ÖMER KÜÇÜKAĞA HOCAMIZ İLE - 23
Medeniyet Yöneticisi · 31.08.2018 · 9 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Medeniyet: Ziyaret esnasında kucağınıza tutuşturulan çocuk vardı. Ne yaptınız onu?
İlginç bir andı o. Ben çocuğu alıp kabre kadar gittim. Dua edip oradan ayrıldım. Daha önce de söylediğim gibi kabir başında İslâmî olmayan herhangi bir tavrımız olmadı. El sürmek, yüz sürmek, medet ummak vs. bunlar hiç olmadı, olmaz da. Annesi bunları istiyor olabilir belki, ama biz öyle bir şey yapamayız ki. Sonra kalabalığın arasından güçlükle sıyrılıp döndüm, çocuğu da İmam Rıza'nın kabrinde annesine teslim ettim.
Medeniyet: Kabirden çıktınız ve tekrar Meşhed'i gezmeye devam ettiniz…
Meşhed'i gezmeye devam ettik. Birkaç kez taksiye bindik, gideceğimiz yerlere otobüsle değil de taksiyle gidiyorduk. Şehir içinde dolmuş gibi çalışan taksiler vardı. Fiyatlar da bizdeki dolmuş ücretlerinden çok daha ucuzdu. Taksilere erkek ve kadının yan yana oturtulmadığı dikkatimi çekti. Daha önce erkek ve kadın hamamı ile alakalı olumsuz bir şeye dikkat çekmiştik, şimdi tam tersi olumlu bir şey var. Bütün İran hatıralarımda hep adaletli olmaya, hiç haksızlık yapmamaya çalışacağım. Taksilerde öne hanım oturuyorsa yanına erkek oturtmuyorlar. Çünkü taksilerde ön biraz dardır. Ön tarafta hanım oturuyorsa yanına hanım, erkek oturuyorsa erkek oturacak. Eğer hanım arkada oturuyorsa sağına soluna erkek oturamaz. Hanım kenarda oturacak ondan sonra erkekler oturabilirdi. Bunlar kendine göre birer tedbirdi. Bunlar güzel şeylerdi. Demek ki sistemde mahremiyete riayet etme duygusu var, ama birtakım yerlerde belli ki önleyemiyorlar.
O gün Meşhed'i gezdik. Ali beni uçakla gönderme sözü vermişti. Biz o gün bütün uçak bürolarını gezdik fakat asla benim gitmem gereken yere uçak bulamadık. O zaman şunu da öğrenmiş oldum. İran'da uçak fiyatları da çok ucuzdu. Dolayısıyla insanlar iç hatlarda önce uçağı tercih ediyorlar, eğer bilet bulamazlarsa otobüse geçiyorlardı. Çünkü aralarında fiyat farkı çok azdı. Bizde şu an uçağa binebilen fakir halk, İran'da daha 1990'larda binebiliyordu. İç hatlarda bilet bulabilmenin çok zor olduğunu sonradan öğrenmiştik. Ertesi gün biletin olduğunu söylediler ancak ben ertesi günü beklemek istemedim. Çünkü bir an önce gitmek istiyordum. Çok zor bir şekilde olsa da otobüs bileti bulduk.
Medeniyet: Nereye gidiyorsunuz?
Zahedan diye bir şehre gitmem gerekiyordu. Zahedan'a bulamadık fakat onun yakınındaki bir başka şehre giden otobüste yer bulduk. Ali ve beş altı arkadaşı beni yolcu etti. Görüşür, konuşuruz ümidiyle adreslerimizi almıştık ama sonraları görüşemedik.
İran halkı fakir olmasına rağmen seyahat edebiliyordu. Petrol çok ucuzdu ve herkesin eski de olsa arabası vardı, yeni arabalar ise çok yoktu. Arabalar 15 20 senelikti, çok eski arabalardı. Petrol çok ucuz olduğu için kendi arabalarına olsun otobüs ve uçaklara olsun binip rahatlıkla seyahat edebiliyorlardı.
Meşhed otogarından yola çıkıp Zahedan'a doğru ilerledik. Yolumuz çok uzundu. İran, toprak olarak çok büyük bir ülke. İran'ın toprak sahası zannederim Türkiye'nin iki katı. Dolayısıyla otobüsle yapılan yolculuklar, ülkenin bir ucundan diğer ucuna 40 50 saat sürebiliyor. Çünkü hem otobüsleri yeni değildi hem de yolları kötüydü. Şoförleri ve halkı bizim gibi aceleci değil, yavaşlar. Bizim halkımız dakiktir yine de. Saatlerine dikkat ederler İran halkına kıyasen. Mola yarım saatse yarım saattir. Çok fazla geçirmezler, otobüsü fazla bekletmezler. Ama oralar öyle değil. Bir saat mola verilmişse belki bu iki saate çıkabilir. Çünkü insanlar geç dönüyorlar, geç toparlanıyorlar. Kimse de birbirine kızmaz bu durumda. Bizde böyle bir şey olsa bağırıp çağırmalar, kavgalar olur sanırım.



