzak olması gereken üç hal…
Cehaletimiz sebebiyle Müslümanlara karşı beslediğimiz kinin, nefretin boyutlarının çokluğu, neredeyse kalplerimizde ve eylemlerimizde küffara karşı kine, nefrete yer bırakmadı…
Müslümanların kanını dökmekte tereddüt etmeyen kimselerle, ekiplerle, örgütlerle, İslam adını alan devletlerle, cumhuriyetlerle, Allah adına izafe edilen hizip lerle müptelâ olduk…
Cehaletimiz sebebiyle din ve can düşmanlarımız, bizi birbirimize düşürebildi, böldü, parçaladı, ulus devletlere, o da yetmedi, uluslar içi mezheplere ve eğilimlere göre bölme planlarını uygulayabildi. Planlarının eksik kalan kısımlarını tamamlamak için de her türlü habis hileyi denemeyi sürdürmekte…
Hazırladıkları senaryoları oynayacak hain yöneticiler, ahmak maşalar bulmakta da en ufak bir sıkıntı ile karşılamamaktadırlar… Yani başımızdaki yöneticilerin ihanetleri önderliğinde ve onların gaflet ve ihanetleri marifetiyle emperyalistlerin, -ya da küfür milletinin- başımıza örmek istedikleri her türlü çorabı örmelerini kolaylaştırmaktayız.



