MORO MÜSLÜMANLARININ MÜCADELESİ
Medeniyet Yöneticisi · 09.08.2018 · 14 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Güneydoğu Asya'nın en verimli toprakları olan Moro'yu ve Morolu Müslümanları, İHH'nın daha çok insani diplomasi alanındaki çalışmalarını yürüten ve aynı zamanda İHH İnsani Yardım Vakfı Mütevelli Heyeti Başkan Vekili olan Sayın Hüseyin Oruç Bey ile konuştuk.
Çok faydalı bir sohbet gerçekleştirdiğimiz kanaatindeyiz. Sayın Oruç, sahayı yakından bilen bir araştırmacı. Verdiği bilgiler oldukça önemli. Röportajı beğenerek okuyacağınızı ümit ediyoruz.
Moro coğrafyası ve tarihi ile başlayalım dilerseniz…
Moro, Türkiye'de çok fazla bilinen bir coğrafya değil. Sadece isim olarak bilinir. Moro, Müslümanların uzun yıllardır dualarında sürekli olarak tekrar ettiği bir coğrafyadır. Moro ile arada bir gönül bağı vardır ancak coğrafi ve fiziksel olarak bağ çok fazla yoktur.
Bugün aslında Moro diye tabir ettiğimiz yer ile Filipinler devletinin güneyindeki bir bölgeyi kastediyoruz. Müslümanların yaşadıkları bu bölge daha önce varken ve Müslümanlar burada devlet sahibi iken Filipinler diye bir devlet yoktu. Böyle bir kargaşa içerisinde Moro'yu tarif ediyoruz. Moro, Filipinler devletinin güneyindeki Mindanao adasının bir kısmı ile Sula adasındaki üç büyük ada Tawi tawi, Sulu ve Basilan adalarının olduğu bölgedir. Coğrafi olarak sadece Filipinlerin değil Güneydoğu Asya'nın en verimli bölgeleridir. Tarihsel olarak da insanların ilk yerleştiği bölgedir. Bölge çok yoğun nüfus hareketliliği yaşamıştır. Yüzyılın başında Mindanao ve Sula adaları %70 80 Müslümanların yaşadığı bir coğrafya iken şimdi bu coğrafyada Müslümanların oranı %40'lara kadar düşmüştür. Bazı bölgelerinde yoğunluk olarak Müslümanlar yaşıyor ve Müslümanların yaşadığı bir otonom bölge de var. Bu otonom bölgesinde Müslümanların nüfusu biraz daha ağırlıktadır. Ama Mindanao adasındaki Müslümanların oranının genele bakıldığında yapılan göçler sebebiyle daha bir aşağıya düştüğü görülecektir.
Müslümanlardan başka hangi dinî çevreler var?
Filipinler dini açıdan üç kategoride sınıflandırılmaktadır: Müslümanlar, Hristiyanlar ve yerel dinlere inanan “İndigenous” dedikleri insanlar. Bölgeye ilk gelen din İslâm olmuştur. İslâm bölgeye ilk geldiğinde insanların tamamı doğa dinlerine tapmaktaydı.
Bölgeye ilk gelen Müslümanların yaptıkları çalışmalar sonrasında İslâm'ı seçenler burada davet çalışmasında bulunmuştur. İspanyolların işgalleri sırasında bölgeye gelen Hristiyanlar, yürüttükleri misyonerlik çalışmalarıyla Hristiyanlığın yayılması için çalışmışlardır. IP dedikleri “İndigenous” olanların oranı da Müslüman olanların oranı da Hristiyanlara göre daha az. 100 milyon civarındaki Filipin nüfusunun içerisinde Müslümanların oranı %10 civarındadır. Müslümanlar bu oranın biraz daha fazla devlet ise daha az olduğunu söylüyor. Filipinler devletine göre 10 12 milyon, Müslümanların kendi söylemine göre 15 milyona yakın bir Müslüman yaşıyor. Yerel dinlere inananların oranı ise %2 3 şeklinde ifade edilmektedir. Geri kalan kısım ise Hristiyan. Hristiyanların büyük bir kısmı da Katolik'tir. Hristiyanları tek bir çatı altında söylüyoruz ancak Hristiyanlıktaki mezhepler birbirinden farklı birer dine dönüşmüş yapıdadır. Katolik mezhebinde olanların yanı sıra Evangelistler de özellikle son dönemde çok hızlı bir yükseliş içerisinde olmuştur. Son 30 40 yıl içerisindeki yükseliş ile Hristiyan nüfus içerisindeki Evangelist oranının %12'ye geldiği söyleniyor. Bir de Filipinlerin kendine mahsus İklesiya dedikleri bir mezhebi var. Bu mezhebin de hem siyasette hem ticarette çok ciddi manada etkisi bulunmaktadır.



